Muzik calici calismiyor


YOLSUZLUK

Aile Boyu Sigorta Üçkağıdı

“İktidara geldiğimizde soymayacağız, soydurmayacağız” diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisi, “SSK’daki yolsuzluklar”dan “Rahşan Affı” ile kurtuldu. 10 aylık torunu Duru, usûlsüz şekilde sigorta ettirildi.

14 yaşındaki oğlu Kerem, hem de ilköğretim öğrencisi iken sigorta ettirildi! Ne ilginçtir ki; Kerem’i “sigorta” ettiren Ekinciler Holding, Kerem’in ablaları Zeynep ve Azime’yi de sigorta ettirmiş, hem de “birer ay” çalışmış göstererek! Kılıçdaroğlu, bu işlerde bir “üçkağıt” olup-olmadığını açıklamalı, ya da dürüstlük edebiyatını bırakmalı!

LİSE ÖĞRENCİSİYKEN İŞE GİRMİŞ

Vakit’in ele geçirdiği SSK dökümlerine göre Kılıçdaroğlu’nun küçük kızı 1979 doğumlu Zeynep Kılıçdaroğlu’na henüz 17 yaşında iken Ekinciler Holding’te sigortalı olduğu ortaya çıktı. 3402199619167 SSK sicil nolu Zeynep Kılıçdaroğlu’nun kayıtlarına göre 10.06.1996 tarihinde işe giriş yaptığı, 1 ay sonra, yani 10.07.1996 tarihinde ise işten ayrıldığı görülüyor. Üstelik Zeynep Kılıçdaroğlu, okulların açık olduğu o tarihlerde Ankara’da lise öğrencisi, Ekinciler Holding ise İstanbul’da bulunuyor.

AZİME DE EKİNCİLER HOLDİNG’TEN SİGORTALI

Kemal Kılıçdaroğlu’nun büyük kızı 1976 doğumlu Azime Aslı Nadir Kılıçdaroğlu’nun da 1995 yılında henüz 19 yaşında iken ve ne hikmetse yine Ekinciler Holding bünyesinde sigortalı olduğu ortaya çıktı. 3402199507899 SSK sicil nolu Azime Aslı Nadir Kılıçdaroğlu’nun kayıtlarına göre 01.04.1995 tarihinde işe girdiği, yine 1 ay sonra, yani 30.04.1995 tarihinde işten çıktığı görülüyor. Buna göre Azime Aslı Nadir Kılıçdaroğlu’nun hem Ankara’da okulda okuduğu, hem de İstanbul’da 1 ay kadar çalıştığı anlaşılıyor.

SORULARDAN KAÇTILAR

Kılıçdaroğlu’nun kızları, haklarındaki iddialarla ilgili sorularımızdan kaçtı. Azime Aslı ve Zeynep Kılıçdaroğlu kardeşler, “İlk sigortanız ne zaman ve nerede yapıldı?, 1996 yılında Ankara’da öğrenci değil miydiniz?, İstanbul’da mı, Ankara’da mı çalıştınız? Ne iş yaptınız?” şeklindeki sorulara, sanki anlaşmışlar gibi “Bu konularla ilgilenmiyorum. Yorum yapmak istemiyorum. Size iyi günler” diyerek telefonu kapattılar.

SİGORTALARI YAKIN ARKADAŞ YAPMIŞ!

Kılıçdaroğlu’nun çocuklarının sigorta işlerini yapan kişinin Ekinciler Holding Mali İşler Koordinatörü Ramazan Aktaş olduğu ortaya çıktı. Aktaş, Kılıçdaroğlu’nun hem üniversiteden, hem de Hesap Uzmanlığı döneminden çok yakın arkadaşı. Aktaş, emekli olduktan sonra Ekinciler Holding’e Mali İşler Koordinatörü olarak işe girdi. Vakit’e konuşan Aktaş, Kılıçdaroğlu’nun çocuklarının sigorta işlerini kendisinin yaptığını kabul etti. Azime ve Zeynep’in İstanbul’da stajyer olarak çalıştığını iddia eden Aktaş, kızların nerede çalıştığı ve öğrenci olup olmadıkları sorularını geçiştirerek, cevap verdi. CHP Grup Başkanvekili iken 10 Ekim 2009 tarihinde, yakın arkadaşı Ramazan Aktaş’ın Burdur’un Askeriye Köyü’nde oturan ailesini ziyaret etmiş ve Aktaş’ın anne ve babasının elini öpmüştü.

AMAÇ, KIYAK EMEKLİLİK!

Kılıçdaroğlu’nun kızlarını henüz lise öğrencisi iken sigortalı yaptırmasının ardında kıyak emeklilik amacının yattığı belirtiliyor. Kılıçdaroğlu’nun SSK eski Genel Müdürü olması hasebiyle mevzuatı iyi bildiği ve böyle bir yola başvurduğu belirtiliyor. Yasalara göre hayali çalışma ve sahte sigortalılık gibi usûlsüzlükler suç teşkil ediyor. Sigortalının fiilen çalışan olmadığının tespiti halinde işveren ve işçiler hakkında sahtecilik ve usûlsüzlük iddiasıyla suç duyurusunda bulunuluyor. Usûlsüzlüğün tespit edilmesi halinde ise sigortaların iptal edilmesi, yapılan masrafların talep edilmesi ve para cezası söz konusu. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), geçtiğimiz günlerde Kılıçdaroğlu’nun oğlu Kerem’in 14 yaşında Ankara’da ilköğretim öğrencisiyken, İstanbul’da bir şirkette çalışıyor gösterilerek sigortalı yapılmasını incelemeye almıştı. Kılıçdaroğlu’nun usûlsüzce sigortalatılan kızlarının da incelenebileceği belirtiliyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Müzisyen Oğlu Kerem Kılıçdaroğlu

DÜRÜST İMAJI YERLE BİR OLDU

“İktidara geldiğimiz zaman soymayacağız. Soydurmayacağız. Zenginleşmeyeceğiz. Boğazımızdan haram lokma geçmeyecek” diyen Kılıçdaroğlu’nun, SSK Genel Müdürü olduğu dönemdeki “yolsuzluk”larla ilgili davalardan “Rahşan Affı” ile kurtulduğu biliniyor. Aynı Kılıçdaroğlu’nun; çocuklarını her defasında Ekinciler Holding’te usûlsüz sigortalı yaptırdığının ortaya çıkması, kamuoyunda oluşturulan dürüst imajını yerle bir etti. Kılıçdaroğlu’nun henüz 14 yaşındaki oğlu Kerem ve 10 aylık torunu Duru Nadir’in de usûlsüzce sigortalı yapıldığı ortaya çıkmıştı.

(Hasan Tosun, Vakit, Ağustos 2010)

Halkı İçin Sırılsıklam Islanan Kemal Kılıçdaroğlu!

Generallere Ait Lojman Telefon Faturaları

Her geçen gün saldırılara uğrayan karakolların yenilenememesine, bütçe yetersizliği mazeret gösterilirken TSK’nın bütçesinin nerelerde kullanıldığı ortaya çıktı. İşte skandal belgeler.

Sayıştay Başkanlığı uzman denetçileri tarafından Haziran – Temmuz 2000 ayları arasında yapılan denetlemede, Harp Akademileri Komutanlığı’nda yapılan büyük bir yolsuzluk tespit edildi.

Üst düzey komuta kademesi hariç, generallere ait lojman telefonlarının faturalarının ödemelerinin kurum tarafından yapılmaması gerekirken, yüksek tutarlı faturaların devlet ödenekleri tarafından karşılandığı belgelendi.

Kullandığı lojmandaki ev telefonunun faturasını haksız yere devlete ödeten personelden birinin de eski Hava Kuvvetleri Komutanı Org. İbrahim Fırtına olduğu belgelendi.

İbrahim Fırtına

Balyoz davasında adı geçen Org. Fırtına’nın Korgeneral rütbesiyle Eskişehir 1. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı’nda görevli olduğu dönemde kullandığı lojmanın faturasını devlete ödettiği belirlendi.

1999 yılında birçok rütbeli personelin, belirlenen fatura kotalarını aşması ve bu faturaların fazlalıklarıyla birlikte devlet ödenekleri tarafından ödendiği öğrenildi.

Haziran ve Temmuz ayları arasında, denetçiler tarafından ortaya çıkarılan fazla faturaların tutarları 760.471.000 TL’yi buluyor.

Ev telefonlarını devlete haksız yere ödettikleri belgelenen bazı komutanlar şöyle: Korg. Erdinç Demirbilek, Tümg. Hayri Güneriş, Tümg. İlker Güven.

İlker Güven

Her geçen gün saldırılara uğrayan karakolların, neden yenilenmediği sorusuna TSK’nın bütçe yetersizliği cevabını vererek geçiştirmesi, bütçenin nerelerde kullanıldığı sorusunu akıllara getiriyordu.

Orduevlerindeki giderler birçok kez tartışma konusu olmuştu. Orduevlerindeki lüks yaşantının yanı sıra şimdi de yüksek meblağlı telefon faturalarının ödenmesi ordu bütçesinin ne şekilde kullanıldığını bir kez daha gündeme getirdi.

(www.aktifhaber.com)

Asker Çocuklarının Askerlikleri

Vakit’in ele geçirdiği bilgilere göre çok sayıda üst düzey subayın çocukları ikametgâhının bulunduğu ilde askerlik yapmış. Babasının görevli olduğu ilde bile askerlik görevini yapan şanslı subay çocukları var.

Listede Türkiye’nin çok yakından tanıdığı isimler bulunuyor. Korgeneral Aslan Güner’in, Tuğgeneral Galip Mendi’nin, Tümgeneral Süleyman Baysal’ın ve emekli Orgeneral Ergin Saygun’un oğlu bizzat babalarının görev yaptığı ilde vatani görevlerini yapmışlar. Üstelik bu iller İstanbul, Ankara ve İzmir gibi terör bölgelerinden çok uzak yerler. Korgeneral Abdullah Atay’ın iki, Tümgeneral Ahmet Yavuz’un, Tümgeneral Gürbüz Kaya’nın, Org. İsmail Koçman’ın oğulları da ikametgâhlarında askerlik yapan askerler arasında yer almışlar. Ergenekon sanığı Saldıray Berk’in yeğeni Baturay Berk de ikametgâhı olan İstanbul’da askerlik yapmış. Listede daha birçok general ve torpilli yerde askerlik yapan yakınları bulunuyor.

Askerlik görevlerini babalarının dizi dibinde veya ikametgâhlarının bulunduğu illerde askerlik görevini yapan şanslı askerlerden bazıları şöyle:

12 yakını vatani görevini torpilli denilebilecek yerlerde yapan Korgeneral Abdullah Atay’ın iki akrabası kendi ikametgâhlarında askerlik yapmış. Paşanın karısının Yeğeni Aydın Türköz ikametgâhı Diyarbakır’da, Yeğeni Alpay Atay ise yine ikametgâhı olan Ankara’da.

5 yakını kıyak yerlerde askere alınan Tümgeneral Abdullah Dalay’ın Teyzeoğlu İsmail Dalay ikametgâhı olan Balıkesir’de askerlik yapmış.

Tümgeneral Abdullah Recep’in damadı Başar Demirel ikametgâhı olan Ankara’da vatani görevini gerçekleştirmiş. 9 yakını olan Tümgeneral Abdullah Yaşar Cihansız’ın yeğeni Mahir Alper Kılıçay tüm askerliğini Ankara’da, yeğeni Murat Çıtak Ankara’da, kız kardeşinin damadı Davut Özlem yine tüm askerliğini Ankara’da, yeğeni İbrahim Mert Çelebi ikametgâhı olan Ankara’da askerlik görevini yapmış.

ASLAN GÜNER’İN OĞLU’DA BABASININ YANINDA

5 yakını rahat yerlere verilen Tümgeneral Ahmet Yavuz’un oğlu Mehmet Selim Yavuz ikametgâhı olan Tekirdağ’da, 11 yakınıyla listede yer alan Korgeneral Aslan Güner’in yeğenleri Mustafa Güner ile Ali Haydar Güner, Şevki Güner, Aslan Güner, askerliklerini İstanbul ve Ankara’da, erkek kardeşinin damadı Mustafa Orhan askerliğini ikametgâhı olan Ankara’da, oğlu Alper Güner ise babasının yanında İstanbul Kuleli Askeri Lisesi’inde, diğer bir yeğeni İsmail Güner tüm askerliğini İzmir’de askerlik görevini yapmış.

Aslan Güner

ERGİN SAYGUN DA EVLADINDAN AYRILMAMIŞ

Listede 3 yakınıyla yer alan Tuğgeneral Azmi Utfan Cinek’in yeğeni Celal Kansu tüm askerliğini Ankara’da, erkek kardeşi Hakan Hamza Cinek İstanbul’da, teyzesinin oğlu Nurettin Şahin İzmir’de, Em. Orgeneral Ergun Saygun’un oğlu Tolga Saygun usta birliğini babasının görev yaptığı Ankara Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda, acemi birliğini ise İstanbul Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda yapmış. O sırada babasının görevi Genelkurmay Stratejik Dair Başkanlığıydı. Listede 3 yakınıyla yer alan Galip Mendi’nin amcasının oğlu Mehmet Refik Mendi ikametgâhı olan İstanbul’da, Tuğgeneral Göktürk Gökbayrak’ın kayın biraderi Nusret Hakan Mergen ikametgâhı olan İzmir’de, Tümgeneral Gürbüz Kayan’ın yeğeni Özen Kaya ikametgâhı İzmir’de askerliğini yapmışlar.

Ergin Saygun

IĞSIZ PAŞA’NIN YAKINLARI DA İKAMETGÂHLARINDA ASKERLİK YAPMIŞLAR

4 yakınıyla listede yer alan Hasan Iğsız’ın teyzesinin oğlu Mert Omay, dayısının oğlu Enis Çora Ankara’da, diğer bir teyze oğlu Bülent Omay ikametgâhı olan İzmir’de, 6 yakınıyla listede yer alan Korgeneral Hasan Memişoğlu’nun oğlu Mehmet Memişoğlu, erkek kardeşinin damadı Mustafa Kuru Ankara’da, yeğenleri Cem Kunt ile Cenk Kunt İzmir’de, Tümgeneral Hüseyin Kenan Hüsnüoğlu’nun bacanağı Mehmet Zeki Abidinoğlu Antalya’da, kayın biraderi Hasan Tahsin İnanç İzmir’de ikametgâhlarında vatani görevlerini yapmışlar.

Hasan Iğsız

YAŞAR PAŞANIN 9 YAKINI VAR

9 yakınıyla listede yer alan Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın damadı Ercan Caymaz ikametgâhı olan İstanbul’da, damadının erkek kardeşi Erhan Caymaz ikametgâhı olan İstanbul’da, 3 yakınıyla listede olan Tümgeneral Hüsmen Akdeniz’in erkek kardeşinin damadı Hasan Aydık ikametgâhı olan Kırklareli’nde, Tümgeneral İsmail Çelikbaş’ın yeğeni Kadir Gencay tüm askerliğini Ankara’da, Tümgeneral Kenan Koçak’ın dayısını oğlu Şükrü Aksungur tüm askerliğini İzmir’de askerlik yapmışlar. 4 yakınıyla listede yer alan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un yeğenleri İskender Özkuş, Kerem Özkuş Ankara’da, teyzesinin oğlu Ardan Er ile eşinin yeğeni Aykut Çarmıklı ikametgâhları olan İstanbul’da askerlik yapmışlar.

Yaşar Büyükanıt

BERK DE LİSTEDE

5 yakınıyla listede olan Korgeneral Saldıray Berk’in yeğeni Baturay Berk ikametgâhı olan İstanbul’da, halasının oğlu Umut Çağrı Çankaya İzmir’de, amcasının oğlu Tolga Berk İstanbul’da, Haydar Berk Ankara’da, Korgeneral Muzaffer Şen’in yeğeni Ferhat Şen ikametgâhı olan İzmir’de, diğer bir yeğeni Sinan Cengiz İzmir’de, Tümgeneral Naim Babunoğlu’nun yeğeni Ümit Alıcı ikametgâhı olan İstanbul’da, Tuğgeneral Raşit Atilla Önkök’ün yeğeni Kayacan Kavruk ikametgâhı olan İstanbul’da, kayın biraderi Tansu Bozkurt İstanbul’da askerlik yapmışlar.

Saldıray Berk

9 yakınıyla listede yer alan Korgeneral Selahattin Uğurlu’nun oğlu Burçin Uğurlu ikametgâhı olan İstanbul’da, kayın biraderi Emrah Çapa Balıkesir’de, Tuğgeneral Süleyman Baysal’ın oğlu Bora Baysal ikametgâhı olan Ankara’da babasının yanında, Tuğgeneral Şenol Alpaslan’ın erkek kardeşi Birol Alpaslan ikametgahı olan Ankara’da, Tuğgeneral Tahir Bekiroğlu’nun amcasının oğlu Müjdat Bekiroğlu Ankara’da, Altı yakınıyla listede olan Tuğgeneral Taner Düvenci’nin kardeşi Tuncer Düvencı ikametgahı olan İstanbul’da Tümgeneral Tevfik Özkılıç’ın amcasının oğlu Hayri Özkılıç ikametgahı olan İstanbul’da, yeğeni Öke İsmet Özkılıç İstanbul’da, eşinin yeğeni Mehmet Miraz Polat İzmir’de, Tümgeneral Ümit Dündar’ın oğlu Özgür Saim Dündar ile kardeşi Ufuk Dündar askerliklerini İzmir’de yaptı. Korgeneral Yalçın Ataman’ın oğlu Erkin Ataman Ankara’da, Tümgeneral Yurdaer Olcan’ın eşinin yeğenleri Ali Bektaşoğlu ile Olcay Bektaşoğlu İzmir’de, teyzesinin oğlu Durul Tosunçolak ikametgâhı olan İstanbul’da askerlik yapmışlar.

(Vakit, Haziran 2010)

GDO’culardan Tarım Bürokrasisine Rüşvet

GDO’lu pamuk tohumunda dünya lideri olan ve Terminatör Geni’ni geliştiren ABD’li şirket DPL, 2001 – 2007 döneminde Tanm Bakanlığı memurlarına rüşvet vererek denetimleri engellediği ortaya çıktı.

Genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) yönelik tartışmalar devam ederken, GDO’lu pamuk tohumunda dünyanın en büyüğü olan ve Terminatör Geni’ni geliştiren şirket olarak anılan ABD’li Delta & Pine Land’in (DPL) Türk iştiraki Deltapine’m Türkiye’de Tarım Bakanlığı memurlarına 2001 – 2007 döneminde rüşvet verdiği ortaya çıktı.

Rüşvetin iki nedeni vardı: Birincisi, tarlalarda denetim yapılmasını engellemekti. Sözleşmeli çiftçilerin Türk Deltapine için ürettiği pamuk tohumlarının yetiştiği tarlaların, tohumlar şirkete verilmeden önce Tarım Bakanlığı tarafından denetlenmesi gerekiyordu. Şirketin verdiği rüşvetlerle denetimler yapılmadı. Denetim raporları masa başmda hazırlandı. Rüşvetin diğer nedeni ise tohumların ihracatı için Tarım Bakanlığı laboratuvarlarında yapılacak numune analizleri sonrası sertifika alınması gerekliliğiydi. Rüşvetle numune tohumların analiz öncesi şart olan kimyasal ve paketleme işlemlerinden geçmeden laboratuvarlara gitmeleri sağlandı.

SEC BELGESİNDE ORTAYA ÇIKTI

Skandal, Türkiye’de değil; ABD’de ortaya çıktı. Tarım Bakanlığı memurlarına verilen rüşvetin hikâyesi ABD’nin sermaye piyasaları kurumu olan SEC’in belgelerine yansıdı. 2007 yılında DPL, GDO’lu ürün pazarmda dünyada hâkim kabul edilen Monsanto’ya satıldı. Monsanto, satm alma öncesinde şirkette yaptığı incelemelerde Türkiye’de rüşvet dağıtıldığını gördü. ABD’de şirketlerin yabancı devlet yöneticilerine ve memurlanna rüşvet vermesini yasaklayan FCPA Yasası uyarınca kendi döneminde skandalin ortaya çıkması halinde hukuki sorunlar yaşayacağım dikkate alan Monsanto, SEC’e durumu ihbar etti. Şirket de artık satılıyor olduğu için bütün bilgileri SEC’e verdi. Sonuçta DPL, 300 bin dolar ceza ödemeyi ve iki yıl boyunca bağımsız bir kurum tarafından iyi yönetişim bakımından denetlenmeyi kabul etti.

RÜŞVET YÖNTEMİ

Rüşvet miktarı belirtilmemekle birlikte, bir seferinde memurlar için toplam 43 bin dolarlık seyahat, buzdolabı, ofis mobilyaları, bilgisayar masrafı yapıldığı SEC belgelerinde geçti. Şirketin muhasebe kayıtlarında memurlara verilen rüşvet, “hamallık ücreti” olarak geçti. Rüşvetin memurlara nasıl dağıtıldığı da anlatıldı. 2004 yılına kadar rüşvet, doğrudan Türk Deltapine tarafından ödendi. 2004 yılında DPL durumdan haberdar olunca, Türkiye’ye incelemeye gelindi. Türkiye’deki çalışanlardan rüşvet yönteminin değiştirilmesi istendi. Bunun üzerine Türk Deltapine, tedarikçisi bir kimya şirketinden rüşvetleri kendi adına ödemesini istedi. Kimya şirketi, Türk Deltapine’a sattığı malların faturalarına yaptığı ödeme kadar fiyat ve yüzde 10 komisyon ekledi.

‘Sen nerde yaşıyorsun? Rüşvet değil hediye’

Türk Dertapine’ın artık bütün faaliyetleri Monsanto tarafından yürütülüyor ve varlığını tabela şirketi olarak sürdürüyor. 2007′de şirketten istifa eden Genel Müdür Hasan Yener, SEC belgelerindeki ifadeler için “Rüşvet değil, hediyeydi. ABD’nin kendi iç işleyişi nedeniyle orada bildirildi” dedi. “Kendi ifadenizle hediye verilmesinin nedeni nedir?” sorumuz üzerine Yener, “Sen hangi ülkede yaşıyorsun? Bunu bütün şirketler yapıyor. Türkiye’de yaşıyoruz, devlet dairelerine hediye verilir” diye konuştu. GDO’İu tohum üretimine yönelik rüşvet söz konusu olup olmadığı sorusunu da Yener, “Biz GDO’İu tohum hiç üretmedik. Şirketin konvansiyonel tohum merkeziydik. Yunanistan gibi bu konuda sıkı denetimi olan bir pazara ihracat yapıyorduk. Lobisi yapıldı ama devlet AB yüzünden kabul etmedi” diye konuştu.

GDO’lu tarımda en çok korkulan konulann başında ‘terminatör geni’ ile donatılmış tohumlar geliyor. Bu tohumlar diğer GDO’lu tohumlarda da olduğu gibi hem çevre koşullan hem de haşerelere karşı son derece dayanıklı. Ancak terminatör genli tohumların marifeti bununla sınırlı değil. Bu tohumlar hasat esnasında yeni tohum açığa çıkarmadan olgunlaşıyor. Böylece bu tohumu bir kez alan çiftçi her yıl yeniden tohum almak zorunda kalıyor. Aynı şekilde diğer tarlalara sıçradığında hızla gelişen bu tohumun doğal temelli tohumları da yok etmesinden endişe ediliyor. Delta Pine Land, Monsanto tarafından satın alınmadan önce Türkiye’nin yanı sıra Pakistan, Çin, Hindistan gibi önemli pamuk üreticisi ülkelerde faaliyet gösteriyordu. Satın alma operasyonu sivil toplum tarafından GDO’İu pamuk tekeli oluşacağı gerekçesiyle eleştirilmişti.

GDO’lu çıkarsa iç piyasaya veriyorduk

İsminin açıklanmasını istemeyen eski bir çalı ise her ne kadar rüşvet verme sebeplerinin GDO ile bir ilgisi olmasa da, GDO’İu tohumlar ürettiklerini söyledi. Çalışan şunları söyledi: “GDO’İu tohumlar vardı. Zaten bizim kendi testlerimizi geçemezse, ihracata değil iç piyasaya veriyorduk. Bu konuda Tarım Bakanlığı denetimi yoktu. Tarlalardaki tohumların sertifika alabilmesi için yapılacak denetimler uzun sürüyordu. Bazı tarlalarda yakın mesafede başka pamuk tarlası olmaması şartını karşılamıyordu. Rüşvet bunun için veriliyordu.”

(Seçkin Ürey, Habertürk, 11.2009)

Askerin Nezdinde 7.5 Trilyon Mercimek Tanesi

Org. Eruygur’un görevde olduğu dönemde harcanan örtülü ödenek ile ilgili ifade veren paşa, Karun gibi konuştu. Korgeneral Kılınç, hesabı verilemeyen 7.5 trilyon için, “mercimek tanesi” ifadesini kullandı.

Emekli Orgeneral Şener Eruygur’un Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde örtülü ödenekten nereye harcandığı tespit edilemeyen 7.5 trilyonla ilgili soruşturma sürerken, kamuoyunda ve basında bu konuda ilginç tartışmalar da yapılıyor. Ergenekon çevreleri paranın küçük bir miktar olduğunu iddia etmelerine rağmen, bu miktarın nereye harcandığına herhangi bir izah getiremiyorlar. Öte yandan örtülü ödenekten kullanılan parayla ilgili çok ilginç hesaplar da yapılmaya başlandı.

KORGENERALE GÖRE MERCİMEK KADAR BİR PARA

Emekli Org. Şener Eruygur’un Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde örtülü ödenekten harcanan 7.5 milyon, yani eski parayla 7.5 trilyon liranın akıbeti üzerindeki sis perdesi halen aralanamadı. Ancak Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne gelerek ifade veren emekli Korgeneral Hakkı Kılınç’ın adliye çıkışında sarf ettiği “Mercimek tanesi kadar olay yokken siz büyüttünüz” şeklindeki sözleri vergi mükelleflerinin tepkisine yol açtı.

Hakkı Kılınç

7.5 TRİLYON NE ANLAMA GELİYOR?

2004 yılı vergi rakamları dikkate alındığında, 7.5 trilyonun hiç de mercimek kadar olmadığı ortaya çıkıyor. Halkın vergilerinden kesilen söz konusu para Örtülü Ödenek’ten ilgili kişilerin hesabına yattığı dönemde, emekçi kesimin ödediği vergi miktarları, bu paranın “mercimek büyüklüğünde” olmadığını rakamsal olarak ortaya koyuyor. Asgari ücretlilerin 2004′te aylık ödedikleri vergi miktarı 65 lira, yıllık ödedikleri vergi ise 750 lira. Tam 10 bin asgari ücretliden ancak bir yılda alınabilen vergiyi, ilgili soruşturmada bahsi geçen kimselerin tek kalemde harcadıkları gözüküyor. Yani 120 bin ücretliden 1 ayda kesilen para bu harcamayı ancak karşılayabiliyor.

(Zaman, Ocak 2010)

Temizöz’ün Avukatına Şeker Kıyak

Kayseri Şeker Fabrikası’ndan, Diyarbakır’da görülen faili meçhuller davasında tutuklu yargılanan Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz’ün avukatı Mustafa Olcayto Özhan’a çeşitli tarihlerde milyonlarca lira aktarıldığı belirlendi. Yönetim Kurulu kararıyla, sadece geçtiğimiz yıl ocak ayında Özhan’a ödenen para KDV ve stopaj hariç 1 milyon 760 bin lira olarak kayıtlara geçti.

Cemal Temizöz

Albay Cemal Temizöz’ün, faili meçhul cinayetler sebebiyle Diyarbakır’daki yargılaması devam ederken, avukatı Mustafa Olcayto Özhan hakkkında da ilginç iddialar gündeme geldi. Özhan’a, hukuk müşavirliğini yaptığı Kayseri Şeker Fabrikası’ndan dikkat çekici miktarlarda ödeme yapıldığı öğrenildi. Alınan bilgilere göre, kooperatif usulü çok ortaklı bir yapıya sahip olan fabrikadan Özhan’a verilen para milyonlarca lirayı buluyor. 19 Ocak 2009 tarihli yönetim kurulu kararıyla avukata, KDV ve stopaj hariç 1 milyon 760 bin lira ödenmiş. Yaklaşık yüzde 35′lik artırıma tekabül eden vergiler dahil edildiğinde miktar 2 milyonun üzerine çıkıyor. Önceki yıllara ait ödeme miktarları da oldukça yüksek. Örneğin 19 Ocak 2006 tarihli yönetim kurulu kararında Mustafa Olcayto Özhan’a vergi hariç 795 bin, ortağı Atilla Ersoylu’ya da yine 795 bin lira ödenmesi kararlaştırılıyor. Ödemelerle ilgili çeşitli tarihlere ait çok sayıda yönetim kurulu kararı bulunuyor.

Olcayto Özhan

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahke-mesi’nde devam eden faili meçhuller davasında 9 kez müebbet hapis talebi ile yargılanan Albay Cemal Temizöz’ün bazı avukat masrafları, Jandarma Genel Komutanlığı bütçesinden karşılanıyor. Diğer avukatlarının ilişkileri ise dikkat çekiyor. Temizöz’ün avukatlarından Mustafa Olcayto Özhan, daha önce Ergenekon soruşturması çerçevesinde gündeme gelen kooperatif usulü çok ortaklı bir yapıya sahip olan Kayseri Şeker Fabrikası’nın hukuk müşavirliğini de yürütüyor. Özhan’a ödenen rakamlar ise dikkat çekici. 19 Ocak 2009 tarihli şirket yönetim kurulu kararında Özhan’a KDV ve stopaj hariç 1 milyon 760 bin lira ödenmesi kararlaştırılıyor. Özhan’a yapılan ödemelerle ilgili çeşitli tarihlere ait çok sayıda yönetim kurulu kararı bulunuyor.

Temizöz’ün avukatına yüklü meblağlar aktarılan Kayseri Şeker Fabrikası, binlerce çiftçinin iştirakine dayanan bir kooperatif şirketi. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Ali Özışık ise ilginç bağlantıları ve ilişkileri ile dikkat çekiyor. İbrahim Şahin’e ait ajandada “Kayseri Pancar Kooperatifleri Başkanı V.A.” diye söz edilen şahsın da Vedat Ali Özışık olduğu iddia ediliyor. Şahin’in ajandasında V.A.’nın Mehmet Ağar, Susurluk’tan hüküm giyen Korkut Eken ve eski MİT müsteşar yardımcısı Mehmet Eymür ile olan ilişkisine atıf yapılarak bu kişilere para aktardığı bilgisi yer alıyor. Şahin’in ajandasında yer alan iddialar şöyle: “Ağar-Eken-Eymür ortak hareket ediyor! Kayseri Pancar Kooperatifleri Başkanı V.A.’nın Suriye ilişkisini MİT biliyor. E. Albay Musa ve Eymür ekibi, kendisinden devamlı para alıyor. 40 milyar Musa aldı. MİT biliyor. Eken-Kürt Ahmet-Peker-Eymür-İst. mafya para tahsilatı-Ben bizzat müdahale edince kaçtı. Süleyman Ağar-Alman istihbaratının maden şirketinde (İst.) çalışıyor. Eken-Cantürk olayında Menteş’ten kaçtı. Hiçbir operasyona girmedi. Ağar’ın hiçbir operasyondan haberi olmadı. Sonradan duydu.”

İbrahim Şahin’in “Komutanlarla irtibatımı sağladı.” dediği Ergenekon sanığı Fatma Cengiz, ifadesinde, Şahin’in Kayseri’de düzenlediği toplantı ve otel masraflarının Vedat Ali Özışık tarafından karşılandığını anlatmıştı.

Vedat Ali Özışık ise Cemal Temiz-öz’ün avukatlarına ödenen paraların yasal avukatlık hakları olduğunu söyledi. Fatma Cengiz’i hiç tanımadığını belirten Özışık, İbrahim Şahin’i ise bir kez Kayseri’ye geldiğinde televizyondan gördüğünü kaydetti. Özışık, İbrahim Şahin Kayseri’ye geldiğinde masraflarını karşıladığı yönündeki iddiaları da yalanladı.

(Zaman, 12-2009)

28 Şubat Tanığından Şok Sözler

28 Şubat sürecinde, Refahyol ortağı DYP’den ayrılarak Anavatan’a geçen Çanakkale eski Milletvekili Dr. Hikmet Aydın; “suikast”, “darbe”, “tarassut” tartışmalarının gündeme yerleştiği şu günlerde çarpıcı açıklamalar yaptı.

Hikmet Aydın

“28 Şubat sürecinin kirli ilişkilerini biliyorum; davet edin, anlatayım”

“Refahyol”dan ayrılıp ANAP’a, hırsızların içine gitmek benim için en büyük zül olmuştur. Bizler, Anadolu’dan kopup kötü yola düşürülen kızlar gibi olduk” diyen Aydın’ın, Cumhuriyet Savcılarına bir mesajı var: “O günlerde son derece çirkin olaylar oldu. Bunların büyük bölümünü biliyorum. Yüreği yeten ve o karanlık günlerde, o berbat brifinglere katılmama erdemini, şerefini ortaya koymuş bir vatansever Cumhuriyet Savcısı beni davet etsin, bilgilerimi istesin. Seve seve veririm. 28 Şubat sürecinde parti değiştiren vekiller içinde, kimin hangi maddi menfaatler karşılığında bu işi yaptıkları hakkında bildiklerimi söylerim. Sonradan birtakım tezgahlarla batacak olan malûm bankanın malûm sahibi o günlerde Meclis’teydi. O nasıl ve kimlere para dağıttı? Bu konularda bildiklerimi söylerim. Bizim de bildiklerimiz var!.. Hangi Cumhuriyet Savcısı üzerinde durmak isterse, bildiklerimi vereyim! Bu benim vicdani sorumluluğumdur, bu ülkeye karşı görevimdir, borcumdur.”

28 Şubat’ta vekil olan Aydın’dan şok açıklamalar! Cavit Çağlar vekillere para dağıttı. VAKİT’e konuşan Hikmet Aydın; “Bizler köyden gelip kötü yola düşürülen günahsız genç kızların durumuna düşürüldük” dedi ve ekledi:

Dinç Bilgin ve Cavit Çağlar

VATANSEVER SAVCILARA AÇIK ÇAĞRI!

“O günlerde son derece çirkin olaylar oldu. Bunların büyük bölümünü biliyorum. Bir Cumhuriyet Savcısı, benden bilgilerimi istesin. Seve seve veririm. O 28 Şubat’ın ünlü brifinglerine katılmamış, vatansever, dürüst, düzgün, mesleğinin şerefine sahip çıkan savcılarımızdan biri, bir tek savcı beni davet etsin; 28 Şubat sürecinde parti değiştiren vekiller içinde, kimin hangi maddi menfaatler karşılığında bu işi yaptıkları hakkında bildiklerimi söylerim.

Kimlerin hangi ihaleler almak için neler yaptıklarını söylerim. Batık bankanın sahibi görüntüsü altındaki şahsiyet o günlerde Meclis’teydi. O batık bankanın sahibi (o zaman batık değildi) nasıl ve kimlere para dağıttı. Bu konularda bildiklerimi söylerim. Bizim de bildiklerimiz var! Dürüst, cesur ve vatansever bir Cumhuriyet Savcısı istesin, bildiklerimi vereyim!”

“ANAP’A GEÇMEK BENİM İÇİN EN BÜYÜK ZÜL OLMUŞTUR”

Aydın şöyle devam etti: “ANAP’a geçmek, benim için büyük zül olmuştur. Askeri cenahın içindeki çift başlılığın önlenmesi adına geçtim, yanıldım. Dünyada hayatımın en büyük zülüdür ANAP’a geçmek, bazı hırsızların içinde olmak!

Ben, Refahyol’un yıkılmasına ön ayak oldum. DYP’den ANAP’a ilk geçen ben oldum. Bundan dolayı, Erbakan Hoca’dan helallik istedim. O günlerdeki D-8 oluşumu, siyonizmi rahatsız etmişti. Bunun D-20’ye, D-40’a çıkmasından endişe duydular. Havuz sistemi, daha az borçlanmayı mümkün kılan, hazineyi ferahlatan bir uygulamaydı. Türkiye’nin gittikçe daha fazla borçlanmasından, daha fazla bağımlı olmasından nemalanan siyonist sistem ve onun iç uzantıları buna tepki gösterdi. Türk Silahlı Kuvvetlerinde iç çatışma olmasını isteyen derin bir sivil yapı var. Buradaki yapı, faizci düzenin bu ülkeyi içten çökerten, malını mülkünü yok eden, bankalarını batıran, kaynaklarını hortumlayan ve hortumlatan sivil unsurlardır.”

“TÜRKİYE’YE SADAKAT VE AİDİYETİNİ KAYBETMİŞ SABETAY UNSURLAR!”

“Türkiye’ye sadakatini ve aidiyetini kaybetmiş Sabetay unsurlar bu operasyonda içerideki başrolleri oynadılar. 28 Şubat’ta, Sebetay’ın ‘Somali grubu’nu kullandılar. Bu IQ’su zayıf; yüksek kapitalizmin işleyişine dair teorik donanıma sahip olmayan et ve kemik yığını ‘Somali unsurları’, bu kuş beyinliler memlekete en büyük zararı verdiler.28 Şubat sürecinden sonra tetiklenen iç destekli ‘dış para çekme operasyonu’ akabinde Türkiye’de bir iç mülksüzleştirme operasyonu başlamıştır ve halen devam ettirilmek istenmektedir.

O gün bunu görebilseydim; Refahyol Hükümetinin yıkılmasına ön ayak olmak yerine tankları beklerdim. Tankları beklemek; bir yanlışın önünde direnç göstermek insanı şerefli kılar. Bir milletvekilinin yemini, bu oluşan şartlar karşısında ‘tankların önünde’ durmayı gerektirir.  O gün ‘Somali’ ekibinin tanklarının önünde durmalıydık. Bize inanılmaz hatalar yaptırdılar. Bize Çekiç’ün görev süresini uzattırdılar! Çekiç Güç’ün görev süresini uzattıranlar, MGK’nın hangi kanadıydı? Ben o gün, bunu gördüm ve Çekiç Güç’ün görev süresinin uzatılmasına karşı çıktım.

28 Şubat süreci, Türkiye’yi finans kapitalin kucağına itti. Bugünlerde Türkiye finans kapitalin kucağından alınmak isteniyorsa, bu tür kapışmalar, tartışmalar, olaylar olacaktır. Türkiye’nin finans kapitalin kucağından alınmasına direnç vardır. Derin iktisadi çevreler buna direnç gösteriyorlar. Nasıl oluyor da, ekonomi eksi büyüme durumuna geçerken, üretim kriz varken nasıl oluyor da bankalar, kârlarını katlayabiliyorlar! Bunların üzerinde düşünmek lazım.”

“BU HÜKÜMETİ TASFİYE ETMEK İSTİYORLAR”

Hikmet şu son mesajlarını şöyle verdi:  “Kapitalizmin iç çekişmesinden mütevellit bir iç savaş var. Bu hükümeti, şimdilerde tasfiye etmek istiyorlar. Türkiye, hükümet önderliğinde kapitalizmin bu iç çatışmasına karıştırılmak istendi. Hükümet bir yerlere çekilmek istendi ve isteniyor. Devletler üstü Siyonist düzen, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin işlevine son vermeyi kararlaştırmıştır. Açılım meselesinde kurulan ve düşülen tuzağı gözden kaçırmamak lazım!”

“SİYON PROTOKOLLERİNE UYGUN BİR OPERASYONDU”

“Derin Sivil Yapı (DSY) 40 sene 50 sene sonrasını planlıyor. Anadolu medeniyetine, ahlâkına dair, İslâm’a dair ne varsa yok edilmesini planlıyor. Kur’an kurslarına 28 Şubat’taki bir kanadın yaptığı, siyon protokollerine uygun bir tavırdır. Kur’an kurslarına yasak, imam hatiplere kilit. Hep buydu! Ben, sonradan uyandım. Ve Çekiç Güç’ün görev süresinin uzatılmasına karşı çıktım.”

“KUR’AN KURSLARINA YASAK, İMAM HATİPLERE KİLİT”

Hikmet Aydın şöyle devam etti: “Derin sivil 40 sene 50 sene sonrasını planlıyor. Anadolu medeniyetine, kültürüne ait ne varsa yok etmek istiyor. İslâm anlayışını yok etmek, köreltmek, değiştirmek, devşirmeye tabi tutmak istiyor!. Devşirmek istiyor! İnançlarının yok edilmesini planlıyor. Kur’an kurslarına. 28 Şubat’taki bir kanadın yaptığı, siyon protokollerine uygun bir tavırdır. Kur’an kurslarına yasak, imam hatiplere kilit. Hep buydu!”

(Vakit, 12-2009)