Muzik calici calismiyor


KOMÜNİZM-SOSYALİZM

1977 kanlı mayıs

kanli-mayis.jpg

Komünist ve dindara farklı yaklaşım

Yıl 1970'ler. Ankara'da Atatürk'ün: "Komünizm, Türk âleminin en büyük düşmanıdır, nerede görülse ezilmelidir" sözlerini taşıyan ışıklı resmi Mao'cular tarafından parçalanıyor. Devletçe o gün onarılıyor, yeniden taşlanıyor. Bu suçu işleyen millet ve Atatürk düşmanları, aynı gün serbest bırakılıyor. Bu anlayışa göre, demek, "Atatürk'e tecavüz" suç değil. Amma, aynı günlerde TRT, bilmem nerenin kaymakamı ve müftüsünden dem vuruyor. Sözde bu kaymakam, müftülüğe âni baskın yapmış. Neden, hayrola? Efendim, Atatürk resmi duvarda asılı mı diye bakacakmış! Fesuphanallah! Bir maksat yoksa bu "baskın"neyin nesi? Mesele o değil, bahane bu. Siyasal Bilgiler'in Aksoy'cu ve Mao'cu havasından memlekete delifişek fırlatılmış cahil kaymakam, "ülkede gerici müftüler" bulunduğunu "saptayacak" bunu TRT'ye casuslayacak. TRT'de, kızılların banka soygunculuğuna, memleket tahripçiliğine varan cüretlerini gölgelemek için bu kozu kullanacak.

(Kültür Emperyalizmi, Ahmet Kabaklı)

İnsanlar bir putu daha yıktı

bir-put-daha-oldu.jpg

Mustafa Kemal’in komünistlerle iktidar mücadelesi

Dr. Tevfik Rüşdü’nün başında bulunduğu “komünist” heyet Moskova’ya ulaştıktan kısa bir süre sonra, Ankara’da ilginç gelişmeler oldu. 6 000 savaşçısıyla Çerkez Edhem “Yeşilordu”ya katıldı. Bu arada Mustafa Kemal’in muhalefetine rağmen İçişleri bakanlığına sosyalist Nâzım Bey seçildi. Tüm bunlar Ankara Hükûmeti’ni harekete geçirdi. Meclis’teki kontrolün komünistlerin eline geçeceğini gören Mustafa Kemal hemen sert önlemler aldı. Önce Çerkez Edhem’in üzerine İsmet (İnönü) Bey gönderildi. “Yeşilordu” ve “Halk İştirakiyun Fırkası” kapatıldı. Sosyalistlerin yayın organı Yeni Gün’im binası tahrip edildi. Mensuplan İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmak üzere tutuklandı. Çoğu mahkûm oldu. Çerkez Edhem Yunanlılara sığındı. Ankara Hükümeti, “Yeşilordu”nun “Çerkez milliyetçiliği” yaptığını iddia etti! O günlerde Büyük Millet Meclisi’nin davetlisi olarak Ankara’ya gelmekte olan, Türkiye Komünist Fırkası kurucusu ve ilk genel başkanı Mustafa Suphi ve on dört yoldaşı Karadeniz’de Sürmene açıklarında kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından öldürüldü. Mustafa Suphi ve arkadaşlarını İttihaçılann mı, Kemalistlerin mi öldürdüğü Türkiye tarihinin hâlâ bilinmeyen sırlarından biridir! Bu karışıklık içinde Türkiye Komünist Fırkası da dağıtıldı. Ömrü yalnızca üç ay sürmüştü. Ankara Hükûmeti’nin tavrı netleşmişti: Sosyalizme “hayır”, Sovyetler Birliği’ne “evet”!

Mustafa Suphi ve arkadaşlarının ölümlerinden sorumlu tutulan dönemin İttihatçısı ve Kuvayı Milliye yerel komutanı Yahya Kaptan Sivas’ta yargılandı, beraat etti. Ancak bir buçuk yıl sonra arabasında öldürülmüş olarak bulundu. Bir yıl sonra konuyu Meclis’e taşıyan Trabzon milletvekili Ali Şükrü kaçırıldı ve boğularak öldürüldü. Ali Şükrü’yü öldüren, Yahya Kaptan’ı da öldürdüğü iddia edilen Topal Osman’dı. Ulusal Kurtuluş Savaşı günlerinde, adamlarıyla birlikte Mustafa Kemal’in korumalığını üstlenen Topal Osman, Ali Şükrü’nün katili olarak yakalanmak istenirken çıkan çatışmada öldürüldü.

(Yalçın Soner, Beyaz Türkler’in Büyük Sırrı)

THKPC soygunu

Kadir Has, 12 Mart’ta damga vuran “Şehir gerillası” eylemlerinin ilk örneğinin tanığı ve mağduru oluyor. 4 Nisan 1971 Pazar akşamı yeğeni Mete Has ile birlikte onun Suadiye’deki evine gittiklerinde kendilerini eli silahlı kişiler karşılıyor. Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Oktay Etiman, Kamil Dede ve Rüçhan Manas’tan oluşan Türkiye Halk Kurtuluş Parti Cehpesi (THKP-C) üst düzey eylemcileri Has ailesinden 400 bin lira fidye istiyorlar. Kadir Has istenen bedeli günümüze uyarlarken şöyle diyor:

- 400 bin lira çok büyük bir para idi. 133 liradan 3007 Cumhuriyet altını alınabilirdi. Günümüzde 200 bir dolara eşit bir paraydı. Mete’nin evindeki kasayı açtılar. İçinde 1.5 milyon lira değerinde mücevherlere dokunmadılar.

400 bin lira gelene kadar Mete Has ile Kadir Bey’in eniştesi Talip Aksoy’u rehin alıp gidiyorlar. Bundan sonrasını Kadir Has şöyle anlatıyor: “Ertesi sabah Mahir Çayan ile birlikte evden çıktık. Bağdat Caddesi’nden bir taksi çevirip Üsküdar’dan Kabataş arabalı vapuruna bindik. O zaman Boğaz Köprüsü yoktu. Güverteye çıktık. Mahir yol boyunca benimle sohbet ediyor, “Kadir Bey sizinle bir film çeviriyoruz. Bu film yazıhanede bitecek. Sonra sahneye polis çıkacak” diyordu.”

Vapurda Kadir Has’ı tanıyanlar selam veriyor. Polisler de hal hatır soruyorlar. Mahir Çayan bu durumdan tedirgin oluyor:

- Kadir Bey birbirimize samimi davranalım. Sürekli sohbet edelim. Konuşmasak dahi ağzımızı oynatalım. Bana gülün. Kimse bir şey hissetmesin.

Bu uyarı üzerine kadir Has nasıl davrandığını şöyle anlatıyor:

- Rol yapmaya başladım, “Mevsim ilkbahar, hava güzel, deniz mavi” dedikçe Mahir Çayan, “bravo, bravo” çekiyordu.

İşin sonunda Kadir Has 400 bin lirayı veriyor, Mahir Çayan ve arkadaşları rehineleri bırakıyor. Kadir Has da ailece canlarını zor kurtardıkları bu olay nedeniyle sıkıyönetim mahkemesine çıkıp, yargılanıyorlar, beraat ediyorlar.

(Nazım ALPMAN)

Lenin’in kafasına kazınan şiddet

lenininkafası.jpg

Rusya’da yer alan Lenin heykeline Hitler benzetmesi.

N’olacak bu Sosyalist Cumhuriyet’in hali!

dua.jpg