Muzik calici calismiyor


ŞİDDET

Coniler, 2 Afganlıyı Köpeklere Parçalattı

Afganistan’ın Host eyaletinde adının açıklanmasını istemeyen bir güvenlik yetkilisi, birkaç gün önce Amerikan askerleri tarafından gözaltına alınmış olan Afganistan vatandaşı 2 sivilin hapishanede, önce köpeklerin saldırısına uğratıldıklarını ve paramparça edilip acılarla kıvrandıktan sonra kurşunla öldürüldüklerini açıkladı.

Bu yetkili daha sonra, Host eyaletindeki Amerikan askerlerinin istedikleri gibi başıboş davrandıklarını ve kendilerini kimseye hesap vermek zorunda görmediklerini belirterek, “Bölge halkı söz konusu 2 Afganlının müttefik güçler tarafından gözaltına alındıklarını ve onların hapishanesinde bulunduklarını biliyorlardı. Fakat bunların iri yarı ve vahşi Amerikan köpekleri tarafından paramparça edilen cesetleri ortaya çıkınca aralarında bütün NATO üyesi ülkelerin bulunduğu bu ‘müttefik güçler’, o zavallı mahkûmları kendi hapishanelerine attıklarını inkâr ettiler” dedi. Söz konusu güvenlik yetkilisi ayrıca “Bu inanılmaz vahşet ortaya çıkınca, ABD ile müttefikleri, bu işin Taliban tarafından gerçekleştirildiğini iddia ettiler” diye konuştu.

Katil Amerika’nın özgürlük anlayışı!

ABD’de, “Pew Din ve Toplumsal Hayat Forumu” tarafından yayımlanan bir raporda, dünyada dinsel özgürlüklerin en çok kısıtlandığı 10 ülke arasında Suudi Arabistan, Çin ve İran yer alırken; minare yasağının referanduma sunulduğu İsviçre ise, “düşük” gruba dahil 119 ülke arasında gösterildi.

ABD’de, “Pew Din ve Toplumsal Hayat Forumu” tarafından yayımlanan bir rapora göre, dünyada dinsel özgürlüklerin en çok kısıtlandığı 10 ülke arasında Suudi Arabistan, Çin ve İran da yer alıyor. Rapora göre, bu ülkeler Suudi Arabistan, İran, Özbekistan, Çin, Mısır, Myanmar, Maldivler, Eritre, Malezya ve Brunei. Nüfusunun çoğunluğu Budist olan Çin, Müslüman olan Uygur Türklerine uyguladığı kısıtlamalardan ötürü listeye girdi. 198 ülke, kısıtlamaların çok yüksek, yüksek, orta ve düşük olmasına göre gruplara ayrıldı. Raporda, Türkiye, 33 ülkenin yer aldığı “yüksek” grubuna dahil edildi. Bu grupta Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Belarus gibi ülkeler de bulunuyor. Minare yasağının referanduma sunulduğu İsviçre ise, “düşük” gruba dahil 119 ülke arasında gösterildi. Raporda Filistin’i işgal eden siyonist terör devleti İsrail’e yer verilmemesi ise dikkati çekti.

Takviye Conilerin ilk bölümü Afganistan’a geldi

ABD’de Başkan Barack Obama yönetiminin Afganistan’daki Amerikan askerlerini takviye politikası çerçevesinde gönderilecek ek 30 bin Amerikan askerinden ilk grup bu ülkeye geldi. Pentagon sözcüsü Geoff Morrell, 30 bin kişilik takviye askerin sevkıyatının başladığını açıkladı. Sözcü, ikinci grubun 25 Aralık’taki Noel’den önce Afganistan’a varacağını belirtti. 30 bin askerin konuşlandırılmasının Eylül ayı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.

(Vakit, 12-2009)

Darbe Yemek

Geleceğin Varsa Göreceğim Var

Son Darbeyi Yemek

Spanish matador Israel Lancho is gored by a Palha’s ranch bull during a bullfight at the San Isidro’s fair in Las Ventas bullring in, Madrid, Spain.

Seri Katil Ted Bundy

Theodore Robert Ted Bundy (1946 – 1989) ABD’li bir seri katil ve tecavüzcüdür. 1974 – 1978 yılları arasında, ABD’nin çeşitli yerlerinde çok sayıda genç kadını öldürmüştür. Kurbanlarının kesin sayısı bilinmeyen Bundy, 10 yılı aşkın inkâr süreci sonunda, 30′dan fazla cinayet işlediğini itiraf etmiştir. Bundy, sıklıkla, Amerikan seri katillerinin öncül örneği olarak kabul edilir.

Ted Bundy

Hukuk Fakültesi Mezunu Seri Katil Ted Bundy

Bundy’nin bir sosyopat olduğu düşünülmektedir. İşlediği vahşi cinayetlere rağmen eğitimli, yakışıklı ve kibar bir genç adam olarak tanımlanır. Kurbanlarını genelde sopayla döverek, bazen de boğarak öldürmüştür. Kurbanlarının çoğuna öldürdükten sonra da tecavüz ettiğine inanılmaktadır.

***

Amerika bu ismi asla unutmadı.1970–1978 yılları arasında Amerikalılar gezerken hiçte sakin değildiler. Çocuklarını eve getirebilmek için TED ismini kullanıyorlardı.

Ted Bundy 1989’da elektrikli sandalyede can verdi. Ölmeden önce 40 kadını öldürdüğünü itiraf etmişti. Hepsi kendisini terk eden ilk kız arkadaşına benziyordu.

1965’te Washington Üniversitesinde Psikoloji okuyan Bundy, Stephanie Brooka adlı genç bir kızla tanıştı. Bir yıl sonra sevgilisinin onu terk etmesi onda tam bir yıkım meydana getirdi. Bu psikolojiden kurtulmak isteyen Bundy’i evde daha acı bir sürpriz beklemektedir. Ablası zannettiği kişi annesi babası zannettiği kişi ise dedesiydi.

1971’de üç yaşındaki bir çocuğu boğulmaktan kurtardığı için polisin verdiği kahramanlık ödülünü aldı.

Bu dönemde Bundy giderek seri katil psikolojisine bürünmeye başlıyordu. 4 Ocak 1974, 18 yaşında Jony Lentz adındaki genç kız ilk kurbanıydı. Bir ayda 7 kadın esrarengiz bir biçimde ortadan kayboldu. Bütün olayların ortak bir yönü vardı. Kurbanların hepsi ince, uzun boylu beyaz kızlardı ve saçlarını ortadan ikiye ayırıyordu.

Bundy 1975 yılında yakalana kadar cinayetlerine devam etti. Hapishaneden ilk kaçma girişiminden sonra yakalanan Bundy’nin ikinci denemesi duyanları şaşkına çevirdi.7 ay boyunca inanılmaz derecede zayıflayan Bundy hapishanenin havalandırma deliğinden kaçmayı başardı.

Ocak 1978’de tekrar ortaya çıktı. Bu sefer yöntem değiştirerek geceleri odalarına girip onlara şeytani bir öfkeyle saldırıyordu. Bir defasında kurbanın göğüs uçlarını neredeyse koparacak derecede dişlemiş ve kalçalarını o kadar şiddetli ısırmıştı ki izleri kadının etinde kalmıştı. Onu ele veren bu izler olmuştu.

Polis onu çalıntı araba kullanmaktan tutuklayınca diş izleri karşılaştırılmış ve diş izlerinin aynı olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Amerika Bundy yakalana dek rahat uyuyamadı.23 Temmuz’da hüküm giydi. Kendisine 36 kişiyi öldürdün mü diye sorulduğunda bir ekle cevabını vermiştir. Ama kimse sayının 37 mi, 136 mı yoksa 361 mi olduğunu anlayamamıştır. 10 yıl FBI ile işbirliği yaparak idamını erteletti. 1989‘da elektrikli sandalyede idam edilmiştir.

Ölmeden önce evlenme teklifleri almıştır!

Ted Bundy İdam Edildi

Ted Bundy İdam Sonrası

“Biz seri katiller sizin oğlunuz, kocanız, biz her yerdeyiz. Ve gelecekte daha çok çocuğunuz ölmüş olacak.” Theodere Robert Bundy

Birleşik Arap Emirlikleri’nde kraliyet vahşeti

Birleşik Arap Emirlikleri’nde çekilen bir görüntü izleyenleri şoke ediyor. Dehşet verici sahneleri görenler, bir insanın nasıl böyle bir eylemde bulunabileceğine akıl erdiremiyor. Bu işkenceyi yapan ise gelecekte ülkesini yönetecek olan bir prens.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin veliaht Prensi Şeyh Muhammed’in kardeşi Şeyh İsa bin Zayed bir adama acımasızca işkence uyguluyor. Şeyh İsa elleri ayakları bağlı kimliği belirsiz kişinin kafasına diziyle basıyor ve adamın ağzına, burnuna kum dolduruyor. Şeyh İsa’nın acımasız eylemleri bunla bitmiyor. Prens, otomatik tüfeğiyle kumda diz çökmüş olan adamın etrafına ateş ediyor. İşkenceci yerde yatan adamı önce kablo, sonra da çivili tahtayla dövüyor. Adamın acıyı daha fazla hissetmesi için yaralarına tuz basıyor. Bu insanlık dışı eylem tam 45 dakika sürüyor. Sonunda ise işkencenin en korkunç aşamasına geçiliyor. Şeyh İsa, jipiyle adamın üzerinden geçiyor.

Tüm izleyenleri şoke eden bu işkence görüntüleri, Şeyh İsa’nın iş ortağı Bassam Nabulsi tarafından ABD’ye götürüldü. Nabulsi, video görüntülerinin Şeyh’in zorlamasıyla kardeşi tarafından çekildiğini söyledi. Kendisinin de işkence gördüğünü öne süren Nabulsi, Houston’daki Federal Mahkeme’de Şeyh İsa aleyhine dava açtı.

(www.tgrthaber.com.tr, 4-2009)

***

Sadistliğin dini olur mu?

Birleşik Arap Emirlikleri’nin yönetici ailesinden İsa bin Zayed El- Nuheyyan’ın Afgan kökenli hizmetçisine uyguladığı işkencenin görüntülerini tiksintiyle izledim.

İşkence kasedi Şeyh İsa Zayed’in özel kalem müdürü tarafından basına verilmiş.

Meğer bu adam(İsa Zayed) işkence görüntülerini kameraya alıp izlemekten hoşlanırmış.

Bu nasıl bir duygudur sevgili okurlar?

Zavallı hizmetçinin yalvarışlarına karşı bir nebze olsun merhamet duymayan bu adamla aynı dini paylaşmaktan ötürü utanç duyuyorum.

Human Rights Watch, Birleşik Arap Emirlikleri’nden İsa Zayed’in yargılanmasını istemiş.

BAE İçişleri Bakanlığı ise konunun taraflar arasında halledildiğini ve mahkemeye taşınmasına gerek olmadığını bildirmiş.

Nasıl yani?

Zavallı hizmetçiye yapılan bu işkencenin bedelini nasıl ödemiş bu adam?

Kısasa kısas yoluyla mı?

Parayla mı?

BAE, insan onurunun parayla alınıp satıldığı bir ülke midir?

Pes doğrusu!

(A. Muradoğlu, Yeni Şafak, 5-2009)

Sheikh Issa Bin Zayed Al Nayhan ( Şeyh İsa bin Zayed)

Kurban bayramına dil uzatanların göremediği katliam

Türkiye’ye Kurban denetlemesine gelen ve kırık not veren Christine Hafner’e vatandaş tepkisi: “Sen git İzlanda’da katledilen balinalar için not al”

Kurban Bayramı’nda yaşanan bazı olumsuz görüntüleri bahane ederek, kurban ibadetine dil uzatanlar her yıl olduğu gibi, bu yıl da aynı tutumlarını sürdürdü. Bu bayram olumsuz örnek bulmakta büyük zorluk çeken kurban karşıtları, sonunda çareyi Uluslararası Hayvan Refahı Organizasyonu adına Türkiye’ye gelen Christine Hafner’in gözlemlerine sarılmakta buldu. Olumlu örnekleri görmezlikten gelen çevreler, yaptıkları yorum ve haberlerde adeta kurban ibadetini sorgular nitelikte ifadeler kullandılar.

HAYATLARINDA HİÇ ET YEMEDİLER

Türkiye’de bunlar yaşanırken kurban ibadetine dil uzatanlara en güzel cevap, hayatlarında ilk kez et ile tanışan Afrika’nın en fakir ülkesi Ruanda’dan geldi. Resmi dini Hristiyanlık olan Ruanda’nın Baş Müftüsü Salih Habimana binlerce kişinin katıldığı bayram namazı hutbesinde, Ruandalı Müslümanlara Türkiye’den gönderilen kurban yardımlarını hatırlatarak, “Beyaz kardeşleriniz sizi unutmadı. Onlarca saat yolculuk yaparak binlerce kilometre aşarak sizlere yardım getirdi” dedi.

İBADETİMİZİ YERİNE GETİRDİK

İstanbul Müftü Yardımcısı Yusuf Kavaklı, hayvan kesim ve satış yerlerinde incelemelerde bulunmak üzere İstanbul’a gelen Uluslararası Hayvan Refahı Organizasyonu’ndan (Animal Welfare Organization ve Animals Angels-Hayvan Melekleri) oluşan heyetin incelemeleri sonrası yaptıkları açıklamaları eleştirdi.

MÜSLÜMANLAR EZİYET ETMEZ

Kavaklı, valiliklerin, belediyelerin ve kaymakamlıkların kurban kesiminin hijyeni ve sağlıklı koşullarda yapılması için büyük bir titizlik gösterdikleini belirterek, ‘Avrupalıların hoşuna gitmeyen nedir anlamıyorum. Onlar et yemiyorlar mı? Her sene çıkıp biz ibadetimizi yerine getirirken, kurbana eziyet edildiğini söylüyorlar. Biz Müslümanlar hayvana eziyet etmeyiz. Hayvanımızı dini kurallar neyi gerektiriyorsa o şekilde keseriz. Şoklayarak kurban kesimine de karşı değiliz. İsteyen vatandaşlarımız şoklayarak da kurbanları kesebilir. İslami kurallar çerçevesinde temizliğe de riayet ederiz. Kurban kesimi ibadettir. İslami kurallara göre yapılır. Kurbanda esas hayvanın boğazının kesilerek, kanının akıtılmasıdır’ diye konuştu.

Bunu hep yapıyorlar

Hürriyet ve Milliyet gazetesi, geçtiğimiz Kurban Bayramları’nda olduğu gibi bu bayramda da ‘Bağcıyı dövmek’ anlayışını sürdürdü. Yaşanan olumlu gelişmeleri ve olumlu örnekleri gözardı eden Hürriyet ve Milliyet, Uluslararası Hayvan Refahı Organizasyonu adına Türkiye’ye gelen Christine Hafner’in izlenimlerinden yola çıkarak, vatandaşların hayvanlara eziyet ettiğini ileri sürdü. Kurban Bayramı’nın ilk gününde Milliyet, ‘Her yerde kan var’ başlığı ile çıkarken, Hürriyet ise ‘Avrupalı’dan Kurban notu’ başlığını kullandı. Kurban haberini manşetine taşımayan Vatan gazetesi ise, objektif habercilik yaparak, kaçan kurbanlıklara yapılan eziyetleri haber yaptı.

Sen git katledilen balinalar icin not al

Kurban denetlemesine gelen Uluslararası Hayvan Refahı Organizasyonu Heyeti Başkanı Christine Hafner’in hayavanlara acı çektiriliyor diyerek kurban kesimine ‘kırık not’ vermesi tepkilere neden oldu. İzlanda’da yaşanan balina vahşetini hatırlatan vatandaşlar, Christine Hafner’e ‘Sen git İzlanda’da katledilen balinalar için not al’ dediler. İstanbul’da ‘kurban incelemesi’ yapan Hafner, raporuna ‘Çok üzücü manzaralar var. Hayvanlar kesime hazırlanırken çok zaman geçiriliyor. Acı çektikleri büyüyen gözlerinden belli oluyor. Çocukların önünde kesim yapılıyor. Etler sağlıksız koşullarda parçalanıyor’ diye not düşmesi tartışmaya neden oldu. 1986 yılında imzalanan uluslararası balina avı moratoryumuna göre balina avı yasak, ancak bilimsel araştırma bahanesiyle Japonya’nın öncülüğünde İzlanda da bu kuralı ihlal ediyor.

Asıl eziyet onlarda var

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır da Türkiye’de kurban bayramında 4 gün içinde 2.5 milyon hayvanın kesildiğine dikkat çekerek, ‘Neredeyse tüm ülkedeki hayvanların dörtte birinin kesildiği bir yerde 3-5 hata çıkması normaldir’ dedi. Prof. Dr. Bayındır, Avrupa’nın daima hata aradığına dikkat çekerek, “İnanç farkından da kaynaklanıyor. Hayvanlara karşı tavır itibariyle onların bizim kadar iyi davranması da mümkün değil. Çünkü ben Avrupa’daki mezbahaları dolaştım. Orada büyükbaş hayvanların kafasına 11 santimetrelik bir çivi saplıyorlar” diye konuştu..

Avrupa ne ile besleniyor

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doçent Dr. Emin Işık, kurbanların İslami kurallara göre kesildiğini, bir eziyetin söz konusu olmadığını belirterek, şunları söyledi: “Bizi hayvanlara eziyet etmekle suçluyorlar. Onlar Irak’ta 1 milyon Müslüman’ı katlettiler. Saray Bosna’da Müslümanları katlettiler. O zaman insan hakları açısından neredeydiler. Biz dini vecibelerimizi yerine getirirken, ortaya çıkıyorlar. Avrupalı etle besleniyor. Bizim fakir fukaramız ise kurban bayramında et görüyor.”

(Yeni Şafak, 12-2008)

İspanya, Boğa Güreşleri.

At dövüştürme vahşeti

Filipinler’in Mindanao Adası’nda çekilen ve uzun süre önce yasaklanmasına rağmen süren at dövüşü görüntüleri büyük tepki alıyor.

Silikon beyinliler

Dün gece bir kâbusla, fırlamışım yataktan,
Sanki çırpınıyordum, çıkmak için bataktan.
Bulunduğum yer sanki, bu dünyanın dibiydi;
Etrafımda insanlar, uzaylılar gibiydi…

Göğüs,kalça,göbek,bel,dudaklar,kaş,göz,burun;
Her yerleri silikon!.. Daha bitmedi durun.
Estetik cerrahide, sınırları yıkmışlar;
Beyinleri çıkarıp, silikonlar takmışlar…

Böylece akıl, fikir, zikirden kurtulmuşlar;
Beyinsiz yaşamakta, mutluluğu bulmuşlar.
Hayat dizayn edilmiş, çağdaş formata göre,
Yeni baştan yazılmış; örf, âdet, ahlak, töre…

Kadınlarda eşdeğer, dişilikle kişilik,
Karaktere yansımış, erkeklerde dişilik.
Kısacası; yıkmışlar utanma engelini;
İstifa etmiş şeytan, bırakmış çengelini…

Eller, beller karışmış, kollektif zürriyetler,
Cinsî alış verişte, limitsiz hürriyetler.
Hak, hukuk, vicdan gibi, boş kavramlar atılmış,
Paraya dinler üstü, tanrısal güç katılmış…

Bir irticâ korkusu, pompalanmış derinden,
Bilerek oynatılmış, bütün taşlar yerinden.
Çekmek için her yerde, ”kalbim temiz” kartını;
Bire tenzil etmişler, dînin o beş şartını…

Kimi devran kuklası, kimi sosyalist kinci,
Kimi haddini bilmez, dinden habersiz dinci…
Âlim diye ortada, iki alkış delisi,
Duydum ki; uykudaymış, âlimlerin gerisi…

Ekranlarda içi boş, göstermelik sohbetler,
Bir edep katliamı, internetteki ”çet”ler.
Eğitim öğretimde, okullar devre dışı;
Medya yönlendiriyor, bu bilimsel yarışı…

Bütün dünya seyirci, sahnede bir oyun var;
Bir Buş’un karşısında, altı milyar koyun var.
Almışlar küçük Buşlar, localarda yerini;
Bu oyunda kırıyor, müslüman birbirini…

Beni ilkel bularak, merak edip soydular,
Dinazor teşhisiyle, bir fânusa koydular.
Hele orjinal beynim, onlar için bir şoktu;
Düşünen bir beyine, tahammülleri yoktu…

Can havliyle fânusa, nasıl tekme atmışım,
Meğerse o tekmeyle, yorganı fırlatmışım.
Bu korkunç kâbus beni, sırılsıklam terletmiş;
Çok şükür.. Bütün bunlar, rüyadan ibaretmiş…

Oysa, gerçek dünyada, böyle şeyler ne arar !
Herkeste sevgi, saygı, barış, güven, istikrar.
Bozmayalım dünyanın, bu güzel durumunu,
Kimse kurcalamasın, rüyanın yorumunu…

(CENGİZ NUMANOĞLU)

Kazıklı Voyvoda

kont-dracula.jpg

Kazıklı Voyvoda olarak tanınan Eflak Prensi Dördüncü Vlad, Voyvoda Dracul’un oğludur. 1456- 62 yılları arasında Eflak Beyliği yaptı. Fatih Sultan Mehmed zamanında Osmanlılara karşı savaştı.

Kont Dracula özellikle esir aldığı Osmanlı askerlerini kazıklara çakarak işkenceyle öldürmesiyle tarihe geçmiştir. Vampir olduğuna inanılır. Çok kan dökmesi buna sebep olmuştur.

Esirlerin derilerini yüzdürerek üzerine tuz sürdürüp keçilere yalatmak, kendisine gönderilen Osmanlı elçilerinin çıkartmak istemedikleri sarıklarını kafalarına çaktırmak, annelerin memelerini kestirip yerlerine çocukların başlarını sokturmak gibi akıl almaz işkence usullerini icat etmiş vahşi bir liderdir.

Fatih Sultan Mehmed tarafından yakalanmaya çalıştıysa da kaçmayı başarmış, nihayet kendi adamlarından biri tarafından 1462 yılında öldürülmüştür.

Dracul un şatosu olarak bilinen Karpat dağlarındaki Bran Şatosu bugün hala ziyarete açıktır. Biz de bir yandan Dracul’un şatosunu gezerken, bir yandan da onun kanlı tarihine, vahşi işkencelerini göz atalım…

Osmanlılar’a yenilen babası rehin olarak Kont Dracula’yı Osmanlılar’a vermişti.

O yüzden yaşamının bir kısmını Osmanlılar ın elinde tutsak olarak yaşadı. Osmanlılar ın egemenliğini kabul ederek Eflak’ın başına geçti.

Sonra yeniden Fatih Sultan Mehmed’e başkaldırır. Ve üzerine yürüyen 20 bin Türk’ü kazıklara çakarak öldürür.

Buna kızan Fatih bizzat ordunun başına geçerek Vlad’a karşı sefere çıkar. Türk askeri Targoviste ye ulaştığında Sultan Mehmed ve askerleri yaklaşık 5 kilometre boyunca kazıklarla dizili kadın erkek ve çocuk cesedinin yanından geçerler.

Ancak Dracul çoktan kaçmıştı. Üstelik kaçarken de tüm kuyuları zehirledi, ekinleri yaktı.

Hayvanları bile öldürttü. Hapishanelerdeki mahkumları, cüzzamlı ve vebalıları salıverdi ve Türklerin arasına karışmaya teşvik etti…

Mahmut Paşa nın hatıratına göre çok uzun mesafeler boyunca asker içilecek bir damla bile su bulamadı. Sıcak dayanılır gibi değildi…

1474 yılında komutasına geçtiği bir askeri birlikle eflak beyliğini tekrar ele geçirmek üzere harekete geçer. Ancak bu olay Vlad ın şimdi bile tam açıklığa kavuşmamış gizemli bir şekilde ölümüyle sonuçlanır.

Ölümü şöyle hikaye edilmektedir: “Dracul un ordusu Türkleri amansız bir şekilde keyifle öldürmeye başlamıştı. Dracul Türkleri öldürmekte olan askerlerini daha iyi görebilmek için bir tepeden aşağı doğru askerleri ve arkadaşlarından ayrı bir şekilde inmekte iken bazı askerleri onu Türk sanmıştır.

Biri mızrağını saplar. Kendi askerlerinin kendisine saldırdığını gören Dracula kılıcıyla suikastçılarından beşini öldürür. Ancak aldığı çok sayıda mızrak darbesiyle sonunda öldürülür.