Muzik calici calismiyor


SEFAHAT

Küçük Buda yoldan çıktı

Bebekken Buda’nın ruhunun onda yaşadığı belirtilerek Budistlerin lideri Dalai Lama’nın veliahtı ilan edilen çocuk 24 yaşında, hayatı tanıyınca isyan etti ve “bir yalanın içinde yaşıyormuşum” dedi!

Osel Hita Torres

Vahiy kaynaklı olmayan en büyük dinsel topluluk Budizm, reenkarnasyon yoluyla, bebekken seçtiği dini liderinden çok büyük darbe yedi. Şu anda 73 yaşında olan Dalai Lama, bundan 23 yıl önce, kendisinden sonra yerine gelecek lider olarak, altı aylık Osel Hita Torres’i seçti. Altı aylık bebek Lama Tenzin Osel Rinpoche adını aldı ve Hindistan’daki Granada manastırındaki tahta oturtuldu. Etrafındaki rahipler kendisine tanrı gibi davranarak ibadet etmeye başladı.

KIZLARDAN UZAK KALDIM

Ancak 24 yaşına geldiğinde, Torres, Tibetli rahipleri hayal kırıklığına uğrattı. İspanyol El Mundo gazetesine konuşan Torres, “Beni daha bebekken ailemden ayırdılar ve Ortaçağ’dan kalma bir ibadethaneye kapattılar. Çok acı çektim. Bir yalanın içinde yaşıyordum. Çocukluğumu tadamadım” dedi. Bol pantolonlar giyen ve saçını da uzatan Torres, gençliğinde televizyon, futbol ve kızlardan uzak kaldığı için çok pişman olduğunu söyledi.

9 BEBEK ARASINDAN SEÇİLDİ

Tibet Budizmi’ne göre “Lama” dini liderlerin reenkarnasyonu soyundan gelen biri anlamına geliyor. Bunların en ünlüsü ise Tibet’in ruhani lideri Dalai Lama. Torres, 5 aylıkken Lama Yeshe’nin reekarnasyonu olarak seçildi. 9 bebek arasından seçilen Torres, 680 milyon nüfuslu Budist toplumunda büyük saygı görüyor.

DİSKOYA GİDİNCE ŞOK OLDU

Dünyevi hayattan uzak yetişen Torres 18 yaşına kadar hiç öpüşen çift görmedi ve hayatında ilk kez diskoya gittiğinde de gözlerine inanamadı.

(Vatan, The Guardian, Haziran 2009)

Cerrahpaşa’da rakıları öğretim üyeleri mi içiyor?

İstanbul Üniversitesi’ne bağlı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne mesai saatlerinde sokulan rakı kolilerinin sırrı ortaya çıktı. Rakıların, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde bulunan Monobloklar üst katındaki öğretim üyelerinin öğlen yemeklerini yedikleri Apex isimli restorana çıkarıldığı öğrenildi.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden objektiflerimize herkesi şaşkına çeviren bir görüntü yansımıştı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde geçtiğimiz hafta içi çekilen görüntülerde hastaneye taşınan erzak malzemelerinin arasında rakı şişelerinin gizlendiği görülüyordu. Rakı kolileri Kan Merkezi’nin yanında bulunan kapıdan Ortopedi bölümünün de olduğu binada üst katlara çıkarılmıştı. İstanbul Üniversitesi’ne bağlı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne mesai saatlerinde sokulan rakı kolilerinin sırrı ortaya çıktı. Rakıların, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde bulunan Monobloklar üst katındaki öğretim üyelerinin öğlen yemeklerini yedikleri Apex isimli restorana çıkarıldığı öğrenildi.

Rakıları hastaların mı yoksa doktorların mı kullanacağı merak konusu olurken bir hastaneye mesai saatlerinde neden rakı sevkıyatı yapıldığı konusunda İstanbul Üniversitesi yönetiminin açıklama yapması bekleniyordu. İstanbul Üniversitesi, dün haberimiz üzerine Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğü kanalı ile bir bilgilendirme yaptı. Üniversiteden, çekilen fotoğrafın Cerrahpaşa’da çekilip çekilmediğinin araştırıldığı, bunun doğrulandıktan sonra rakıların nereye götürüldüğünün soruşturulacağı bilgisi verildi. Yapılan araştırmada rakıların Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde mono bloklar üzerinde bulunan Apex Restaurant’a götürüldüğü kaydedildi. Mesai saatleri içerisinde alkol kullanmak suç olduğu için öğretim üyelerinin alkol kullandıklarına ihtimal verilmediği, muhtemelen öğretim üyelerinin gelen misafirlerine alkol ikramında bulunduğu tahmini yürütüldü. Apex Restaurant, Cerrahpaşa’da öğretim üyelerinin öğlen yemeklerini yedikleri bir restoran. Özellikle profesörler ve doçentler burada cüzi bir meblağ ile öğlen yemeklerini yiyebiliyorlar. Restoranda içki servisi de yapılıyor. Fakat restoran kamusal alanda kaldığı için gerek dekanlık gerekse de rektörlüğün bu duruma nasıl müsaade ettiği bilinmiyor. Çünkü hem Devlet Memurları Kanunu hem de YÖK Disiplin Yönetmeliği’nde mesai saatlerinde alkol kullanımı suç teşkil ediyor.

(Hakan GÜNDÜZ, Vakit, Mayıs 2009)

Kumar kulubüne dönüşen Fenerbahçeliler Derneği

Kadıköy’deki Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı’na, kumar oynatıldığı iddiasıyla, polis tarafından, baskın düzenlendi. 9′u kadın 32 kişi, Gayrettepe Şube Müdürlüğü’ne götürüldü. Vakfa, polis baskını yapıldığını öğrenen Vakıf Başkanı Aziz Yılmaz, taksiyle geldiği vakıf binasının kapılarını tekmeledi.

Şükrü Saracoğlu Stadyumu altında bulunan Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı’na, saat 23.30 sıralarında, kumar oynatıldığı iddiasıyla, Ahlak ve Kumar Büro Amirliği tarafından baskın düzenlendi.

Olayı haber alan Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı Başkanı Aziz Yılmaz: “Kumar masası harika çalışıyor. Burada kumar oynuyorlar. Bastılar burayı. Bu ülkeye aman vermiyorlar. Bitirimhane değil burası. Burası Fenerbahçe Spor Kulübü. İstanbul Emniyeti, bilmiyorum, niye gelmiş; buraya kumar baskını yapmış? Kahvede de oynanıyor.”şeklinde konuştu.

“Her yerde oynanıyor. Burada, birasına oynanıyor; 50 kuruşuna da oynanıyor. Burası sosyal tesis; oyun salonu var; oyun oynanıyor. Gazeteciler de oynuyor, arkadaşlarınız da oynuyor maçtan önce. Emekli hakimler de oynuyor. Yemeğine de oynanıyor, içkisine de oynanıyor, her şeyine oynanıyor. Güzel manzara. Bundan sonra, her gün bir yer bildireceğim; sonra da tebrik edeceğim” dedi.

Basın mensuplarının “içeride black jack masası varmış” iddiası üzerine: “Buyurun içeriye kardeşim” dedi. Yılmaz, polisin engellemesi üzerine: “Black jack masası koyanın ” diyerek küfretti.

Polisin yaptığı aramada, 6 black jack masası ile çok sayıda oyun pulu ele geçirildi. Vakıf çalışanları ile birlikte 9′u kadın 32 kişi gözaltına alındı.

Şahıslar, bina önüne çekilen minibüslere bindirilerek, ifadeleri alınmak üzere, Gayrettepe Şube Müdürlüğü’ne götürüldü. Kabahatler Kanunu’na göre 140 lira para cezası kesilen şahıslar, daha sonra serbest bırakıldı.

(www.haber7.com, 4-2009)

Fanatik Türk taraftarlar Türkiye’yi dünyaya rezil etti

Dünyanın en büyük derbileri arasında gösterilen Galatasaray-Fenerbahçe mücadelesi, bu kez futbol olarak değil, olaylarıyla dünya basınının manşetine çıktı.

Derbideki olaylar yüzünden dünyaya rezil olduk!

Futbolcuların arasındaki kavgaları, Ali Sami Yen Stadı’nda taraftarların çatıya çıkmasını, fotoğraflarla okuyucularına duyuran dış basın, oldukça sert eleştiriler getirdi.

İspanyol gazetelerinden Diario AS, “Yaşasın Türkler, yaşasın Türk futbolu!” ifadesini kullanırken, “Bunların oynadıkları futbol mu, yoksa gösteri maçı mı?” yorumunu yaptı.

“Skandal derbi” başlığını kullanan Goal gazetesi ise, “4 kırmızı kart ve son yılların en zavallı karşılaşması” diyerek, eleştiride bulundu.

Publico gazetesi, “İstanbul’da meydan savaşı” başlığının ardından, “Dünya klasiklerine giren derbide futbolun dışında ne ararsanız vardı” dedi.

Uruguay’da yayımlanan Observa gazetesi de, “Klasik kargaşa” başlığının ardından internet sitesine olayların videosunu koyarak, “Bizim Lugano’yu seyredin, siz karar verin” yorumunu getirdi.

Brezilya’dan yayım yapan Esportes gazetesi, “Gerçek suçlu Lugano” başlığı altında, “Uruguaylı savaşı başlatan futbolcu oldu” yorumunu yaptı. Trivale ise, “Şiddetle karışık derbi” başlığıyla verdiği haberde, “Futbol seyretmek isteyenler yumruk ve şiddeti görüp eve döndüler” diye yazdı.

İsveç’in Aftonbladet gazetesi, “Skandal derbi” başlığını attı. Maçtan iki kavga fotoğrafını yayımlayan gazete, “İstanbul’un prestij derbisi böyle bitti. Derbinin bitmesine bir dakika kala cehennem gibi sahneler ön plana çıktı” ifadelerini kullandı.

Expressen ise “Skandal derbi” ve “Derbi böyle berbat oldu” başlıklarını attı. Haberde, “İstanbul’da oynanan derbi skandal sahnelerle bitti. Sahadaki tüm futbolcular birbirlerine girdi. Taraftarlar da birbirlerine koltuk atarak savaştılar” dedi.

Norveç’in VG gazetesi de, “Futbol maçı olarak başladı, kavga maçı olarak bitti. İstanbul derbisinde dört kırmızı kart. Lugano’nun kafası futbolcuların sinirlerini had safhaya çıkararak maçın kavgayla bitmesine neden oldu” yorumunda bulundu.

“Derbi skandalla sonuçlandı” manşetini atan Danimarka’nın Jyllands Posten gazetesi ise “Lugano, Emre Aşık’a arkadan kafayla vurarak olayların fitilini yaktı. Bütün futbolcular birbirleriyle kavga ederken sahada skandal sahneler ortaya kondu” ifadelerine yer verdi.

Diario As (İspanya)
Yaşasın Türkler, yaşasın Türk futbolu! Bunların oynadıkları futbol mu, yoksa gösteri maçı mı?

Publico (İspanya)
İstanbul’da meydan savaşı. Dünya klasiklerine giren derbide futbolun dışında ne ararsanız vardı.

Aftonbladet (İsveç)
Skandal derbi. İstanbul prestij derbisi kavgayla bitti. Son dakikada cehennem gibi sahneler yaşandı.

Trivale (Brezilya)
Şiddetle karışık derbi. Futbol seyretmek isteyenler yumruk ve şiddeti görüp eve döndüler.

Observa (Uruguay)
İstanbul’da klasik kargaşa. Videodan bizim Lugano’yu seyredin, siz karar verin.

(Milliyet, 4-2009)

Günahı bilsen ve terketsen

Belasını bekleyen fanatik taraftarlar

Bu cahiller kime tapınıyor?

Son zamanlarda stadyumlarda garip şeyler oluyor.
Güya kulübümüzü destekliyoruz diye birtakım insanlar, acayip, komik, hatta terbiyeden hayadan yoksun bir biçimde slogan atıyorlar.
En somut misali Beşiktaş tribünlerinde görebilirsiniz.
“Cehennem sönene kadar Beşiktaşlıyız!”
İfadeye bakın hizaya gelin.
Buram buram isyan, inkâr, kokuyor!
Ya da kendi kendilerine bela okumalar.
“Eğer seni sevmezsek Allah belamızı versin !”

Bazı fanatikler Cehennem ateşini hakeder!

Maalesef durum bu.
Bir de şuurdan yoksun bazı seyirci kılıklılar var ki, tuttukları takıma, ya da o takımların bazı futbolcularına resmen “tapınma” hareketleri yapıyorlar.
Fenerbahçe stadının bir köşesinde bazı seyirciler Alex’in attığı her golden sonra ellerini öne doğru uzatarak haşa secde eder gibi bir şeyler yapıyorlar. Ben, doğrusu bu olayı takip etmemiştim. Bazı okuyucularımdan gelen mesajlar doğrultusunda dikkat ettim ve hakikaten bu tarz eylemlerde bulunan birtakım insanların olduğunu gördüm.

Fanatizm, spor adına dostluk ve kardeşlik mesajı mı veriyor?

Bunun daha da berbatı ve genişletilmiş şekli Ali Sami Yen’deki Galatasaray-Beşiktaş maçında Sarı-Kırmızılı tribünlerde görüldü. Pek çok Galatasaraylı seyirci aynı tapınma hareketini senkronize bir şekilde uyguladılar. Özellikle de Lincoln oyundan çıkarken bu sahneler çokça görüldü.
Şimdi bunu yapan insanlara sormak gerekir;
“Siz, Allah’a (cc) mı kulsunuz, yoksa futbolculara mı? Sizin anneniz, babanız, amcanız, dayınız, yok mu? Kısacası büyükleriniz size Allah’tan başka kimseye kul olunmayacağını öğretmedi mi?”
Bu kadar cehalet olur mu?
Galatasaray-Beşiktaş maçını İlahiyatçı Abdülhalik Selman Hocayla birlikte izledim.
Galatasaray tribünlerindeki o garip hareketlere hocanın yaklaşımı şöyle oldu: “Bu işin şakası olmaz. Bir insan bu tarz abuk hareketleri şaka yollu bile yapsa, imani noktada kendisini tehlikeye atar. Hele bilinçli yaptığı takdirde kafir olur çıkar !”
Hocanın yorumu böyle. Yapılan hareketler de zaten başka türlü yorumlanamaz, değerli okuyucularım!
Fakat gerçekten yazık!
Bu ülke evlatlarına bir şeyler anlatmak gerekir.
Pekçoğu bilmiyor.
Eğer, bu insanlara, yaptıklarının yanlış olduğu lisan-ı münasiple anlatılırsa, inanıyorum ki pek çok insan yaptıklarının yanlış olduğunu görecektir.
Peşin hükümlü ve de inad-ı küfür değillerse tabii.

(Sami Özey, Vakit, 2008-12-26)

Üniversitelerde yılbaşı kepazeliği

Başörtüsü yasağının katı bir şekilde uygulandığı üniversitelerimizde Hıristiyan kültürünün bir parçası olan yılbaşı dolayısıyla alkollü ve dansözlü eğlenceler tertipleniyor. Şu ana kadar Gazi Üniversitesi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, tertipledikleri yılbaşı eğlencelerinde limitsiz içki, dansöz vaat ederek büyük bir skandala imza attılar.

Ahlaksızlıkta sınır tanımayan organizasyonlara imza atan çok sayıda üniversitenin, alkolün su gibi akacağı eğlencelerinde çocukları da düşünmesi ve onlar için de eğlencede yer ayırması ikinci bir skandal olarak nitelendirildi.

İşte o duyurular:

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) tarafından tertiplenen yılbaşı eğlencesi duyurusunda, ŞARAP+RAKI+MEYVE SUYU (SINIRSIZ), Yetişkinler için … YTL, Çocuklar için … YTL gibi ifadeler yer alırken,

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi tarafından tertiplenen alkollü yılbaşı eğlence duyurusunda da, limitsiz yerli içki ifadelerinin yanında, 0-6 yaş grubu çocuklar ücretsiz, 6-12 yaş grubu çocuklar için de yüzde 5 indirimli gibi bilgilere yer verildi.

Gazi Üniversitesi tarafından tertiplenen alkollü eğlence duyurusunda ise limitsiz içkinin yanı sıra orayantal(dansöz) hizmeti de dikkat çekti.

(www.habervaktim.com, 12-2008)