Muzik calici calismiyor


NÜKTE

50 Kuruşluk Komünizm

Bir gün Nazım Hikmet’in yanına bir adam gelmiş ve ona komünizmin ne olduğunu sormuş.
Nazım Hikmet’te adama “Elini paltomun sol cebine sok” demiş. Adam sokmuş ve 50 kuruş para çıkmış.
Nazım Hikmet de 25 kuruş adama vermiş ve 25 kuruşu da kendisi almış. Adama da “İşte komünizm budur” demiş.
Adam haliyle bunu çok sevmiş.

Aradan bir hafta falan geçmiş ki, adam bir gün Nazım Hikmet’i yolda görür.
Yanına gider ve hemen elini paltosunun cebine sokup, 100 kuruş para bulur.
50 kuruşu kendisi alır, diğer 50 kuruşu da Nazım Hikmet’e verir.
Ama Nazım Hikmet bu işe çok kızar ve adam tam gidecekken Nazım Hikmet adamı tutar ve ite kaka parasını geri alır.
Adama da bir güzel fırça atar.
Nazım’dan istediği parayı alamayan zavallı adam şöyle bir ders verir:
- Demek ki sizin komunizminiz bu kadar; elli kuruşluk!

Uğursuzluk Kimde?

Avcı Sultan bir gün adamlarıyla beraber bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebini de, sabahleyin gördügü bir dervişin uğursuzluğuna bağlar. Askerlerine seslenir “Saraydan çıkarken, şu şu tipte, sivri külahlı, sırtı kambur birinin önünden geçtiğini ve hemen bu adamı bulmaları” emrini verir. Tarife göre bektaşi babalarından ayyaş Hamza babayı yaka paça huzura getirirler. Sultan: “Bre uğursuz, nabekar! Bu sabah karşıma çıktın. Bu yüzden akşama kadar bir ava rastlayamadım. Bu ne uğursuzluktur. Vurun kellesini!” Bektaşi bakar ki kelle elden gidiyor. Son dileğini açıklamak için söz alır: “A devletlum, siz beni gördünüz, bir keklik vuramadınız. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördüğüm sizdiniz ve kellemi vurduruyorsunuz. Söyleyin, uğursuzluk hangimizde!”

Dalkavuk

Padişah bir gün yemekte patlıcandan yakınır. Dalkavuk hemen atılır “Yerden göğe kadar haklısınız padişahım, patlıcan yenecek şey değildir; ben de hiç sevmem zaten!” Padişah bir başka gün yine patlıcan yemeğinin olduğu bir sofrada dalkavuğu sınamak için “En leziz sebzedir patlıcan. Ben çok severim.” der. Bunun üzerine dalkavuk “Patlıcan yemeklerin padişahıdır.” diye övgüler düzmeye başlar. Padişah “Hani patlıcanı sevmezdin? Sen hem patlıcanı yeriyor, hem de övüyorsun. Benimle dalga mı geçiyorsun?” Dalkavuk hemen atılır “Ben padişah efendimizin dalkavuğuyum, patlıcanın değil!”

Korkusuz Berberin Meslek Sırrı

12 Eylül’ün en karanlık günleri. MGK üyeleri TBMM’nin berberine 5’li olarak girerler. Netekim Paşa koltuğa kurulur, diğer üyeler de sandalyelerde yerlerini alırlar. Berber paşanın saçını yıkadıktan sonra kesime başlar. Ancak, her 3 dakikada bir paşanın kulağına eğilerek; “Paşam, demokrasiye ne zaman geçeceğiz?” diye sorar. Berber sordukça paşalar renkten renge girerler. Neyse, tıraş kazasız belasız biter; paşalar geldikleri gibi çıkar giderler berberden. Berberin çırağı fısıltıyla sorar; “Ustam, sen delirdin mi? İkide bir paşaya sorduğun soruya bak! Berber; “Ne yapayım. Ne zaman ‘demokrasi’ desem, saçları diken diken oluyor, kolay kesiliyordu!”

Kutsal Su

Temel çalışmak için gittiği İtalyada koyu Katolik bir mahalleye taşınır. Çok geçmez mahalledeki herkes ona karşı tavır almaya başlar. Katolik mezhebinde cuma günü et yenilmez, yerine balık yenir. Lakin Temel, her cuma mangal yapmaktadır. Önce uyarırlar ama nafile, bir işe yaramaz. Sonra tehdit ederler. Temel bakar ki papuç pahalıya mal olacak,

- “Nasılsa kalbimi değiştiremezler” düşüncesiyle, formaliteden Katolik olmaya karar verir. Hemen Temel’i bir papaza götürürler. Papaz Temel’in üzerine kutsal su serperek:

-  “Müslüman olarak doğdun, islam üzre büyüdün, şimdi Katoliksin!”

Tören biter. Herkes rahatlar. Katolik mahalleli görevini yapmış olmanın mutluluğuyla evlerine dönerler. Lakin sonraki cuma tüm mahalleyi yine kebap kokusu sarar. Mahalleli hışımla Temel’in evine koşar ve şu manzarayla karşılaşır. Temel, mangaldaki etlerin üzerine su serperken, nakarat aynıdır;

-  “İnek olarak dogdin, inek olarak büyüdin, şimdi baliksin da!”

Okul ve Ölüm

Çocukken çoğumuza  okula gitmek için sıcacık yatağımızdan kalkmak ölüm gibi gelirdi, bakın gerçekten de öyleymiş:

O harfinden sonra gelen harf  Ö

K harfinden sonra gelen harf  L

U harfinden sonra gelen harf  Ü

L harfinden sonra gelen harf  M

Derin Değil

Temel, dere kenarında oturuyormuş. Oradan jeep ile geçmekte olan bir adam suyun derin olup olmadığını sormuş.
Temel:
- “Derin değildir geçebilirsin” demiş.
Adam da Temel’e güvenerek suya jeepiyle girmiş. Jeep bir anda sulara gömülmüş. Kan ter içinde sudan çıkan adam Temel’in yakasına yapışmış:
- Hani derin değildi ulan.
Temel :
- Abi vallahi benim suçum yok, demin bir ördek geçiyordu su beline geliyordu.