
Muzik calici calismiyor
İSLAMİYET
Cehennemlik Müslümanlar
Cehennem sadece müşrikler ve kâfirler için değil. Büyük günahlar işleyen, azgınlık yapan, haram yiyen, ribacı tevbesiz Müslümanların da Cehenneme atılacağını dinimiz bize açıkça bildiriyor.
Mü’min olanlar Cehennemde muhalled (devamlı olarak) kalmaz, cezalarını çekince çıkartılır.
Bugünkü topluma bakıyorum da, nicemizin kendisini Cehennemlik yapacak kötü işler yaptığını görüyorum.
Cennet azgınların yurdu değildir.
Cennet hırsızların, soyguncuların, zâni ve zâniyelerin, haram yiyicilerin yurdu değildir.
Peygamberimiz buyuruyor:
Bir kadın bir kediyi hapsetti. Hayvan yiyecek ve içecek bulamadı ve öldü. Allah o kadını Cehenneme koydu. (Buharî ve Müslim’de.)
Bu kadın Müslümandı.
Bir başka hadîste Efendimiz şöyle diyor:
İsrailoğullarına mensup kötü bir kadın yolculuk yapıyordu. Bir kuyuya rastladı, tutunup aşağıya indi, su içti. Yukarıya çıktığında bir köpeğin susuzluktan kıvrandığını gördü. Bu hayvancağızın da yanan bir ciğeri var, şuna su vereyim dedi. Tekrar kuyuya indi. Yanında bir kap olmadığı için ayakkabısının birini su ile doldurdu, yukarıya çıkardı, köpeği suvardı. Allah bu kötü kadını affetti. (Bu hadîs de hem Buharî’de, hem Müslim’de yazılıdır.)
Müslümanlara, kendilerini Cehennem’e koyduracak kötülükler, günahlar, isyanlar liste halinde bildirilmelidir. Bunların cezasından nasıl kurtulabilecekleri de anlatılmalıdır.
Önce günahlarımızı, isyanlarımızı bileceğiz.
Sonra onlardan pişman olup tevbe edeceğiz.
Bir daha yapmayacağız.
Gıybet büyük günahtır.
Riba büyük isyan ve günahtır.
Haram yemek günahtır.
Lüks, israf, gösteriş, gurur, kibir büyük günahlardır.
Salavat-ı hamseyi terk etmek büyük günahtır.
Komşusuna eziyet büyük günahtır.
Beytülmal-i müslimîni yağmalamak, hortumlamak büyük günahtır.
Toplumumuzda yaygın hale gelmiş israf (saçıp savurma, ihtiyaçtan fazla tüketim) haramdır, büyük günahtır.
Yaygın hale gelmiş rüşvet alıp verme, yapanları cehenneme attıran büyük günahtır. Ben söylemiyorum, Efendimiz haber veriyor: “Râşi de, mürteşi de (Rüşvet alan da veren de) ateştedir, yani Cehennemde yanacaktır.”
Gaflet karanlıkları içinde kalmışız. Başta Diyanet olmak üzere Müslümanların mutlaka uyarılması lazımdır.
Dinimiz hem müjdeliyor, hem korkutup uyarıyor. Bir müjdeler ve uyarılar kitapçığı çıkartılsa, çok açık ve seçik şekilde Müslüman halk uyarılsa; kişiyi Cennetlik ve Cehennemlik yapan şeyler anlatılsa ne iyi olur. Belki bir kısmımız uyanırız.
Kimse kendisini Cennetlik sanmasın.
Müslüman havf ile reca (korku ile ümit) arasında olmalıdır. Ne yüzde yüz havf, ne de yüzde yüz reca, ikisi arasında olacak.
Azgın Müslümanlar uyarılmalıdır.
Nemrudhâne gibi müzeyyen binalarda oturan Müslümanlar uyarılmalıdır.
Binitleriyle gurur ve kibir sergileyen azgın beyinsizler uyarılmalıdır.
Para kazanmak, zengin olmak için Kur’ân’a, Sünnete, Şeriata aykırı her kötülüğü yapan, her günahı işleyen sahtekârlar uyarılmalıdır.
Allah’ımız bize adaleti emretmiştir. Zâlimler uyarılmalıdır.
Müslümanlar bu devirde en çok kendilerine zulm ediyor.
Evet Cehennem sadece müşrikler ve kafirler için değildir. Azmışlar da orada yanmaya adaydır.
KAFİRLER SARHOŞ, MÜSLÜMANLAR SERSEM
Güvenilir ve muteber din kitaplarımızda yazılıdır. Âhir zamanda kâfirler sarhoş gibi olacaklar, Müslümanlar sersem gibi.
Zahiren Müslüman gibi görünen, gerçekte ise iman dillerinden aşağı inip de kalplerine erişmemiş bulunan kimseler şu anda sarhoş gibidir. Gerçekten mü’min olanlar, tam sarhoş olmasalar da sersemlemiş vaziyettedir.
Sarhoşluk nedir?
Birincisi, hepimizin bildiği alkollü içki ve uyuşturucu madde sarhoşluğudur.
İkincisi para ve mal sarhoşluğudur.
Sonra: Gençlik sarhoşluğu. Zenginlik sarhoşluğu. Benlik sarhoşluğu. Mevki ve makam sarhoşluğu. Başkanlık sarhoşluğu. Hükm etmek sarhoşluğu.
Saymakla bitmez tükenmez. Lüks, israflı, sefih hayat sarhoşluğu.
Süslü meskenler, yazlıklar, mobilyalar, binitler, giysiler sarhoşluğu.
Lüks ve pahalı yemeklerin verdiği sarhoşluğu da zikr etmek gerek.
Velhasıl, kafirler sarhoş, mü’minler sersem vaziyette.
Kafirlere bir şey demeyeceğim. Onlar öylesine sarhoş ki, gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler, kalpleri var nasır tutmuştur.
Salih, temiz, muttaki, birr, muhlis, nefs-i emaresi ile cihad eden, musalli, benliğiyle savaşan, haramdan kaçan, lüks ve israftan uzak duran Müslümanlara nasihat etmek benim haddim değildir. Büyük küçük hepsinin ellerinden öperim.
Âhir zaman sersemliğine yakalanmış sevgili iman kardeşlerimi uyarmak istiyorum. Bu uyarıyı haddini bilmezlik olarak kabul etmesinler lütfen. Bir vazifedir, yapıyorum, o kadar.
İlmiyle âmil sâlih hocalara, gerçek şeyhlere, gerçek kamil mürşidlere, bilge Müslümanlara tâbi olsunlar.
İtikadlarını tashih etsinler.
Farz namazları kılsınlar.
Kur’ân’a ve Sünnet’e uysunlar.
Paranın ve malın dehşetli bir imtihan olduğunu unutmasınlar.
Lüks ve israftan uzak dursunlar.
Gurur ve kibre kapılmasınlar.
Haram yemesinler.
Ribaya ve faize bulaşmasınlar.
Elleriyle ve dilleriyle insanlara zarar vermesinler.
Kanaatkâr olsunlar.
İslâm ahlâkının esaslarını öğrensinler ve hayata uygulasınlar.
Âhireti hiç unutmasınlar, büyük sefer için azık biriktirsinler.
Bela ve musibetleri savan sadakayı güçlerinin yettiği kadar versinler.
Kurtarıcı ilmi ve kültürü öğrensinler; faydasız ve zararlı bilgiden uzak dursunlar.
Merhamet görmek için merhametli olsunlar.
Bir Müslümanı kurtaracak bütün bilgiler İmamı Gazalî hazretlerinin İhyâu Ulumiddin adlı kitabında mevcuttur. Bu kitabı dikkatle, mümkün olursa ehliyetli bir hoca nezaretinde okusunlar ve içindekileri hayata uygulasınlar.
Kusuruma bakmayınız, yazmış bulundum.
(Mehmet Şevket Eygi, Milli Gazete, Mayıs 2009)
Kredi kartı kullanmak caiz mi?
Kredi kartı kullanmak caiz mi. Finans kurumlarının kredi kartlarının ödemesinin gecikmesi durumunda aldıkları fark faize girer mi?
Değerli Kardeşimiz;
Kredi kartı ile, kredi usulü taksitli alış veriş yapma:
1- Bazı finans kurumları kredi kartıyla taksitli alış verişi yapmıyor.
2- Asya finans gibi bazı kuruluşlarda her taksiti her ay ayrı ayrı tahsil ediyor ve mal sahibinin hesabına her ay yatırılmış oluyor. Yani mal sahibi parayı finans kurumundan zamanı gelmeden çekemiyor. Böylece hiçbir şüphe olmadan alış veriş yapılmış oluyor.
3- Bazı bankaların da taşıt veya kredi kartına benzer bir uygulama yaptığı konudur. Bu uygulamadan müşterinin haberi olmadığı için konu özellikle mal sahibini ilgilendiriyor. Yani müşteri böyle bir anlaşma yapmıyor ve sorumluluk da mal sahibine ait oluyor. Bu nedenle müşteriyi doğrudan ilgilendiren bir durum söz konusu değildir. Ancak dolaylı da olsa kredi alınmış olacağından bunu yapan müşterinin haram işlediğini söylemesek bile mekruh olduğunun ifade edebiliriz. Bu açıdan bankaların ve mal sahibinin nasıl anlaştığını öğrenip sonra alış veriş yapmak daha iyi olacaktır. Bununla beraber böyle bir alış veriş yapan kardeşimizin haram işlediğini söylemek zor görünüyor.
4- Taksit zamanı gelmeden bankaya yüzde vererek parayı erken almaya gelince: Kredi kartı ile satış yapan işyeri, satılan malın bedelini bankadan müşterinin ödeme tarihinde alabilir. Bu tarihten önce kırdırmak suretiyle eksik alması faiz olacağından; caiz değildir. (Diyanet İşleri Başkanlığı)
Kredi kartı ile alışveriş caiz midir?
Kredi kartı ile borçlanmada eğer borç, “süresi içinde, faiz tahakkuk etmeden, süresi geçtiği için borç faizli krediye dönüşmeden” ödenirse bu alım-satımda bir sakınca ve günah yoktur. Ancak günü geçen ödemelere faiz uygulanacağı için ödeme gününü geçirmeden kredi kartı borcunu ödemek gerekir.
Finans kurumlarının verdiği kredi kartlarını kullanmak caiz midir?
Kredi kartları ile aldığınız malı, kurum adına (ona vekaleten) alıyorsunuz ve sonra da kurum size satıyor; yani diğer konularda olduğu gibi murabaha yapıyor; yani peşin alıp vade farkı ile satıyor. Vade farkını da fiilen ödeme yapılan zamana (vadeye) göre koyuyor. Kurumda vadelere göre fark bellidir, bunu müşteri de biliyor (isterse bilir), buna göre alıyor ve ödeme zamanı da vade farkıyla birlikte ödüyor.
Kötü niyetli kişilerin, İslam’daki faiz yasağını kötüye kullanarak -mesela borcunu vâdesinde ödemeyip uzun süre geciktirmek suretiyle- alacaklıyı (özellikle ticaret erbabını) zarara uğratmalarının yaygınlaştığı zamanlarda şöyle bir işlem daha yapmak mümkündür:
Malı, uzun ve kısa vâdelere uygulanacak vâde farkları listesi üzerinden satmak ve fiilen ödeme zamanında, gerçekleşen vâdeye göre fark uygulamak. Bu işlemde faiz değil, başta satım yaparken bedelin belirlenmemiş (mechul) olması kusuru vardır. Fıkıhçılar, zamanı geldiğinde icrayı imkansız kılan ve anlaşmazlıklara yol açan “belirsizlikler” yüzünden akdin fasid olacağını ifade etmişlerdir. Ancak bizim “olabilir” dediğimiz işlemde böyle bir belirsizlik yoktur; fiilen ödeme zamanında ne ödeneceği listede yazlıdır ve bunu taraflar kabul etmişlerdir. Başta fasid (sakat) olan akitler de, fiilen teslim-tesellüm gerçekleştiğinde yeniden sıhhat kazanır ve geçerli olurlar.
Kısacası uygulama farkından dolayı kredi kartının ödemesi gecikmesi halinde finans kurumları vade farkını uygulamaya koymaktadır. Bu uygulama ise dinen caizdir. Bankalar ise gecikme durumunda paraya faiz uygulayacağını ifade ettikleri için dinen caiz görülmemiştir. Çünkü mala karşı vade farkı almayla, paraya karşı para almak farkılı şeylerdir.
(Prof. Dr. Hayrettin Karaman, 2007)




