Muzik calici calismiyor


İSLAMİYET

Duaya Karşılık

Bana dua ediniz ki size icabet edeyim. (Ayet,  Mumin-60)

Ezan Okunurken Kılarken Namaz Geçerli Olur mu?

Namazın farzlarından biri de vaktin girmiş olmasıdır. Mesela öğle namazı vakti girmeden öğle namazını kılamayız. Namazların kılınma vakitleri ise vaktin girmesiyle başlar, öbür vaktin girmesiyle biter. Bu iki vakit arası namazlarımızı kılabiliriz. Hatta size orijinal bir misal verelim. Konuyu daha iyi anlamanıza faydası olabilir.

Diyelim ki öğle namazınızı geciktirdiniz. İkindi yakın. Hemen namaza durdunuz. Bir rekatı kılıp secdeye vardıktan sonra ikindi vakti girdi. Daha üç rekat öğlenin farzı duruyor. Ne yapacağız? Hemen devam edip kalan üç rekatı da kılacağız, namazımız olur. Çünkü bir hadiste “Namazın bir rekatına yetişen hepsine yetişmiş gibidir.” buyurulur. Bunun gibi akşam namazı da yatsı namazı vakti girinceye kadar devam eder ve yatsı vakti girmeden kılınan her akşam namazı da geçerlidir. Yatsı vakti girmeden Akşam Namazının bir rekatını kılsak bile kalan iki rekatı eda olarak tamamlarız. Fakat bu açıklamaları namazları böyle kılalım anlamıda değildir. Herhangi bir nedenle namaz geç kalmışsa kazaya bırakmadan kılmak içindir. Yoksa namazları vaktin başında kılmak ve sonuna bırakmamak, her müslümanın dikkat etmesi gereken konulardandır.

Özekllikle sabah namazı ile ikindi namazı biraz daha dikkatli kılınması lazımdır. Sabah güneş doğarken ve akşam güneş batarken namaz kılmak güneşe tapanlara benzeme endişesinden dolayı mekruhtur. Bu sebeple sabah namazı güneş doğmadan önce, ikindi namazını da güneş batmadan önce bitirmek gerekiyor. Ancak İkindi namazından bir rekat kılındıktan sonra Akşam namazı vakti girse bile o namaz tamamlanır ve kaza etmek gerekmez. Sabah namazı bitmeden önce güneş doğarsa namaz bozulur ve kaza etmek gerekir.

(Sorularla İslamiyet, Şubat-2008)

Kimseye Taşıyamayacağı Yük Verilmez

Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez. (Bakara Suresi Meali, 286)

İnkar Edenlerin Boş Fikri

Tevbe Beklemek

Kadın kocasının haram kazancından yiyebilir mi?

Soru: Günümüzde bey dış işlerde, hanım da iç işlerde çalışıyor. Böylece kocanın dışarıdan getirdiğini hanım içeride yemeğe dönüştürüp birlikte yiyorlar. Şayet kocanın getirdiklerinde haram varsa hanım ve çocuklar bundan sorumlu olabilirler mi? Kazancı getiren beydir. Sorumlu da bey olması gerekmez mi? Bu konuda hanımları şüpheden kurtaracak sağlam bilgiye ihtiyacımız var. Bizi aydınlatırsanız seviniriz.

Cevap: Önce bey ile hanımın baştan harama karşı duruşlarını gözden geçirelim. Sonra haklarındaki hükümleri açıklayabiliriz.

Bilindiği üzere İslam’da ailenin reisi erkektir. Bu itibarla erkek, dış işlerde çalışıp kazanacak, reisi olma sorumluluğunu yüklendiği ailenin geçimini helal yoldan kazanacak, harama asla yönelmeyecek, haram kazancın sorumlusu kendisi olduğunun hep farkında olacaktır.

Evdeki işleri yürütmekle görevli hanım ise kocasının getirdiği helalle yetinecek, onu harama zorlayacak istek ve israf içinde olmayacaktır. Tarafların baştan harama karşı duruşları böyle olacaktır.

Hanımın karşı olmasına rağmen kocanın kazancında haram söz konusu olursa, bunun sorumlusu haramı istemeyen hanım değil, tercih eden bey olacak, hanıma ve çocuklara bir haramlık söz konusu olmayacaktır. Bakara Suresi ayet 233′te, evdeki çocuğun ve ona bakan annenin ihtiyaçlarını karşılamanın aile reisi olan babanın sorumluluğunda olduğu bildirilmiştir. Ancak çocuklar büyüyerek çalışıp kazanacak duruma gelince, artık haramdan yeme ruhsatının bittiğini düşünerek kendileri helalden kazanmaya yöneleceklerdir. Meşhur fıkıh alimlerinden İbn-i Abidin’in Reddü’l-Muhtar’ın da bu konu şöyle ifadesini bulur:

- Kocasının helal olmayan bir yolla getirmiş olduğu yiyeceği yemesinde, giyeceği de giymesinde hanım için bir vebal söz konusu değildir. Günah sadece haramdan kazanan kocaya aittir. Hanıma haramlık yoktur. (Reddü’l-Muhtar-5: 247)

Ancak burada hanıma düşen mühim tavır, beyini harama zorlayan ahirzaman kadınlarından olmamaya dikkat etmesidir. Çünkü beyini harama zorlayan ahirzaman kadınlarının da olacağını Efendimiz (sas) haber vermiş ve bu kadınların aile reisine karşı baskılarını da şöyle anlatmıştır:

- Öyle bir zaman gelecek ki, aile reisinin ahirette azap görmesine hanımı ve çocukları sebep olacaktır!

Demişler ki: Bir aile reisinin hanımı ve çocukları kendisinin azap görmesine nasıl sebep olurlar? Şöyle açıklamış sebep oluşlarını:

- Çevredeki haram-helal tanımadan lüks ve israf içinde yaşayanlara bakarlar, ihtiyaç olmayanları da ihtiyaç gibi görüp istemeye başlarlar. Helal kazancıyla bunca istekleri karşılayamayan aile reisi de bu defa harama yönelmeye kendini mecbur sanır, böylece ailesinin zorlamasıyla kazandığı haramlarla kendini azaba müstahak hale getirmiş olur!

Demek ki, ihtiyacı esas alarak iktisatla yaşayan hanımlar, beylerini harama zorlayan ahirzaman kadınlarından olmazlar. Çünkü helalle geçinmeye razılar. Buna rağmen yediklerinde giydiklerinde haram bulunursa sorumlusu kendileri olmazlar. Çünkü beyin kendi tercihi oluyor haram kazanç!

Bundan dolayı mahalledeki hanımlar, beyinin kazancında haram var, diyerek komşu hanıma misafirliğe gitmekten cayamazlar. Çünkü hanımın misafirlerine ikramı kendine ait helal kısımdan sayılır, haramlık şüphesi hanımın ikramında söz konusu olmaz.

Hatta hanımın yediğinde giydiğinde haramlık söz konusu olmadığından dolayıdır ki:

“Maneviyatta kadın mı daha kolay yükselir erkek mi?” sorusuna verilen cevapta; “Kadın daha kolay yükselir, çünkü kadının midesinde haram yiyecek, sırtında da haram giyecek ihtimali yoktur. Bunların hepsinin sorumlusu da beydir. Beyini harama zorlamayan hanımın yediğinde giydiğinde hep helallik söz konusudur” denmekte, böylece hanımlara merak ettikleri müjdeli bilgi de verilmiş bulunmaktadır.

(Ahmed Şahin, Zaman, 2009-08-04)

Kur’an Kadir gecesi mi indi, yoksa Berat gecesi mi?

Tefsirlerdeki bilginin özeti şöyledir: Levh-il mahfuza inişi Berat gecesinde oluyor, dünya semasına indirilmesi ise Kadir gecesinde oluyor. İlk inişi Kadir gecesinde olmuştur. 23 senede indi. Bir âyet meali: Apaçık olan Kitaba and olsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Her hikmetli iş o mübarek gecede ayırt edilir. (Duhan 3-4)

Bu âyetin açıklamasında buyuruluyor ki: Kur’an-ı kerim, Levh-il mahfuza bu gece indirildi. Dünya semasına indirilmesi ise, Kadir gecesinde oldu. Bir âyet meali şöyledir: Biz onu [Kur'anı] Kadir gecesinde indirdik. (Kadr 1)

(www.dinimizislam.com)

Vücuttaki dövmeler abdeste ve gusle mani mi?

Peygamberimiz (sas) kollara, bedenin herhangi bir yerine dövme yaptırmayı uygun bulmamış, yabancılara ait böyle faydasız alışkanlıkları taklit etmeyi tavsiye etmemiştir. Bununla beraber, dövmelerin abdeste, gusle mani olmayacağı da ilgili kitaplarda açıklanmıştır. Çünkü abdest ve gusülde esas olan, derinin üzerinden suyun akıp gitmesi, bedeni ıslatarak temizlemesidir. Dövmeler ise deri üzerinde tabaka teşkil etmediklerinden cildin ıslanıp temizlenmesini önlemezler. Dolayısıyla tanıştığınız yeni arkadaşlarınız doğru bilgi vermişler, eskiler ise maalesef ibadetine bile mani olacak yanlış telkinlerde bulunmuşlardır. Bilgili arkadaşla bilgisiz arkadaşın farkı da böylece meydana çıkmıştır.

Bilgisiz arkadaşın zararlarını anlatan Peygamberimiz (sas), “İnsan farkına varmadan cahil dostunun benimsediklerini benimseyebilir. Seçtiği dosta dikkat etmelidir!” ikazında bulunmuştur. Demek ki bilenlerle yakınlık kurarsanız doğruları benimsersiniz, bilmeyenlerle arkadaşlık ederseniz böyle yanlışlara kapılır, ibadetinizi bile yapamaz hale gelirsiniz.

Şirazlı Sadi iyi arkadaşın bıraktığı güzel etkiyi anlatırken şöyle tatlı bir misal verir: Çevresine ibretle bakan adamın biri, ormanda dolaşırken bir meşe yaprağından gül kokusu geldiğini anlayarak; “Nasıl oluyor da gül gibi kokuyorsun ey meşe yaprağı?” der. Dile gelen meşe yaprağı da şöyle cevap verir:

“Uzaklardaki gülün yapraklarını rüzgâr uçurup buralara kadar getirdi. Ben onları kendi yanımda misafir ettim. Bir müddet gülle arkadaşlık ettik. Gül kokusu bana arkadaşlık ettiğim bu gül yaprağından geldi.”

Demek ki, bilgili insanlarla arkadaşlık ederseniz güzel şeyler öğrenir, sağlam bilgiler elde edersiniz. Bilgisiz kimselerle dostluk kurarsanız pişman olacağınız yanlışları benimser, ibadetinizi bile yapamaz hale gelirsiniz. Seçtiğiniz arkadaş ve dostlara dikkat!

(Ahmed Şahin, Zaman, 2009-08-05)