<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KARANLIĞI AYDINLATAN IŞIK &#187; İSLAMİYET</title>
	<atom:link href="http://www.arastiralim.com/tag/islamiyet/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.arastiralim.com</link>
	<description>İnanç, Fikir, Resim, Tarih, Haber, Siyaset, Atatürk, Nur, Sağlık, Edebiyat, Fen</description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 Mar 2010 22:32:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Aşure&#8217;nin Hikayesi</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/asurenin-hikayesi.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/asurenin-hikayesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 23:26:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=50422</guid>
		<description><![CDATA[Aşure pişirmek Osmanlıdan sonra daha önem kazanmıştır. Nuh peygamber zamanından geldiği de bilinmektedir. Herkes aşurenin varoluş hikayesinin Hz. Nuh tufanı ile başladığını bilmektedir. Hz. Nuh, Hz. İdris peygamberden sonra kavmine gönderilen peygamberden biridir. Aşurenin hikayesi ise şu kıssaya dayanmaktadır:
Oğulları olan, Sam, Ham ve Yasef kendisine iman etmelerine karşın Kenan ve kavminden pek çok kimse ona [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşure pişirmek Osmanlıdan sonra daha önem kazanmıştır. Nuh peygamber zamanından geldiği de bilinmektedir. Herkes aşurenin varoluş hikayesinin Hz. Nuh tufanı ile başladığını bilmektedir. Hz. Nuh, Hz. İdris peygamberden sonra kavmine gönderilen peygamberden biridir. Aşurenin hikayesi ise şu kıssaya dayanmaktadır:</p>
<p>Oğulları olan, Sam, Ham ve Yasef kendisine iman etmelerine karşın Kenan ve kavminden pek çok kimse ona inanıp iman etmez. 1000 seneden fazla Allah&#8217;ın emirlerini kavmine tebliğ etmesine karşın ne yazık ki çok zulme uğrar ve onların alaylarına maruz kalır. Sonunda kavmini Allah&#8217;a şikayet eder. Allah, Hz. Nuh&#8217;a çok büyük bir gemi yapmasını emreder. Ve ona yardım etmesi için Cebrail (as) kendisine yardımcı gönderir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-50423  aligncenter" title="Aşure Ayı" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2010/01/Aşure-Ayı.jpg" alt="" width="380" height="280" /></p>
<p>Hz. Nuh emre itaat ederek büyük bir gemi yapar ve kendisine iman eden ne kadar mümin varsa onları gemiye bindirir. Her cinsten birer çift hayvanı da yanlarına alır. Ve Allah sonunda büyük tufanı koparttır. Gökten yağan yağmurlar ve yerden fışkıran sular bütün yeryüzünü kaplar. Ten nur&#8217;un kaynaması ile gemi hareket eder.</p>
<p>Sadece gemiye binen müminler kurtulur. Gemi aylarca suda kalır. Bu zaman zarfında yanlarına aldıkları yiyecekler tükenmeye başlar. Geriye kalan yiyecekleri bir kazanda toplayarak bir çorba pişirmeye başlarlar. O zamanda yapılmış çorbaya bugün Aşure diyoruz. Aşurenin hikayesi de bir rivayete göre bu kıssaya dayanmaktadır. Yüzyıllardan bu yana değişmeyen bir gelenek haline gelmiştir Aşure. Osmanlı zamanında bu aya çok önem verilir idi. Muharrem ayının 10. günü oruçla başlanırmış güne, kazanlarca aşureler yapılıp eşe dosta, konu komşuya dağıtılırmış. O zamanda aşure dağıtan gönüllü &#8220;aşure sebilcileri&#8221; varmış. Fakire, fukaraya aşure dağıtırlarmış.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Aşure günü olan önemli olaylar;</span></p>
<p>Yerlerin ve göklerin yaratılması<br />
Hz. Ömer&#8217;in tövbesinin kabul olması,<br />
Hz. Hüseyin&#8217;in şehid edilmesi<br />
Hz. Nuh&#8217;un tufandan kurtulması<br />
Hz. Yunus&#8217;un balığın karnından çıkması<br />
Hz. İdris&#8217;in göğe çıkması<br />
Hz. İbrahim&#8217;in dünyaya gelmesi ve ateşten kurtulması<br />
Hz. Süleyman&#8217;a saltanat verilmesi<br />
Hz. Eyyub&#8217;un hastalıklarından kurtulması<br />
Hz. Musa&#8217;nın Kızıldeniz&#8217;i geçmesi ve Firavun&#8217;un helak olması</p>
<p><em>(www.habervaktim.com, 01-2010)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/asurenin-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haksız Yere Yurtlarından Çıkarılanlar</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/haksiz-yere-yurtlarindan-cikarilanlar.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/haksiz-yere-yurtlarindan-cikarilanlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 19:44:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=49136</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/12/Haksız-Yere-Yurtlarından-Çıkarılanlar.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-49137  aligncenter" title="Haksız Yere Yurtlarından Çıkarılanlar" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/12/Haksız-Yere-Yurtlarından-Çıkarılanlar-560x430.jpg" alt="Haksız Yere Yurtlarından Çıkarılanlar" width="560" height="430" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/haksiz-yere-yurtlarindan-cikarilanlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lösev&#8217;in Kurban Afişine Diyanetten Tepki</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/losevin-kurban-afisine-diyanetten-tepki.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/losevin-kurban-afisine-diyanetten-tepki.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 05:03:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=47824</guid>
		<description><![CDATA[Bazı kurum ve vakıfların &#8216;Kurbanımızın kesilmesini istemiyorum, onun yerine bağışta bulunmak istiyorum&#8217; şeklinde düzenlediği kampanyalara İlahiyatçılar ve Diyanet&#8217;ten tepki geldi.
Mail, gazete, bilbord ilanları ile vatandaşlara ulaşmaya çalışan kurumlar, kurban kesilmesi yerine parasal bağış talebinde bulunuyor. Kurbanın kesilmesi yerine para bağışı isteyen kurumlar posta, internet, kredi kartı gibi geniş imkânlar dahi sunuyor.

Konu hakkında görüşleri alınan ilahiyatçılar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı kurum ve vakıfların &#8216;Kurbanımızın kesilmesini istemiyorum, onun yerine bağışta bulunmak istiyorum&#8217; şeklinde düzenlediği kampanyalara İlahiyatçılar ve Diyanet&#8217;ten tepki geldi.</p>
<p>Mail, gazete, bilbord ilanları ile vatandaşlara ulaşmaya çalışan kurumlar, kurban kesilmesi yerine parasal bağış talebinde bulunuyor. Kurbanın kesilmesi yerine para bağışı isteyen kurumlar posta, internet, kredi kartı gibi geniş imkânlar dahi sunuyor.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-47825  aligncenter" title="Kurban Sömürü Afişi" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/11/Kurban-Sömürü-Afişi.gif" alt="Kurban Sömürü Afişi" width="427" height="597" /></p>
<p>Konu hakkında görüşleri alınan ilahiyatçılar, kesimsiz kurban&#8217;ın &#8216;kurban ibadeti&#8217; yerine geçmeyeceğini vurguluyor. Kurban ibadetinin kabulü için hayvanın kesilip, kanının akıtılmasının şart olduğuna vurgu yapan ilahiyatçılar, sadaka ile kurbanın karıştırılmamasını istedi.</p>
<p>Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku (Fıkıh) Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Beşer, kurbanın başlı başına bir ibadet olduğuna dikkat çekerek, &#8220;Kurban kesilmeden olmaz. İşin özü budur zaten. Din dediğimiz şey, istendiği gibi zamana ve zemine göre manipüle edilecek, uyulmayacak, değiştirilecek şeyler değildir. İbadetler, özü itibarıyla dinin sabiteleridir, onların üzerinde değişiklik yapılamaz. İslam&#8217;da farklı yardımlaşma şekilleri vardır. Sadaka vardır, infak vardır, zekât vardır. Her biri farklı alana hizmet eder. Ancak Kurban başlı başına bir ibadettir. O kesilmeden yapılamaz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;VATANDAŞ DİKKATLİ OLSUN&#8221;</strong></p>
<p>Diyanet &#8216;Alo Fetva&#8217; hattı ise bu tür kampanya düzenleyenlerin ciddi kurumlar olmadığı belirterek, &#8220;Vatandaşı yanıltıyorlar, vatandaşın dikkatli olması gerekir. İbadet algısı oluşturmaya çalışıyorlar. &#8220;Kesimsiz kurban ile vatandaşın kurban ibadeti sorumluluğu üzerinden kalkamaz.&#8221; uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>&#8220;BAĞIŞ İBADET HÜKMÜNE GEÇMEZ&#8221;</strong></p>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı ise internet sitesinde vekâlet yolu ile kurban kesimi hakkında geniş bilgiler veriyor. Açıklamada, kurban kesmek yerine bedelinin muhtaç kişilere ya da ilgili kurumlara verilmesi ile &#8216;ibadetin yerine getirilmeyeceği&#8217; vurgulanıyor.</p>
<p>Kurbanda asıl olanın, kişinin bu ibadeti Allah rızası için yerine getirmesi olduğu, bu bakımdan vekâletle de olsa, kurban kesme uygulamasının amacından uzaklaştırılarak &#8216;yardım kampanyası&#8217; şekline dönüştürülmesinin uygun olmayacağı belirtiliyor.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">KURBAN HAKKINDA GÜNCEL SORULAR</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><img class="aligncenter" title="Kurban Pazarlığı" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/05/cennet-pazarligi.jpg" alt="" width="532" height="458" /><br />
</span></p>
<p><strong>Kurban bayıltılarak kesilebilir mi?</strong></p>
<p>Ölmeden kesilmesi kaydıyla, ihtiyaç halinde veya hayvana eziyet vermemek amacıyla kurbanlık hayvanın uygun tekniklerle bayıltılmasında bir sakınca yoktur. Ancak hayvan henüz kesilmeden, şok etkisiyle ölürse, kurban olmayacağı gibi, eti de yenmez.</p>
<p><strong>Kadın kurban kesebilir mi?</strong></p>
<p>Hayvan kesiminde, gerekli yeterlilik ve şartları taşıyan kişi kadın olsun, erkek olsun kurban kesebilir.</p>
<p><strong>Taksitle kurban alınabilir mi?</strong></p>
<p>Kişi, ister peşin ister taksitle olsun satın aldığı hayvanı kurban olarak kesebilir.</p>
<p><strong>Kimler kurban kesmelidir?</strong></p>
<p>Kurban kesmek, âkıl-baliğ (akıllı-ergen), dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve mukim olan bir Müslüman&#8217;ın yerine getirmesi gereken mali bir ibadettir. Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80.18 gr altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir. Dolayısıyla, Allah&#8217;ın kendisine bahşetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakarlığın nişanesi olmak üzere kurban kesmelidir.</p>
<p><strong>Zengin olan karı-kocadan her birinin kurban kesmesi gerekir mi?</strong></p>
<p>İbadetlerde sorumluluk bireyseldir. Bu nedenle, dinen zengin olan karı-kocadan her birinin ayrı ayrı kurban kesmesi gerekir. Ancak İmam Malik&#8217;e göre aile reisi tüm aile efradı adına bir adet büyükbaş veya küçükbaş hayvan keserse, bu, aile bireylerinin hepsi için yeterli olur.</p>
<p><em>(Kasım 2009)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/losevin-kurban-afisine-diyanetten-tepki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fatiha Suresi&#8217;ndeki İnce Sırlar</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/fatiha-suresindeki-ince-sirlar.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/fatiha-suresindeki-ince-sirlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 19:05:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=46277</guid>
		<description><![CDATA[Her gün en az elli defa okuduğumuz Fatiha Suresi İlâhi bir hazinedir.
Yüzlerce sır ve şifre taşıyan faziletli bir duadır.
Asıl sırlar ve şifreler kul ile Allah arasında mevcuttur.
Peygamberimiz (S.A.V) bir hadiste bu önemli gerçeği şöyle anlatıyor:
Allahu Teâlâ buyurdu ki: Ben namaz suresi olan Fatiha&#8217;yı kendimle kulum arasında yarı yarıya paylaştırdım. Yarısı Benim, yarısı da kuluma aittir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her gün en az elli defa okuduğumuz Fatiha Suresi İlâhi bir hazinedir.</p>
<p>Yüzlerce sır ve şifre taşıyan faziletli bir duadır.</p>
<p>Asıl sırlar ve şifreler kul ile Allah arasında mevcuttur.</p>
<p>Peygamberimiz (S.A.V) bir hadiste bu önemli gerçeği şöyle anlatıyor:</p>
<p>Allahu Teâlâ buyurdu ki: Ben namaz suresi olan Fatiha&#8217;yı kendimle kulum arasında yarı yarıya paylaştırdım. Yarısı Benim, yarısı da kuluma aittir. Bu vesile ile kulum bütün istediklerine kavuşacaktır.</p>
<p>Kul, &#8216;Elhamdü lillahi Rabbi&#8217;l-âlemîn&#8217; (Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a aittir) dediği zaman, Allah, &#8216;Kulum Bana hamdetti&#8217; buyurur.</p>
<p>Kul, &#8216;Er-Rahmâni&#8217;r-Rahîm&#8217; (O Rahman&#8217;dır, Rahîm&#8217;dir) dediği zaman, Allah, &#8216;Kulum Beni methetti&#8217; buyurur.</p>
<p>Kul, &#8216;Mâliki yevmiddîn&#8217; (Din Gününün Sahibidir) dediği zaman, Allah, &#8216;Kulum Beni tazim etti, işlerini Bana havale etti&#8217; buyurur.</p>
<p>Kul, &#8216;İyyâke na&#8217;büdü ve iyyâke nestaîn&#8217; (Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Senden yardım isteriz) dediği zaman, Allah, &#8216;İşte bu kulumla kendi aramdadır ve kulumun dilediği de onundur&#8217; buyurur.</p>
<p>Kul, &#8216;İhdine&#8217;s-sırâta&#8217;l-müstekîme sırâtallezîne en&#8217;amte aleyhim ğayri&#8217;l-mağdûbi aleyhim veleddâllîn&#8217; (Bizi doğru yola ilet. Kendilerine nimetler verdiğin kullarının yoluna ilet. Gazabına uğramış yahut sapmış olanların yoluna değil) dediği zaman, Allah, &#8216;İşte bu kulumundur ve kulumun istediği de onun hakkıdır&#8217; buyurur.&#8221;</p>
<p>***</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;ın en faziletli suresi Fatiha olduğu gibi, en faziletli âyeti de yine Fatiha&#8217;nın bir âyetidir.</p>
<p>Fatiha, sevabı bakımından İhlas Suresi gibi Kur&#8217;ân&#8217;ın üçte birine denk geliyor:</p>
<p>İbn Abbas&#8217;ın rivayetine göre Resulullah (a.s.m.) bu hususu şöyle dile getirmiştir:</p>
<p>&#8220;Fatiha sevap bakımından Kur&#8217;ân&#8217;ın üçte birine denktir.&#8221;</p>
<p>Bir işe başlarken Bismillah denmesi gerektiği gibi, Fatiha okunması da tavsiye ediliyor.</p>
<p>Ebû Hüreyre&#8217;nin rivâyetine göre Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:</p>
<p>&#8220;Hayırlı bir iş Elhamdülillah ile başlamazsa sonu kısıktır, bereketsizdir.&#8221;</p>
<p>***</p>
<p>Fatiha&#8217;yı okuduktan sonra &#8220;Veleddâllîn&#8221; deyince hemen arkasından &#8220;Amin&#8221; demek sünnettir. &#8220;Amin&#8221;in önemini ve Allah katındaki yerini Peygamberimiz&#8217;den (a.s.m.) öğreniyoruz.</p>
<p>&#8220;Amin, mü&#8217;min kullarının diliyle Rabbülâlemin&#8217;in mührüdür.&#8221;</p>
<p>Fatiha muhtevası ve manası, zenginliği ve içinde barındırdığı derinlik itibarıyla da bambaşka bir güzelliğe sahiptir.</p>
<p>İmam Buhârî&#8217;nin rivayetine göre, Hasan Basrî bu konuda şöyle diyor:</p>
<p>&#8220;Allah bütün semavî kitapların ilmini Kur&#8217;ân&#8217;da; Kur&#8217;ân&#8217;da mevcut olan ilimleri de Fatiha Suresi&#8217;nde toplamıştır. Fatiha&#8217;nın tefsirini öğrenen bütün semavî kitapların tefsirini öğrenmiş gibi olur.&#8221;</p>
<p>***</p>
<p>Fatiha maddi ve manevi her derde deva, her hastalığa şifa ve her sıkıntıya ilaçtır.</p>
<p>Abdülmelik bin Umeyr&#8217;in rivayet ettiği bir hadiste Peygamberimiz (a.s.m.) bu hakikati şu sözleriyle dile getirmiştir.</p>
<p>&#8220;Fatiha Suresi her derde devadır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Fatiha bütün dertlere karşı şifadır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Fatiha Suresi, zehirden kurtulmak için bir şifadır.&#8221;</p>
<p>Fatiha nazara, göz değmesine karşı da bir şifa kaynağıdır.</p>
<p>İmran bin Husayn&#8217;ın rivayetine göre Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:</p>
<p>&#8220;Fatiha&#8217;yı ve Ayete&#8217;l-Kürsi&#8217;yi bir kul okursa, o gün ona insan ve cin nazarı değmez.&#8221;</p>
<p><em>(www.netpano.com, 10-2009)</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;">Fatiha Suresi</span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-46276  aligncenter" title="Fatiha Suresi" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/10/Fatiha-Suresi.jpg" alt="Fatiha Suresi" width="422" height="246" /></p>
<p>Bağışlayan ve esirgeyen Allah&#8217;ın adıyla.<br />
Şükür, yalnız âlemlerin Rabbi,olan Allah&#8217;adır.<br />
O bağışlayan ve esirgeyendir,<br />
Din gününün sahibidir.<br />
Ancak San&#8217;a kulluk ederiz ve ancak Sen&#8217;den yardım dileriz.<br />
Bizi müstakim/doğru/doğruluğu isteyenin yol(un)a hidayet eyle.<br />
Kendilerine nimet verdiğin/in&#8217; ettiğin kimselerin yoluna (ilet); hiddete uğramışların ve sapmışların yoluna değil.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/fatiha-suresindeki-ince-sirlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sadece İnsan Oturduğu Yerden İster</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/sadece-insan-oturdugu-yerden-ister.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/sadece-insan-oturdugu-yerden-ister.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 00:39:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=45117</guid>
		<description><![CDATA[
Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ
Ve insan için, çalışmasından başka bir şey yoktur
(Necm, 39. Ayet)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-45118  aligncenter" title="Sadece İnsan Oturduğu Yerden İster" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/10/sadece-insan-oturdugu-yerden-ister.jpg" alt="" width="400" height="614" /></p>
<p style="text-align: center;">Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ</p>
<p style="text-align: center;">Ve insan için, çalışmasından başka bir şey yoktur</p>
<p style="text-align: center;"><em>(Necm, 39. Ayet)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/sadece-insan-oturdugu-yerden-ister.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dua Zamanı</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/dua-zamani.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/dua-zamani.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2009 17:34:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=44324</guid>
		<description><![CDATA[Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevla&#8217;mız, kâfir kavimlere karşı yardım et bize. (Bakara)

Allahım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevla&#8217;mız, kâfir kavimlere karşı yardım et bize. <em>(Bakara)</em></p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-44325  aligncenter" title="Dua Zamanı" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/09/dua-zamani.jpg" alt="" width="497" height="374" /></p>
<p>Allahım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve kabir azâbından sana sığınırım. Allahım! Nefsime takvâ nasip et ve onu her türlü günahtan temizle; onu en iyi temizleyecek sensin. Ona yardım edip eğitecek sadece sensin. Allahım! Faydasız ilimden, ürpermeyen gönülden, doyma bilmeyen nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım. Allahım! Senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dilerim. <em>(Müslim)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/dua-zamani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alak Suresi Mucizesi</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/alak-suresi-mucizesi.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/alak-suresi-mucizesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 12:49:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=44113</guid>
		<description><![CDATA[Abdulmecid El-Zidani &#8216;Ve Yarın İman Çağı&#8217; isimli kitabında Allahu Teala&#8217;nın yüce kitabında yer alan &#8216;perçeminden yakalarız&#8217; ibaresinin sırrını açıklıyor.
Mucizelerle dolu yüce kitabımız Kur&#8217;an-ı Kerim keşfedilmeye devam ediyor. Kur&#8217;an-ı Kerim üzerine bilimsel çalışmalar yapan Yemenli yazar Abdulmecid El-Zidani yeni kitabında Alak Suresi&#8217;nin 15 ve 16. ayetlerinde neden &#8216;alın/perçem&#8217; kelimesinin geçtiğini Allahu Teala&#8217;nın &#8216;alından/perçeminden yakalarız&#8217; ayeti kerimesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Abdulmecid El-Zidani &#8216;Ve Yarın İman Çağı&#8217; isimli kitabında Allahu Teala&#8217;nın yüce kitabında yer alan &#8216;perçeminden yakalarız&#8217; ibaresinin sırrını açıklıyor.</p>
<p>Mucizelerle dolu yüce kitabımız Kur&#8217;an-ı Kerim keşfedilmeye devam ediyor. Kur&#8217;an-ı Kerim üzerine bilimsel çalışmalar yapan Yemenli yazar Abdulmecid El-Zidani yeni kitabında Alak Suresi&#8217;nin 15 ve 16. ayetlerinde neden &#8216;alın/perçem&#8217; kelimesinin geçtiğini Allahu Teala&#8217;nın &#8216;alından/perçeminden yakalarız&#8217; ayeti kerimesi ile aslında neyi kasdettiğini açıklamaya çalışıyor. Yazar kitabında konuyu aydınlatma gayesiyle Kanadalı bir bilim adamının alnın tam ardında beynin yalan ve hataları emreden kısmının olduğunu ortaya koyan araştırmasına yer veriyor. &#8216;Ve Yarın İman Çağı&#8217; isimli kitabında Şeyh Abdulmecid El-Zidani Alak Suresi hakkında şöyle diyor;</p>
<p>كلا لئن لم ينته لنسفعا باالناصية * ناصية كاذبة خاطئة</p>
<p>(Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu perçeminden o yalancı, günahkar alnından yakalarız cehenneme atarız) ayetlerini daima okuyordum. Nasıye, başın ön tarafıdır. Kendime soruyor ve sonra da şöyle dua ediyordum; &#8216;Allah&#8217;ım bana bunun manasını aç. Neden yalancı ve günahkar alın/perçem dedin?&#8217; Bunu on sene boyunca düşündüm. Şaşkınlık içindeydim. Tefsir kitaplarına başvurduğumda tefsircilerin tümünün şöyle dediğini görüyordum; &#8216;buradaki kasıt yalancı bir alın değildir. Burada mecazi bir anlam vardır. Hakiki bir anlam yoktur. Alın/perçem başın ön tarafı olduğu için alnın sahibi kasdedilerek yalan sıfatı yüklenmiştir. Şaşkınlığım Kanadalı bir bilimadamının alın hakkında yaptığı bir araştırmayı Kahire&#8217;de düzenlediği bir tıbbi konferansta sunmasına kadar sürdü. Bu araştırmasında bilim adamı şöyle diyor; &#8216;Sadece 50 yıldır şunu keşfettik ki yalan ve hatalardan beynin, direk alnın/perçem altında kalan kısmı sorumludur. Bu kısım kararları almanın kaynağıdır. Beynin direk kemiğin altında kalan bu kısmı kesilirse insanın bağımsız iradesi olmaz ve seçemez. Çünkü orası seçim mekanı. Allahu Teala; &#8216;alından yakalarız&#8217; diye buyuruyor. Yani onu alır ve günahlarıyla yakarız. İlmin büyük ilerleme kaydetmesinden sonra hayvanlarda alındaki bu kısmın zayıf ve küçük olduğu, hayvanların onu yönetip yönlendirme gücüne sahip olmadığını buldular. Allahu Teala bu noktaya şu ayeti kerimede işaret etmektedir; &#8216;Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun pençeminden tutmuş olmasın&#8217;. (Hud Suresi-56).</p>
<p>Bir hadis-i şerifte de şöyle geçmektedir; &#8216;Allah&#8217;ım! Ben senin kulunum, kulunun oğluyum, cariyenin oğluyum, senin avucunun içindeyim, alnım senin elinde&#8217;.</p>
<p>Allah&#8217;ın koyduğu ilahi hikmet ki bu alın secdeye varıp Allah&#8217;a boyun eğmektedir. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Kul Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır, öyle ise secdede duayı çok yapın.&#8221; (Müslim; Ebû Dâvud)</p>
<p><em>(Hamza Muhammed, TİMETURK, 09-2009)</em></p>
<p>***</p>
<p><strong>Qur&#8217;an and Modern Science</strong><br />
<strong>The Frontal Lobes and Higher Mental Functions</strong><br />
Keith L. Moore, Abdul-Majeed A. Zindani and Mustafa A. Ahmed</p>
<p>For many years, the anterior or frontal parts of the brain, called the frontal lobes, were thought to be silent areas of the brain which had little to do with the control of the functions of the body. The reason for these ideas were prevalent was because when the nerve fibers entering and leaving the frontal lobes were severed or cut, there was no noticeable change in the activities of animals.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-44134  aligncenter" title="Sheikh Abdul Majeed Al-Zindani" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/09/sheikh-abdul-majeed-al-zindani.jpg" alt="" width="300" height="206" /></p>
<p style="text-align: center;">Sheikh Abdul Majeed Al-Zindani</p>
<p>Similar observations were made in human beings who had their frontal lobes damaged or had the fibers associated with them severed during accidents. The fact that stimulation of the anterior parts of the frontal lobes resulted in no movements of the body, contributed to the idea that the frontal lobes were silent.</p>
<p>It has been found that if these areas of the brain are stimulated, no movement occurs, and so they were called the silent areas of the brain. If the motor area of the brain is stimulated, movement of the various parts of the body will result. Thus this area, as well as the sensory and visual areas, could be recognized, but the frontal area was considered to be silent.</p>
<p>However, in the last fifty years it has been learned that the frontal lobes are concerned with some of the highest mental functions of animals and human beings. Electroencephalographic and electrophysiological studies have shown that patients and animals with injuries to the frontal lobes often have a reduction in their mental ability, and in human beings there may be a lowering of ethical standards. Patients present with signs of complacency and self satisfaction, and they frequently show signs of boastfulness. Their powers of concentration, their initiative and their endurance are also reduced.</p>
<p>Memory of recent events suffers when the fibers passing to and from frontal lobes are cut (e.g. following a lobotomy), and the patient&#8217;s capacity for solving problems is greatly reduced, especially those which require considerable intellectual ability. The patient&#8217;s power of judging his own situation is impaired, and his awareness is reduced to the present and to himself.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-44135  aligncenter" title="Beynin Ön Bölümü" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/09/beynin-on-bolumu.jpg" alt="" width="425" height="304" /></p>
<p>In summary, the frontal lobes are now known to be very important parts of the brain, because they are involved in the highest mental functions. We make plans within these lobes and so they affect the action and functions of other parts of the brain, e.g. our thoughts, our feelings and our sensations.</p>
<p>The Qur&#8217;an has described the relationship between the frontal lobes of the brain, and the ethical behavior of human beings, as in the following verse:</p>
<p>&#8220;Do you see who forbids a servant of Ours (God) when he (turns) to pray? Do you see if he who prays follows the guidance and enjoins righteousness? Do you see if he who obstructs rejects (Truth) and turns away? Does he not know that God sees? Let him beware! If he desists not, We (God) will punish him upon his forehead &#8211; a lying, sinful forehead!&#8221; (Quran 96:9-16)</p>
<p>The word used in the last two verses above is an-nasiyah, which means &#8220;the forehead&#8221;. The forehead in this statement obviously refers to the frontal lobes of the brain which lie behind of posterior to the frontal bone in the forehead. The act of lying is initiated by the mental activities in the frontal lobes, and their instructions are then carried out by the speech organs during the act of lying. Similarly, sins are planned in the frontal lobes before they are carried out by the eyes, hands, sexual organs, etc.</p>
<p>A hadith of the Prophet (s.a.w.) asserts that the forehead represents the center of direction and control, and it is the front of the head. He (s.a.w) said, &#8220;No distress and grief occurs to anyone who says, &#8216;Oh Lord, I am your slave and the son of your slaves, my forehead is in your hands, firm in your ruling, and my destiny from You is just&#8217;&#8221;. The hadith indicates that the fate of a man is in his Lord&#8217;s hand. It mentions the destiny and the ruling. It explains that the forehead plays a great role in the control and direction of human behavior.</p>
<p>Perhaps for the above mentioned reasons, God orders us to perform sujood, (i.e. place our foreheads on the ground, as stated in the continuation of the Qur&#8217;anic verses above).</p>
<p>&#8220;Then let him call his associates. We will call on the angels of punishment. Then follow not him, but prostrate yourself and draw nearer to Us (God).&#8221; (Quran 96: 17-19)</p>
<p>This order to perform sujood means we should place the center of the will and decision making upon the ground to show the absolute submission to God.</p>
<p>A person who is punished in the forehead would have his frontal lobes damaged. This would interfere with his higher mental functions, which would reduce his mental ability and cause signs of complacency and self satisfaction. Thus the Qur&#8217;an has described the role of the forehead, or more specifically the function of the frontal lobes of the brain, in making decisions, and the hadith has referred to the role of the forehead in the control and direction of human behavior.</p>
<p>Although we have some understanding of the function of the frontal lobes of the brain at the present time, this knowledge was obscure even to the imagination in early times. In the past, some of the interpreters of the Qur&#8217;an found difficulty in following the literal meaning of the verses, and they interpreted the verses to mean that the owner of the forehead is a liar and sinful. However, other interpreters considered the description of lying and sinful to apply to the forehead itself. The Almighty also says, &#8220;There is no living creature that moves on the earth, but he (God) holds its forehead completely.&#8221; (Quran 11:56)</p>
<p>In his interpretation of this verse, Ibn Katheer said, &#8220;i.e. under his force and power.&#8221; Ibn Jarir At-Tabari said, &#8220;There is nothing that moves on this land unless it is owned by God. Under His grasp and power, it is submissive and obedient to God.&#8221; Al-Qurtubi said, &#8220;That means He directs it as He wishes and prevents it from what He wills.&#8221;</p>
<p>Almighty God has mentioned that He controls every creature by His will and that this is done through controlling the foreheads of all creatures. Thus is understood that the forehead is the site of control of an animal&#8217;s behavior.</p>
<p>Consequently, these statements in the Qur&#8217;an, recorded in the 7th century A.D., imply an awareness of the functions of the frontal lobes of the brain which was not known to physicians at that time. It is only after a thorough study of the physiology and functions of the lobes of the cerebral hemisphere and their locations in man and animals, that the function of the forehead has been recognized by modern comparative anatomy. Is this not further evidence of the soundness of the statements in the Qur&#8217;an, and that they were not written by scientists or physicians in the 7th century A.D.? These statements warn those who reject these revelations that they will be punished severely.</p>
<p><em>(www.islamicbulletin.org)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/alak-suresi-mucizesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zekatın İslamdaki Yeri</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/zekatin-islamdaki-yeri.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/zekatin-islamdaki-yeri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 22:16:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=44020</guid>
		<description><![CDATA[Bismillâhirrahmanirrahim.
Zekât, ibadetlerin en büyüklerinden ve İslâm&#8217;ın beş temel şartından biridir. Zekât, ALLAH Teâlâ&#8217;nın Müslüman zenginlere seneden seneye mallarının kırkta birini Müslüman fakirlere vermelerini emrettiği yıllık mali bir ibadettir. Namaz, bedenen yapıldığı gibi, zekât da mal ile yapılan bir ibadettir ve adeta namazın ikiz kardeşi gibidir. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de tam sekseniki yerde namaz ile zekât beraber zikredilmişlerdir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bismillâhirrahmanirrahim.</p>
<p>Zekât, ibadetlerin en büyüklerinden ve İslâm&#8217;ın beş temel şartından biridir. Zekât, ALLAH Teâlâ&#8217;nın Müslüman zenginlere seneden seneye mallarının kırkta birini Müslüman fakirlere vermelerini emrettiği yıllık mali bir ibadettir. Namaz, bedenen yapıldığı gibi, zekât da mal ile yapılan bir ibadettir ve adeta namazın ikiz kardeşi gibidir. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de tam sekseniki yerde namaz ile zekât beraber zikredilmişlerdir. Bunun sebebi, namazla zekât arasında kuvvetli bir bağın oluşudur. Namaz, İslâm&#8217;ın direğidir. Namazı terkeden dininin direğini yıkmış olur. Zekât ise Ebu Derda (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin ifadesiyle:</p>
<p>&#8220;İslâm&#8217;ın köprüsüdür.&#8221; ( Taberanî, el-Mu&#8217;cemu&#8217;l-Evsat) Bu köprüden geçmeyen kurtuluşa eremez. Toplum hayatının huzur ve saadeti için çok büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Zekât hicretin ikinci yılında Ramazan orucundan evvel farz kılınmıştır. Zarurat-ı diniyyeden sayılı, muhkem bir farizadır. Farziyeti: Kitap, sünnet ve icma-ı ümmetle sabittir. Bu hususta Cenab-ı Hak şöyle buyurur:</p>
<p>Namazı dosdoğru kılınız, zekâtı veriniz ve Resûlullah&#8217;a itaat ediniz ki ilahi rahmete kavuşturulasınız. ( Nûr Sûresi: 56)</p>
<p>Abdullah b. Ömer (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:</p>
<p>&#8220;İslâm beş temel esas üzerine kurulmuştur: ALLAH Teâlâ&#8217;dan başka ilah olmadığına ve Muhammed&#8217;in ALLAH Teâlâ&#8217;nın Resûlü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacc etmek ve Ramazan orucunu tutmak.&#8221; ( Buhari)</p>
<p>Ayrıca Cibril hadis-i şerifi diye bilinen hadis-i şerifte de Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:</p>
<p>&#8220;İslâm, ALLAH Teâlâ&#8217;dan başka ilah olmadığına ve Muhammed&#8217;in ALLAH Teâlâ&#8217;nın Resûlü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirebilirsen Kâ&#8217;be&#8217;yi ziyaret etmen, hac yapmandır.&#8221; ( Müslim)</p>
<p>Görüldüğü üzere her iki hadis-i şerifte: &#8220;Zekât&#8221; ibadeti İslâm&#8217;ın beş temel esası arasında zikredilmiştir. Hakiki Müslüman olabilmek için işbu beş temel esası yapmak zaruridir.</p>
<p>Talha b. Ubeydullah (R.A.) den rivayete göre: Necd ahalisinden saçı darmadağınık, fakir bir kimse Resûlullah (S.A.V.) Efendimize geldi. Uzaktan sesini karmakarışık duyuyor, fakat ne söylediğini anlamıyorduk. Nihayet yaklaştı. Meğer İslâm&#8217;ın ne olduğunu soruyormuş. Bu suale karşı Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:</p>
<p>&#8220;Bir gün bir gece içinde beş vakit namaz.&#8221; buyurdu. O zat:</p>
<p>- Üzerimde bu namazlardan başkası da olacak mı? diye sordu.</p>
<p>&#8221; Hayır, meğer ki kendiliğinden kılasın.&#8221; buyurdu. Ondan sonra Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:</p>
<p>&#8220;Bir de Ramazan orucu.&#8221; buyurdu. O zat:</p>
<p>- Üzerimde bundan başkası da olacak mı? diye sordu. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz de:</p>
<p>&#8220;Hayır, meğer ki kendiliğinden tutasın.&#8221; cevabını verdi. Talha dedi ki: Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, zekâtı da ona söyledi. O zat yine:</p>
<p>- Üzerimde bundan başkası da olacak mı? diye sordu. Yine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:</p>
<p>&#8220;Hayır, Meğer ki kendiliğinden veresin.&#8221; cevabını verdi. Bunun üzerine o Necdî fakir zat:</p>
<p>- VALLAHi! Bundan ne fazla, ne de eksik bir şey yapacak değilim, diyerek arkasını dönüp gitti. Bunu duyunca Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:</p>
<p>&#8220;Eğer doğru söylüyorsa, felah buldu gitti.&#8221; buyurdu. ( Buhari)</p>
<p>Abdullah b. Abbas (R.A.) den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Muaz b. Cebel (R.A.)yu Yemen&#8217;e vali olarak gönderirken kendisine:</p>
<p>&#8220;Ey Muaz! Sen kitab ehli olan bir kavim üzerine vali gidiyorsun. Onları davet edeceğin ilk şey: ALLAH Teâlâ&#8217;ya ibadet etmek olsun. Onlar ALLAH Teâlâ&#8217;yı tanıdıkları zaman, ALLAH Teâlâ&#8217;nın onlara gündüz ve geceleri içinde beş vakit namaz farz kılmış olduğunu haber ver. Onlar bu namazları ifa ettikleri zaman da ALLAH Teâlâ&#8217;nın onlara mallarından alınarak fakirlere verilecek olan bir zekâtı farz kıldığını onlara haber ver. Ve sen, insanların mallarının en iyilerini almaktan da sakın.&#8221; (Buhari)</p>
<p><em>(Mehmet Talu, Milli Gazete,	2009-09-04)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/zekatin-islamdaki-yeri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duaya Karşılık</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/duaya-karsilik.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/duaya-karsilik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 21:26:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=43815</guid>
		<description><![CDATA[
Bana dua ediniz ki size icabet edeyim. (Ayet,  Mumin-60)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-43816  aligncenter" title="Duaya Karşılık" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/09/duaya-karsilik.jpg" alt="" width="560" height="434" /></p>
<p style="text-align: center;">Bana dua ediniz ki size icabet edeyim. <em>(Ayet,  Mumin-60)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/duaya-karsilik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ezan Okunurken Kılarken Namaz Geçerli Olur mu?</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/ezan-okunurken-kilarken-namaz-gecerli-olur-mu.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/ezan-okunurken-kilarken-namaz-gecerli-olur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 21:14:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=43809</guid>
		<description><![CDATA[Namazın farzlarından biri de vaktin girmiş olmasıdır. Mesela öğle namazı vakti girmeden öğle namazını kılamayız. Namazların kılınma vakitleri ise vaktin girmesiyle başlar, öbür vaktin girmesiyle biter. Bu iki vakit arası namazlarımızı kılabiliriz. Hatta size orijinal bir misal verelim. Konuyu daha iyi anlamanıza faydası olabilir.

Diyelim ki öğle namazınızı geciktirdiniz. İkindi yakın. Hemen namaza durdunuz. Bir rekatı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Namazın farzlarından biri de vaktin girmiş olmasıdır. Mesela öğle namazı vakti girmeden öğle namazını kılamayız. Namazların kılınma vakitleri ise vaktin girmesiyle başlar, öbür vaktin girmesiyle biter. Bu iki vakit arası namazlarımızı kılabiliriz. Hatta size orijinal bir misal verelim. Konuyu daha iyi anlamanıza faydası olabilir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-43810  aligncenter" title="Göz Nuru Namaz" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/09/goz-nuru-namaz.jpg" alt="" /></p>
<p>Diyelim ki öğle namazınızı geciktirdiniz. İkindi yakın. Hemen namaza durdunuz. Bir rekatı kılıp secdeye vardıktan sonra ikindi vakti girdi. Daha üç rekat öğlenin farzı duruyor. Ne yapacağız? Hemen devam edip kalan üç rekatı da kılacağız, namazımız olur. Çünkü bir hadiste “Namazın bir rekatına yetişen hepsine yetişmiş gibidir.” buyurulur. Bunun gibi akşam namazı da yatsı namazı vakti girinceye kadar devam eder ve yatsı vakti girmeden kılınan her akşam namazı da geçerlidir. Yatsı vakti girmeden Akşam Namazının bir rekatını kılsak bile kalan iki rekatı eda olarak tamamlarız. Fakat bu açıklamaları namazları böyle kılalım anlamıda değildir. Herhangi bir nedenle namaz geç kalmışsa kazaya bırakmadan kılmak içindir. Yoksa namazları vaktin başında kılmak ve sonuna bırakmamak, her müslümanın dikkat etmesi gereken konulardandır.</p>
<p>Özekllikle sabah namazı ile ikindi namazı biraz daha dikkatli kılınması lazımdır. Sabah güneş doğarken ve akşam güneş batarken namaz kılmak güneşe tapanlara benzeme endişesinden dolayı mekruhtur. Bu sebeple sabah namazı güneş doğmadan önce, ikindi namazını da güneş batmadan önce bitirmek gerekiyor. Ancak İkindi namazından bir rekat kılındıktan sonra Akşam namazı vakti girse bile o namaz tamamlanır ve kaza etmek gerekmez. Sabah namazı bitmeden önce güneş doğarsa namaz bozulur ve kaza etmek gerekir.</p>
<p><em>(Sorularla İslamiyet, Şubat-2008)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/ezan-okunurken-kilarken-namaz-gecerli-olur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimseye Taşıyamayacağı Yük Verilmez</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/kimseye-tasiyamayacagi-yuk-verilmez.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/kimseye-tasiyamayacagi-yuk-verilmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 10:22:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=43433</guid>
		<description><![CDATA[
Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez. (Bakara Suresi Meali, 286)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/08/insana-tasiyamayacagi-yuk-verilmez.jpg"><img class="size-full wp-image-43434    aligncenter" title="İnsana Taşıyamayacağı Yük Verilmez" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/08/insana-tasiyamayacagi-yuk-verilmez.jpg" alt="" width="560" height="308" /></a></p>
<p style="text-align: center;">Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez. (Bakara Suresi Meali, 286)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/kimseye-tasiyamayacagi-yuk-verilmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnkar Edenlerin Boş Fikri</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/inkar-edenlerin-bos-fikri.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/inkar-edenlerin-bos-fikri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 11:28:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=43284</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-43285  aligncenter" title="İnkar Erenlerin Boş Fikri" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/08/inkar-erenlerin-bos-fikri.jpg" alt="" width="560" height="435" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/inkar-edenlerin-bos-fikri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tevbe Beklemek</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/tevbe-beklemek.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/tevbe-beklemek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 12:03:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=43111</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/08/tevbe-beklemek.jpg" target="_blank"><img class="size-full wp-image-43112  aligncenter" title="Tevbe Beklemek" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/08/tevbe-beklemek.jpg" alt="" width="560" height="432" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/tevbe-beklemek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın kocasının haram kazancından yiyebilir mi?</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/kadin-kocasinin-haram-kazancindan-yiyebilir-mi.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/kadin-kocasinin-haram-kazancindan-yiyebilir-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 21:51:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=42562</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Günümüzde bey dış işlerde, hanım da iç işlerde çalışıyor. Böylece kocanın dışarıdan getirdiğini hanım içeride yemeğe dönüştürüp birlikte yiyorlar. Şayet kocanın getirdiklerinde haram varsa hanım ve çocuklar bundan sorumlu olabilirler mi? Kazancı getiren beydir. Sorumlu da bey olması gerekmez mi? Bu konuda hanımları şüpheden kurtaracak sağlam bilgiye ihtiyacımız var. Bizi aydınlatırsanız seviniriz.
Cevap: Önce bey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Günümüzde bey dış işlerde, hanım da iç işlerde çalışıyor. Böylece kocanın dışarıdan getirdiğini hanım içeride yemeğe dönüştürüp birlikte yiyorlar. Şayet kocanın getirdiklerinde haram varsa hanım ve çocuklar bundan sorumlu olabilirler mi? Kazancı getiren beydir. Sorumlu da bey olması gerekmez mi? Bu konuda hanımları şüpheden kurtaracak sağlam bilgiye ihtiyacımız var. Bizi aydınlatırsanız seviniriz.</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Önce bey ile hanımın baştan harama karşı duruşlarını gözden geçirelim. Sonra haklarındaki hükümleri açıklayabiliriz.</p>
<p>Bilindiği üzere İslam&#8217;da ailenin reisi erkektir. Bu itibarla erkek, dış işlerde çalışıp kazanacak, reisi olma sorumluluğunu yüklendiği ailenin geçimini helal yoldan kazanacak, harama asla yönelmeyecek, haram kazancın sorumlusu kendisi olduğunun hep farkında olacaktır.</p>
<p>Evdeki işleri yürütmekle görevli hanım ise kocasının getirdiği helalle yetinecek, onu harama zorlayacak istek ve israf içinde olmayacaktır. Tarafların baştan harama karşı duruşları böyle olacaktır.</p>
<p>Hanımın karşı olmasına rağmen kocanın kazancında haram söz konusu olursa, bunun sorumlusu haramı istemeyen hanım değil, tercih eden bey olacak, hanıma ve çocuklara bir haramlık söz konusu olmayacaktır. Bakara Suresi ayet 233&#8242;te, evdeki çocuğun ve ona bakan annenin ihtiyaçlarını karşılamanın aile reisi olan babanın sorumluluğunda olduğu bildirilmiştir. Ancak çocuklar büyüyerek çalışıp kazanacak duruma gelince, artık haramdan yeme ruhsatının bittiğini düşünerek kendileri helalden kazanmaya yöneleceklerdir. Meşhur fıkıh alimlerinden İbn-i Abidin&#8217;in Reddü&#8217;l-Muhtar&#8217;ın da bu konu şöyle ifadesini bulur:</p>
<p>- Kocasının helal olmayan bir yolla getirmiş olduğu yiyeceği yemesinde, giyeceği de giymesinde hanım için bir vebal söz konusu değildir. Günah sadece haramdan kazanan kocaya aittir. Hanıma haramlık yoktur. (Reddü&#8217;l-Muhtar-5: 247)</p>
<p>Ancak burada hanıma düşen mühim tavır, beyini harama zorlayan ahirzaman kadınlarından olmamaya dikkat etmesidir. Çünkü beyini harama zorlayan ahirzaman kadınlarının da olacağını Efendimiz (sas) haber vermiş ve bu kadınların aile reisine karşı baskılarını da şöyle anlatmıştır:</p>
<p>- Öyle bir zaman gelecek ki, aile reisinin ahirette azap görmesine hanımı ve çocukları sebep olacaktır!</p>
<p>Demişler ki: Bir aile reisinin hanımı ve çocukları kendisinin azap görmesine nasıl sebep olurlar? Şöyle açıklamış sebep oluşlarını:</p>
<p>- Çevredeki haram-helal tanımadan lüks ve israf içinde yaşayanlara bakarlar, ihtiyaç olmayanları da ihtiyaç gibi görüp istemeye başlarlar. Helal kazancıyla bunca istekleri karşılayamayan aile reisi de bu defa harama yönelmeye kendini mecbur sanır, böylece ailesinin zorlamasıyla kazandığı haramlarla kendini azaba müstahak hale getirmiş olur!</p>
<p>Demek ki, ihtiyacı esas alarak iktisatla yaşayan hanımlar, beylerini harama zorlayan ahirzaman kadınlarından olmazlar. Çünkü helalle geçinmeye razılar. Buna rağmen yediklerinde giydiklerinde haram bulunursa sorumlusu kendileri olmazlar. Çünkü beyin kendi tercihi oluyor haram kazanç!</p>
<p>Bundan dolayı mahalledeki hanımlar, beyinin kazancında haram var, diyerek komşu hanıma misafirliğe gitmekten cayamazlar. Çünkü hanımın misafirlerine ikramı kendine ait helal kısımdan sayılır, haramlık şüphesi hanımın ikramında söz konusu olmaz.</p>
<p>Hatta hanımın yediğinde giydiğinde haramlık söz konusu olmadığından dolayıdır ki:</p>
<p>&#8220;Maneviyatta kadın mı daha kolay yükselir erkek mi?&#8221; sorusuna verilen cevapta; &#8220;Kadın daha kolay yükselir, çünkü kadının midesinde haram yiyecek, sırtında da haram giyecek ihtimali yoktur. Bunların hepsinin sorumlusu da beydir. Beyini harama zorlamayan hanımın yediğinde giydiğinde hep helallik söz konusudur&#8221; denmekte, böylece hanımlara merak ettikleri müjdeli bilgi de verilmiş bulunmaktadır.</p>
<p><em>(Ahmed Şahin, Zaman, 2009-08-04)</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-42542" title="Ahmet Şahin" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/08/ahmet-sahin.jpg" alt="" width="193" height="150" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/kadin-kocasinin-haram-kazancindan-yiyebilir-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an Kadir gecesi mi indi, yoksa Berat gecesi mi?</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/kuran-kadir-gecesi-mi-indi-yoksa-berat-gecesi-mi.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/kuran-kadir-gecesi-mi-indi-yoksa-berat-gecesi-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 21:23:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=42546</guid>
		<description><![CDATA[Tefsirlerdeki bilginin özeti şöyledir: Levh-il mahfuza inişi Berat gecesinde oluyor, dünya semasına indirilmesi ise Kadir gecesinde oluyor. İlk inişi Kadir gecesinde olmuştur. 23 senede indi. Bir âyet meali: Apaçık olan Kitaba and olsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Her hikmetli iş o mübarek gecede ayırt edilir. (Duhan 3-4)
Bu âyetin açıklamasında buyuruluyor ki: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tefsirlerdeki bilginin özeti şöyledir: Levh-il mahfuza inişi Berat gecesinde oluyor, dünya semasına indirilmesi ise Kadir gecesinde oluyor. İlk inişi Kadir gecesinde olmuştur. 23 senede indi. Bir âyet meali: Apaçık olan Kitaba and olsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Her hikmetli iş o mübarek gecede ayırt edilir. (Duhan 3-4)</p>
<p>Bu âyetin açıklamasında buyuruluyor ki: Kur’an-ı kerim, Levh-il mahfuza bu gece indirildi. Dünya semasına indirilmesi ise, Kadir gecesinde oldu. Bir âyet meali şöyledir: Biz onu [Kur'anı] Kadir gecesinde indirdik. (Kadr 1)</p>
<p><em>(www.dinimizislam.com)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/kuran-kadir-gecesi-mi-indi-yoksa-berat-gecesi-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vücuttaki dövmeler abdeste ve gusle mani mi?</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/vucuttaki-dovmeler-abdeste-ve-gusle-mani-mi.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/vucuttaki-dovmeler-abdeste-ve-gusle-mani-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 21:13:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=42541</guid>
		<description><![CDATA[Peygamberimiz (sas) kollara, bedenin herhangi bir yerine dövme yaptırmayı uygun bulmamış, yabancılara ait böyle faydasız alışkanlıkları taklit etmeyi tavsiye etmemiştir. Bununla beraber, dövmelerin abdeste, gusle mani olmayacağı da ilgili kitaplarda açıklanmıştır. Çünkü abdest ve gusülde esas olan, derinin üzerinden suyun akıp gitmesi, bedeni ıslatarak temizlemesidir. Dövmeler ise deri üzerinde tabaka teşkil etmediklerinden cildin ıslanıp temizlenmesini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamberimiz (sas) kollara, bedenin herhangi bir yerine dövme yaptırmayı uygun bulmamış, yabancılara ait böyle faydasız alışkanlıkları taklit etmeyi tavsiye etmemiştir. Bununla beraber, dövmelerin abdeste, gusle mani olmayacağı da ilgili kitaplarda açıklanmıştır. Çünkü abdest ve gusülde esas olan, derinin üzerinden suyun akıp gitmesi, bedeni ıslatarak temizlemesidir. Dövmeler ise deri üzerinde tabaka teşkil etmediklerinden cildin ıslanıp temizlenmesini önlemezler. Dolayısıyla tanıştığınız yeni arkadaşlarınız doğru bilgi vermişler, eskiler ise maalesef ibadetine bile mani olacak yanlış telkinlerde bulunmuşlardır. Bilgili arkadaşla bilgisiz arkadaşın farkı da böylece meydana çıkmıştır.</p>
<p>Bilgisiz arkadaşın zararlarını anlatan Peygamberimiz (sas), &#8220;İnsan farkına varmadan cahil dostunun benimsediklerini benimseyebilir. Seçtiği dosta dikkat etmelidir!&#8221; ikazında bulunmuştur. Demek ki bilenlerle yakınlık kurarsanız doğruları benimsersiniz, bilmeyenlerle arkadaşlık ederseniz böyle yanlışlara kapılır, ibadetinizi bile yapamaz hale gelirsiniz.</p>
<p>Şirazlı Sadi iyi arkadaşın bıraktığı güzel etkiyi anlatırken şöyle tatlı bir misal verir: Çevresine ibretle bakan adamın biri, ormanda dolaşırken bir meşe yaprağından gül kokusu geldiğini anlayarak; &#8220;Nasıl oluyor da gül gibi kokuyorsun ey meşe yaprağı?&#8221; der. Dile gelen meşe yaprağı da şöyle cevap verir:</p>
<p>&#8220;Uzaklardaki gülün yapraklarını rüzgâr uçurup buralara kadar getirdi. Ben onları kendi yanımda misafir ettim. Bir müddet gülle arkadaşlık ettik. Gül kokusu bana arkadaşlık ettiğim bu gül yaprağından geldi.&#8221;</p>
<p>Demek ki, bilgili insanlarla arkadaşlık ederseniz güzel şeyler öğrenir, sağlam bilgiler elde edersiniz. Bilgisiz kimselerle dostluk kurarsanız pişman olacağınız yanlışları benimser, ibadetinizi bile yapamaz hale gelirsiniz. Seçtiğiniz arkadaş ve dostlara dikkat!</p>
<p><em>(Ahmed Şahin, Zaman, 2009-08-05)</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-42542" title="Ahmet Şahin" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/08/ahmet-sahin.jpg" alt="" width="193" height="150" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/vucuttaki-dovmeler-abdeste-ve-gusle-mani-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müslüman için 5 Önemli İkaz</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/musluman-icin-5-onemli-ikaz.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/musluman-icin-5-onemli-ikaz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 16:42:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=41876</guid>
		<description><![CDATA[
Peygamber Hz. Muhammed (a.s) buyuruyor ki:
Ümmetim üzerine öyle bir zaman gelecek ki; beş şeyi sevecekler, beş şeyi unutacaklar;
1. Dünyayı sevecekler, Âhreti unutacaklar,
2. Köşkleri sarayları sevecekler, kabri unutacaklar.
3. Malı ve serveti sevecekler, hesabını unutacaklar,
4. Günahı sevecekler, tövbe etmesini unutacaklar,
5. Yaratılmışları sevip Yaratanı unutacaklar.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-41878" title="beş önemli işaret" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/07/bes-onemli-nokta.gif" alt="" width="280" height="319" /></p>
<p>Peygamber Hz. Muhammed (a.s) buyuruyor ki:</p>
<p>Ümmetim üzerine öyle bir zaman gelecek ki; beş şeyi sevecekler, beş şeyi unutacaklar;</p>
<p>1. Dünyayı sevecekler, Âhreti unutacaklar,<br />
2. Köşkleri sarayları sevecekler, kabri unutacaklar.<br />
3. Malı ve serveti sevecekler, hesabını unutacaklar,<br />
4. Günahı sevecekler, tövbe etmesini unutacaklar,<br />
5. Yaratılmışları sevip Yaratanı unutacaklar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/musluman-icin-5-onemli-ikaz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Ömer&#8217;in Meclisi</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/hz-omerin-meclisi.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/hz-omerin-meclisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 08:57:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=40942</guid>
		<description><![CDATA[Adına demokrasi denir veya denmez bu ayrı bir konu; ama Müslümanlar için örnek olan ilk halifeler (Râşid Halîfeler) dönemi uygulamasına göre –ki, bu uygulama meşruiyetin delilidir- yönetici (devlet başkanı, halîfe), bir önceki halifenin veya bir başka otoritenin tayini ile değil, halkın veya temsilcilerinin seçmesi ile belirlenir. Halife&#8217;de maddi ve manevi bazı şartlar (göreve ehil olma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adına demokrasi denir veya denmez bu ayrı bir konu; ama Müslümanlar için örnek olan ilk halifeler (Râşid Halîfeler) dönemi uygulamasına göre –ki, bu uygulama meşruiyetin delilidir- yönetici (devlet başkanı, halîfe), bir önceki halifenin veya bir başka otoritenin tayini ile değil, halkın veya temsilcilerinin seçmesi ile belirlenir. Halife&#8217;de maddi ve manevi bazı şartlar (göreve ehil olma vasıfları) aranır, başta bunlara sahip olmayan seçilmez, sonradan kaybeden de meclis tarafından görevden alınır.</p>
<p>Devlet başkanı, bir şekilde seçilmiş meclisi ile devamlı danışma yapar, anayasalar gibi bağlayıcı olan &#8220;vahye dayalı&#8221; kuralların dışına çıkamaz, bu nitelikte açık ve doğrudan hükümlerin bulunmadığı veya bulunduğu halde uygulamada zorlukların ortaya çıktığı durumlarda meclis müzakere yoluyla ve vahyin ışığında (yol göstericiliğinde) yasama faaliyetinde bulunur, çözümler üretir.</p>
<p>Halife danışmayı terk ederek tek başına ve istediği gibi kararlar alarak ülkeyi yönetemez.</p>
<p>Halife Tanrı&#8217;yı temsil edemez, Tanrı adına karar veremez, hüküm koyamaz; bu sebeple yönetim teokratik değildir. Bir konuda dinin (Allah&#8217;ın) hükmü arandığında bunu, gerekli eğitim ve öğretimi almış olan herkes yapabilir. Kimsenin ictihadı diğerine dayatılamaz. Kamuya ait kanun ve kararlarda ise meclisin tercih ettiği ictihad bağlayıcı olur.</p>
<p>Bu genel bilgilerden sonra Hz. Ömer yönetimindeki mecliste, söz hakkına sahip gayr-i müslim üyelerin de bulunduğuna dair bir örneği aktarmak istiyorum (Kaynak: Serahsî, Mebsût, el-Eşribe bölümü).</p>
<p>Hz. Ömer bir soru üzerine, üzüm suyu üçte biri kalacak kadar kaynatıldıktan sonra fermante edilerek hazırlanan bir içeceği içmenin caiz olup olmadığını tartışmaya açmıştı. Bir hristiyan &#8220;Biz oruç günleri için böyle bir içecek hazırlayıp içiyoruz&#8221; deyince &#8220;Getir de bir bakalım&#8221; dedi. Adam içeceği getirdi, Hz. Ömer birazını tadınca su istedi, içeceğe yeterince su katarak daha sıvı hale getirdi, içti ve sağ yanında bulunan Ubâde b. Sâmit&#8217;e de verdi, Ubâde &#8220;Ateş (şırayı kaynatma) haramı helal hale getirmez&#8221; diye itiraz edince Hz. Ömer, şarabın sirke haline getirilmesi örneğini vererek &#8220;su katmakla bunun da öylece helal olduğunu&#8221; söyledi. Bunu hem hazma yardımcı olsun hem de oruçluyu güçlendirsin diye içerlerdi.</p>
<p>Fıkıh alimi Serahsî –özetleyerek verdiğimiz- bu olayı aktardıktan sonra şu yorumu yapıyor:</p>
<p>1. Hz. Ömer Müslümanların işleri konusunda iyi düşünen ve çözüm üreten bir kimse idi, özellikle kamuyu ilgilendiren alanda dini uygulama hususunda danışmayı en çok yapan yönetici idi.</p>
<p>2. Hz. Ömer&#8217;in bu uygulaması, mecliste Ehl-i kitab&#8217;ın da (hristiyan ve yahudi üyelerin) bulunmasında sakınca olmadığını gösterir; çünkü bu hristiyan şahıs danışma meclisi üyesi idi.</p>
<p>3. Gayr-i Müslim üyelerin muâmelât denilen alanda söz, haber ve görüşlerine itibar edilir.</p>
<p>4. Gayr-i müslimlerin de yiyecek ve içecekleri, örf ve adete göre izin sayılan durumlarda -ayrıca izin alınmadan- yenilir ve içilir.</p>
<p>On beş asır önce bir İslam halifesinin devlet başkanı olduğu dönemin meclisinde gayr-i müslimler de meclise alınıyorlar, kendi inançlarını, hayat tarzlarını koruyarak meclis faaliyetlerine katlıyorlar, ama yirmi birinci asrın meclislerinde &#8220;başörtülü bir müslümanın yerinin olup olmadığı&#8221; tartışılıyor!</p>
<p>Bir de demokrasiden, din ve düşünce özgürlüğünden, çağdaşlıktan söz ediliyor!</p>
<p>Ne dersiniz!</p>
<p><em>(Hayrettin Karaman, Yeni Şafak, 2009-06-26)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/hz-omerin-meclisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arıya Gelen Vahiy</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/ariya-gelen-vahiy.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/ariya-gelen-vahiy.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 15:18:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=40844</guid>
		<description><![CDATA[
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-40846 aligncenter" title="Arıya Gelen Vahiy" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/06/ariya-gelen-vahiy.jpg" alt="" width="560" height="302" /></p>
<p>Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. <em>(Nahl Suresi, 68-69)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/ariya-gelen-vahiy.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emri mâruf ve nehyi münker</title>
		<link>http://www.arastiralim.com/emri-maruf-ve-nehyi-munker.html</link>
		<comments>http://www.arastiralim.com/emri-maruf-ve-nehyi-munker.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 17:01:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>afatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARIŞIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİYET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arastiralim.com/?p=40480</guid>
		<description><![CDATA[Müslüman bir toplum durup dururken bozulmaz. İyiliği ve mârufu istemez, kötülüğü ve münkere tâlip olursa bozulur. Bu bozulmada sorumluluk ve suç kendilerine aittir.
Bozuk ve bozulmuş bir toplumun içindeki yeterli sayıda ve güçte insan, tevbe eder, pişman olur ve iyiliğe dönmek, islah olmak isterse Allah onlara yardım eder, toplumu iyileştirir.
Maruf nedir? Dinin, aklın, hikmetin; Kur&#8217;ân&#8217;ın, Sünnetin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Müslüman bir toplum durup dururken bozulmaz. İyiliği ve mârufu istemez, kötülüğü ve münkere tâlip olursa bozulur. Bu bozulmada sorumluluk ve suç kendilerine aittir.</p>
<p>Bozuk ve bozulmuş bir toplumun içindeki yeterli sayıda ve güçte insan, tevbe eder, pişman olur ve iyiliğe dönmek, islah olmak isterse Allah onlara yardım eder, toplumu iyileştirir.</p>
<p>Maruf nedir? Dinin, aklın, hikmetin; Kur&#8217;ân&#8217;ın, Sünnetin, fıkhın, ahlâk-ı islâmiyenin, hikmetin, Şer&#8217;-î şerifin; iyi, güzel, doğru gördüğü ve gösterdiği şeylerdir. Gerek inanç olsun, gerek düşünce, gerekse eylem ve iş olarak.</p>
<p>Münker nedir? Dinin, aklın, hikmetin kötü gördüğü şeylerdir.</p>
<p>Müslümanlar öyle bir topluluk, öyle bir ümmettir ki, mârufu emr eder, münkerden nehy ederler. Kur&#8217;ân onları böyle târif ediyor.</p>
<p>Müslümanlar bunu yapmazlarsa bozulurlar, zillete, esarete düşerler, yenilirler.</p>
<p>Bu memlekette, eskilere ilaveten 100 bin adet Hindistan&#8217;daki Tac Mahal gibi süslü, harika, güzel, ziynetli cami yapılsa; emr-i mâruf ve nehy-i münker farzı yerine getirilmiyorsa Müslümanlar yine kurtulamaz.</p>
<p><strong>Emr-i mâruf ve nehy-i münker nelerdir?</strong></p>
<p>1. Müslümanların faydalı ilim öğrenmesidir. Bunun başı da ilmihalini doğru olarak öğrenip bilmektir.</p>
<p>2. Müslümanın itikadının sahih olmasıdır.</p>
<p>3. Kur&#8217;ân&#8217;a, Sünnete, Şeriata tâbi olmaktır.</p>
<p>4. Beş vakit namazı kılmaktır.</p>
<p>5. Camilerin mihraplarına, minberlerine, kürsilerine; âlim, ârif, muhlis, çok kültürlü, çok ahlâklı, çok faziletli, yüksek karakterli, vasıflı, güçlü, etkili, güzel din hizmetlileri, imamlar, hatipler, vaizler getirmektir.</p>
<p>6. Böyle imamların ardında beş vakit namazı cemaatle kılmaktır.</p>
<p>7. Ümmetin başına ehliyetli ve liyakatli bir İmam-ı Kebir, bir Emîrü&#8217;l-müminîn getirmek ve ona biat ve itaat etmektir.</p>
<p>8. Zekât ve sadakalarla (Sadaka dilenciye verilen para değildir, cömertçe ve bol bol hayır ve hasenat yapmaktır) ülkede sosyal adaleti sağlamaktır.</p>
<p>9. Dini kendimize değil, kendimizi dine uydurmaya çalışmaktır.</p>
<p>10. Alenen işlenen büyük günahlardan kaçınmak ve bunlarla mücadele etmektir.</p>
<p>11. Haram yememek ve haram yiyenlerle mücadele etmektir.</p>
<p>12. Nifaktan ve şikaktan, fitne ve fesattan, fısk ve fücurdan uzak olmaktır.</p>
<p>13. İhlâslı, takvalı, keremli, mürüvvetli, fütüvvetli Müslümanlar olmaktır.</p>
<p>14. Din sömürücüsü, mukaddesat bezirgânı hainlere cephe almaktır.</p>
<p>15. Bizden olan ülü&#8217;lemr zümresine dahil olan gerçek ulemâyı dinlemek, dinî onlardan öğrenmek, onlara tâbi olmaktır.</p>
<p>İşte bu gibi emr-i maruf ve nehy-i münker vazifeleri yapılmazsa müzeyyen camilerin, avaz avaz bağırtılan hoparlörlerin, cami kalorifer veya klimalarının, yılda iki kere gidilen umrelerin, dinî cemaat farfaralarının bir faydası olmaz.</p>
<p>Müslümanların iki temel vazifesi vardır:</p>
<p>1. İslâm&#8217;ı iyi ve doğru bir şekilde anlamak, yakalamak ve uygulamak.</p>
<p>2. Çağ kültürünü, moderniteyi yakalamak ve bu konuda İslâm düşmanlarının ve karşıtlarının önüne geçmek.</p>
<p>Bunları yaparken de dinden zerre kadar tâviz vermemek.</p>
<p>Kâfirlerin ahlâkında zina suç değilmiş, bir karının yabancı bir erkekle cilveleşmesi ve yatması suç değilmiş, öyleyse biz de bu konularda biraz hoşgörülü olalım, yumuşayalım denilirse böyle bir düşünce ve istek İslâm&#8217;a ve Kur&#8217;ân&#8217;a ihanet olur.</p>
<p>Feministler öyle istiyor diye hiçbir sahih hadîs ayıklanamaz.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin din konusunda AB standartlarına uymasını istemekMüslümanlıkla uyuşur bir şey değildir.</p>
<p>Bizim kurtuluşumuz AB&#8217;ye üye olmakta değil, gerçek İslâm&#8217;a sarılmaktadır.</p>
<p>Avrupa&#8217;nın en ileri, en güvenli, en zengin iki ülkesi olan İsviçre ve Norveç AB üyesi değil. İbret almamız ve utanmamız gerek.</p>
<p>Biz bugünkü kokuşma, bugünkü gerilik ve kargaşa ile AB&#8217;ye üye olursak korkarım, Avrupa&#8217;yı da batırırız.</p>
<p>Kurtuluşun tek çaresi İslâm&#8217;ı doğru bir şekilde öğrenmek ve onu hayata uygulamaktır. Bu da ilimle, kültürle, şehir ve medeniyet Müslümanlığıyla, ahlâk ve karakterle, fazilet ve hikmetle olur.</p>
<p>Sanatsız cami binalarıyla, uzun minarelerle, sonuna kadar açılan hoparlörlerle, kalorifer ve klimalarla, camilere konulan ışıldak, vantilatör ve soğuk su cihazlarıyla ve bunlara benzer şeylerle olmaz.</p>
<p>Önce de yazmıştım:İslâmî hizmetlerde ve faaliyetlerde istihdam edilen elemanlar ve kadrolarda ilk aranacak özellik, IQ&#8217;larının 100&#8242;den aşağı olmamasıdır.</p>
<p>İslâm&#8217;a kırsal kesim, taşra, varoş kültürü ile gereği gibi hizmet edilemez.</p>
<p>Ediliyor diyen çıkarsa &#8220;İşte bu kadar ediliyor&#8221; cevabını veririm.</p>
<p>Vasıf vasıf vasıf. Güç güç güç. Bilgide, kültürde üstünlük. Ahlâk ve fazilette üstünlük.</p>
<p><strong>DİN VE PARA</strong></p>
<p>İSLÂMÎ, imânî, Kur&#8217;ânî hizmetler ve para konusunda birkaç tutum vardır:</p>
<p>1. Bu hizmetleri para ile yürütmemek. Bediüzzaman böyle düşünmüş, böyle hareket etmiştir. Hizmetler parasız olur mu? Pekalâ olmuş. Ortada somut bir örnek var. Ümmetin mâneviyat büyükleri böyle hizmet etmiştir.</p>
<p>2. İslâmî, imânî, Kur&#8217;ânî hizmetler için para toplamak, para almak, lâkin bunları kesinlikle kendi zimmetine geçirmemek, hepsini yüzde yüz hizmet için harcamak.</p>
<p>3. Bu gibi hizmetler için para almak, para toplamak, bunların bir kısmını hizmete harcamak, bir kısmını zimmetine geçirmek.</p>
<p>4. İslâm&#8217;a hizmet ediyorum diye para almak, para toplamak, aslında zerrece hizmet etmeyip bunların hepsini zimmetine geçirmek.</p>
<p>Bazı cemaatler para konusunda o kadar aşırı gitmişlerdir ki, Müslümanların zekâtlarına bile el koymuşlardır. Halbuki Şeriat &#8220;zekât ile cami bile yapılmaz&#8221; diyor.</p>
<p>Din hizmeti gören bazı kişilerin geçinmek için ücret ve maaş almalarına müteehhirîn ulemâsı fetva ve ruhsat vermiştir ama bu yolla köşeyi dönmeye, zengin olmaya fetva ve ruhsat yoktur.</p>
<p>Zamanımızda Mushaf, tefsir, meal, Kur&#8217;ân tercümesi, hadîs tercümesi, çeşitli din kitapları basım ve yayımı ile süper zengin olanlar vardır.</p>
<p>Çok yüksek miktarda telif veya telef ücretleri alanları da biliyoruz. Bunların bir kısmı bid&#8217;at fırkalarına mensuptur.</p>
<p>Maalesef bir kısım Ehl-i Sünnet mensupları da İslâmî, imanî, Kur&#8217;ânî hizmetlerden iyi para kazanmaktadır. Pardon, kötü para.</p>
<p>Bu devirde bazı hizmet erbabı (hepsini kasd etmiyorum) fena fi&#8217;l-para olmuştur.</p>
<p>Resul-i Kibriya aleyhi ekmelüttahaya efendimiz hazretlerinin para ile ilgili bir hadîs-i şerifi:</p>
<p>&#8220;Uhud dağı kadar altınım olsa, borç ödemek için ayıracağım bir dinar dışında bunların bir gece bile nezdimde ve zimmetimde kalmasını istemem, dağıtırım.&#8221;</p>
<p><em>(M. Şevket Eygi, Milli Gazete, 2009-06-19)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arastiralim.com/emri-maruf-ve-nehyi-munker.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
