Muzik calici calismiyor


İBRETLİK OLAY

Tecavüzcü Katilin Sonu

Lübnan’da ikisi çocuk dört kişiyi katleden, 13 yaşında bir kız çocuğuna da tecavüz eden mısırlı cani, halk tarafından dövülerek öldürüldü.

Lübnan insanın kanını donduran bir linç dehşetine sahne oldu. İki ay önce 13 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz ettiği için aranan 38 yaşındaki Muhammed Muslem (Mohammed Msallem) geçtiğimiz günlerde de başkent Beyrut’a 25 kilometre uzaklıkta bulunan Ketermaya kentinde yaşlı bir çiftle onların 7 ile 9 yaşındaki torunlarını öldürdü. Ancak tecavüzcü katil bu kez polisin elinden kaçamadı. Kıskıvrak yakalanan Muslem, polisler tarafından tatbikat için olay yerine götürüldü.

Linç için hazırlık yaptılar


Çok sevilen yaşlı çift ile torunlarının öldürülmesi nedeniyle zaten öfkeli olan halk, polislerin arasında katili görünce galeyana geldi. Yüzlerce kişi bir anda tecavüzcü katilin bulunduğu polis aracına saldırdı. Polislerin çaresiz kaldığı olayda öfkeli kalabalık, katili araçtan dışarı çıkardı. Muslem, yüzlerce kişinin tekme, yumruk, taş ve sopa darbeleriyle acımasızca dövüldü. Kanlar içinde kalan katil aldığı darbelerle öldü. Halk sonunda tecavüzcü katilin cesedini elektrik tellerine astı. Öfkeli kalabalıktan bir kişi “Katilin olay yerine getirileceğini biliyorduk. Halk hazırlık yaptı ve polisi etkisiz hale getirerek öldürülen masum insanların intikamını aldı” dedi.

KADINLAR DEHŞETİN FOTOĞRAFINI ÇEKTİ

Tecavüzcü katil Muhammed Muslem, öfkeli kalabalık tarafından dövüleren öldürülüp ve asılırken bazı kadınlar dehşet içinde yüzlerini kapattı. Bazıları ise bu vahşeti cep telefonlarıyla görüntüledi.

(www.aktifhaber.com, Nisan 2010)

Buralar Neden Virane Olmuş?

Bundan yıllar önce Efes harabelerini gezmeye gittim. Dedim ki, “Bir zamanlar mağmur olan beldeler; neden viran oldunuz?” Arkeoloji ve tarih kitaplarına baktım, araştırdım. Çok güçlü medeniyetler kurulmuş, çok güzel mabetler yapılmış. Fakat bunun yanı sıra içki tanrısı, kumar tanrısı, cinsellik tanrısı gibi putlaştırılmış zevkler, orada taş haline getirilmişti. “Tamam”, dedim, “Efes’i viran eden, işte bu batıl, putlaştırılmış tanrılardır.”

Ey insan, yolun harabelere, viranelere, Efes, Bergama, Truva gibi yerlere düşerse buraları iyi gez. Gezerken düşün ve araştır. Neden buralar virane olmuş, neden buralardaki halk helâk olmuş? İşte o zaman heykellere dikkat et. Sonra başını etrafa çevir, heykeller gibi gezen, his bakımından taşlaşan, kendini arzularının ipine bağlayan, arzularına kul-köle olanlara bak; beldelerin viran olacağını hatırına getir. Sonra git tarihe sor. Neden bazı milletler yok olmuş, neden bazı beldeler yıkılmış? Sodom Gomore, Lut kavmi, Âd kavmi, Semud, Firavun kavmine ne olmuş? Haramların sıralandığı rafları, vitrinleri düşün. Haram imal eden, haram satan insanların vurdumduymazlığını, nice haramları mecbur edip farzları yasaklayan rejimlerin sonunun neye lâyık olduğunu hatırla ve de ki: “Başımıza taş yağmıyorsa, taş gibi kaya gibi dolular yağmıyorsa bu, Allah’ın bir lütfudur, insanların akıllarını başlarına almaları için bir fırsat ve mühlet vermedir!”

İslamiyet’ten uzaklaşan, insanlıktan uzaklaşır; Darwin’in de dediği gibi, maymun çocuklarına döner!

Geçenlerde bir arkadaş dedi ki: “Ağabey, Sultanahmet Meydanı’nda turistlerle yerlileri ayırmak mümkün değil. Neden başımıza kıyamet kopmuyor?” Dedim ki: “Sen Sultanahmet Meydanı’na bakmışsın. Fakat, saçının bir tek telini göstermeyen hanımlar da var. Allah her şeyi birden görüyor. Dünya üzerinde sevap işleyenlerin sayısı günah işleyenlerin sayısından fazla olduğu için kıyamet kopmuyor. Bu orantı tersine dönüştüğü vakit, kıyameti bekleyebiliriz.”

Necip Fazıl diyor ki,

Günah, günah, hasat yerinde demet;
Merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
Olur mu, dünyaya indirsem kepenk,
Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?

Bugünün sefaheti insanları içine alıp eritmeye başladı. Buna kim dayanırsa kurtulur. Kim de bu sele kapılırsa gider, Allah muhafaza. İnsan aklının en önemli vazifesi, İslamiyet’i öğrenmek, anlamak ve yaşamaktır. Ey akıl, bu yolun neresindesin?

Üstad Bediüzzaman’ı ziyarete gittiğimizde, “Ümitsizliğe düşme. Çünkü gübreli topraklarda büyük ağaçlar yetiştiği gibi, bozulan insanların içinde de büyük adamlar yetişir. Her şey zıddı ile kaimdir. Hindistan’da İmam-ı Rabbani’yi, Moğol istilasında Mevlânâ Celaleddin’i yetiştiren Allah, maddi ve manevi dünyanızı cennet edenleri gönderecektir, gözünüzü dört açın!” diyerek, parmağını gözüme uzatmıştı.

(Hekimoğlu İsmail, Zaman, Ağustos 2009)

Süper Adamların İbretli Akıbeti

Jerry Siegel ve Joe Shuster adlı iki Amerikalı 1930′lu yıllarda yeni doğan bilim kurgu merakının tesiriyle mavi tayt üzerine kırmızı mayomsu bir giysi ve pelerin giyen Superman’ın hikayesini uydurdular.

Siegel’in yazıp Shuster’in ise resimlediği Superman kitabı o dönemin Amerika’sında oldukça beğenilerek çoktutuldu. Kitap, Süperman’e (üstün insan) bir nevi yarı tanrılık atfediyor, herşeyi gören, bilen, işiten, herşeye gücü yeten bir varlık gibi zihinlere gizli telkinde bulunuyordu.

Sâfi zihinlerdeki uluhiyet inancının kirlenmesine sebep olan kitap kahramanı, bununla da kalmayıp daha sonra çevrilen batılı filmlerdeki normal insan ama tanrı evsaflı varlıklara da ilham kaynağı oldu. Ama gelin görün ki, Süperman’ın herşeye yeten güç ve kudreti yazarına pek faydası dokunmadı ve Jery Siegel 81 yaşında perişanve sefil bir ihtiyar olarak hayata gözlerini yumdu.

İlahi hikmete bakın ki, 1940′larda bir televizyon dizisinde Superman’i oynayan aktör Kirk Aly’nin akıbeti de pek iyi olmadı; o da Alzheimer hastalığına yakalandı.

Süperman filmine öyle veya böyle bulaşan herkesin başına birşeyler geliyordu; Süperman’ın sevgilisi rolünü oynayan Margot Kidder de geçirdiği araba kazası neticesi tekerlekli sandalyeye mahküm oldu.

Süperman serisinin son meşhur aktörü Christopher Reeves’in akıbeti ise diğerlerinden pek farklı değildi; o da, şimdi yalnız ve tekerlekli sandalyeye bağlı bir kötürüm. Aynı zamanda ödeme zorluğu çektiği hastane faturaları ile başa çıkmaya çalışıyor.

Evet, hadiselerin ibret dili, insanın yaratılmış bir varlık olduğunu, acziyetini unutarak Kudret-i Sonsuz’un kudretine ortak olmaya kalkmanın ne denli tehlikeli olduğunu apaçık ortaya koyuyor.

(İbrahim Refik)

Afrika ve Şükür

Kalça Tümörü sebebi ile hastaneye yatırılan çocuk

Arabalarda “Allah’a Şükür” yazısı, Nijerya, 2007.

Tsunami Floating Bodies

The Boxing Day Tsunami that struck Thailand in 2004 caused approximately 350.000 deaths and many more injuries.

Savaş açtığı basörtüsünü takmak zorunda kaldı!

Vakit gazetesinin ‘Ömrü boyunca başörtüsüyle savaştı, sonunda o da başörtüsü taktı. Allah (c.c) her şeye kadirdir’ şeklindeki bir okuyucu yorumunu sayfalarına taşımasını ‘kanserli bir hastaya hakaret’ olarak değerlendirenler, nedense Türkan Saylan’ın hemen her gün bu toplumun inancına hakaret etmesini görmezden geliyor! (vakit, 4-2009)

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Dr. Türkan Saylan

Türkan Saylan, Süleyman Demirel’den ödül alırken

Hastalık nedeni ile başını kapatmak zorunda kalan Türkan Saylan!

İsrail kasabı Ariel Şaron’u ailesi bile kabul etmedi

İsrail eski Başbakanı Ariel Şaron’u üç yıldan beri komada yattığı Tel Aviv’deki Şeba hastanesi yönetimi evine göndermek istiyor. Tedavisinin mümkün olmaması sebebiyle Şaron’u hastane yönetiminin çıkarmaya çalışması üzerine, ailesi karara itiraz etti. Şaron ailesinin itirazı, krize sebep oldu.

Hastane yöneticileri, gözeticiler eşliğinde Şaron’un bakımının evinde devam ettirilmesini istiyor. Hastanenin hesaplarına göre Şaron’un masrafları, 1948 yılından bu yana her hangi bir hastaya yapılan ödemenin çok ama çok üstüne çıkmış durumda. İsrail Sağlık Bakanlığına hastane tarafından yazılan yazıda, Şaron’un durumundaki bir hastaya, kendilerinen en fazla üç ay bakabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Şaron’un oğlu Cal’ad’ın babasının bulunduğu odayı ofis haline getirdiği, işlerini hastaneden idare etmeye başladığı, hatta iş toplantıları bile düzenlediği bildiriliyor. Bu durumunda da hastane yönetimini rahatsız ettiği kaydediliyor. Şaron üç yıldan bu yana komada yatıyor. 2006 yılı Ocak ayında geçirdiği bir beyin kanaması sonucunda komaya girmişti.

(www.haber7.com, 3-2009)

Ve tarihte sürekli tekrar eden ibretlik bir son!