Muzik calici calismiyor


HÜZÜNLÜ

Biafra

When the Igbos of eastern Nigeria declared themselves independent in 1967, Nigeria blockaded their fledgling country-Biafra. In three years of war, more than one million people died, mainly of hunger. In famine, children who lack protein often get the disease kwashiorkor, which causes their muscles to waste away and their bellies to protrude. War photographer Don McCullin drew attention to the tragedy. “I was devastated by the sight of 900 children living in one camp in utter squalor at the point of death,” he said. “I lost all interest in photographing soldiers in action.” The world community intervened to help Biafra, and learned key lessons about dealing with massive hunger exacerbated by war-a problem that still defies simple solutions.

Sefalet batağından kurtulamamak

Bir yardım eli beklemek

Zayıflık ve acizlik

Yaratıcıdan başka mutlak koruyucu yoktur

2008 Çin depreminde çocuğunu korur vaziyette enkaz altında kalan anne.

Siz kuru fasulye sever misiniz?

BURSA T.K.M’de (Tayyare Kültür Merkezi) düzenlenen sergide daha önceki yıllarda da sergilenen bir anıyazı:

Boş görünen özlemlerle dolu bir tabak!

Dedemin babası Halil çavuş Çanakkale savaşları başladığında 47-48 yaşlarındadır. Oğlu Ali 19-20 yaşlarındadır. Çanakkaleye gider. Halil çavuşun hanımı bir gün dükkana gelir “Bey iki asker geldi seni sordular. Hemen askerlik şubesine gidecekmişsin. Acaba Ali’mize birşey mi oldu? Yüreğime bir kor düştü”der.

“Tamam Hanım! Olur. Ben şimdi gider öğrenir gelirim. Sen ocağa bir kuru fasulye koyda akşama yiyelim”

Halil çavuş dükkanı toparlar, askerlik şubesine gider kendini tanıtır. Komutan ayağa kalkar.

“Sen nerede kaldın yürü! Edremitliler Çanakkaleye gidiyor. Koş yetiş!”

“Aman bey varıp eve haber vereyim. Helalleşelim”

“Mümkün değil. Kafileden kopma! Koş! Eve biz haber veririz.”

Hemen eve koşup “Kocanızı Çanakkaleye yolladık” diye haber vermişler. Aradan hayli zaman geçer. Halil Çavuşun oğlu Ali İstiklal harbinden sonra geri döner. Halil Çavuş’tan bir daha hiçbir haber alınamaz.

Ben Çanakkaleden dönmeyen Halil çavuşun oğlu Ali’nin torunuyum. Ninem hayatının sonuna kadar her akşam kuru fasulye pişirdi. Kendisi o yemekten ağzına tekbir lokma koymadı. Hep bize yedirirdi. Ölene dek hep o boş tabağı sofraya koydu. Kaşığı yanında hazır boş tabak. Dedemizin tabağıydı.”Gelirse hemen koyuvereyim yemeğini acıkmıştır. Özlemiştir. Hemen koyuvereyim”diye ninem o boş tabağı sofraya koydu, kaldırdı. Ölüm döşeğinde bile “Dedenizin tabağı. Dedenizin tabağı. Koyun!” diyordu. Birşey daha söyliyeyim belki inanmazsınız bizim evde hala her akşam kurufasulye pişiyor. Çocuklar “bıktık” diye mırınkırın ediyorlar. Ama hala pişiyor…

Dünya yalan olmuş, insanlar zalim

Kazanla, kepçeyle götüren semizler.

Bazıları ise kalan artıkları yer.

Vicdanı olan bir insan bu işe ne der?