Muzik calici calismiyor


HIRİSTİYANLIK

AB’nin Anahtarı Bu Mektupta Saklı

Osmanlı ile birlikte yönünü Avrupa’ya çeviren Türkler, 60 yıldır önce AET sonra da AB’nin kapısında bekletiliyor. Güney Kıbrıs ve Bulgaristan’ı bile sorgusuz sualsiz birliğe alan AB’nin Türkler’i oyalamalarının gerçek sebebi Papa 2. Pius’un Fatih’e yazdığı mektupta görülüyor.

Osmanlı’nın Avrupa’ya yürüyüşünü durduracak güçlü bir hristiyan devleti kalmamıştı. Bu duruma en çok üzülenlerin başında Papa 2. Pius geliyordu. Yeni bir haçlı ordusu düzenlemek için ne kadar uğraştıysa da uğraşsın eski başarısızlıklarını unutmayan Avrupa yeni maceraya sıcak bakmadı. Ordu toplama işinin olmadığını gören Papa, başbaşka bir yol denedi. Fatih’e mektup yazacak ve onu hıristiyan olmaya davet edecekti.

Papa II. Pius

VENEDİK ARŞVİLERİNDEKİ MEKTUP

Bir kopyası Venedik arşivlerinde hala saklanan mektupta Papa 2. Pius Fatih’e “Zat’ı şahaeleri eğer kendi iktidar ve gücünü Hıristiyana milletler arasında da yayılmasını yahut tarihe emsalsiz bir şöhretle geçmeyi isterse, altına/gümüşe, kara ve deniz gücünü gerek yoktur. Küçük bir hareket yeterlidir. Böylece bütün insanlık tarihinin en büyüğü olursunuz. Bu küçük hareket nedir, derseniz, hemen söyleyeyim; üzerinize iki damla su serpeceğiz. Gerisi kolaydır. Bu yolla zat-ı şahaneleri Hıristiyan kilisesine girmek isterse sizinle hiçbir hükümdar kıyaslanamaz. Biz size “Tüm Rum ve Doğu imparatoru” unvanını veririz. Hıristiyanlık alemi sizi takdis eder ve Hıristiyanlık işlerinde mutlak hakim olursunuz

DÜNYA’NIN BİR NUMARASI OLMAK

Osmanlı sadece fetihlerle değil, savaş sanayindeki buluşları ve teknik liderliğiyle de dünyanın bir numarası idi. Fatihin odasında kocaman bir Avrupa haritası vardı. Fatih, 30 yılda topraklarını 2,5 kat büyüttü. 25 devletle vuruştu. 20 devleti egemenliği altına aldı. Fatih döneminde Osmanlı’nın hükmettiği toprakların yüzde 70’i Avrupa’da yüzde 30’u ise Anadolu’da idi. Osmanlı başarıya sadece inanç ve hırsla gitmiyordu. Teknik gelişmeler ve yeniliklere de büyük önem veriyordu.

İLK ROKETİ FATİH YAPTIRDI

Osmanlı yeri geliyor, savaş meydanlarında top döküyor, büyüt toplar hazırlanıyor. İlk roket olan “yangın bombası” Arnavutluk seferinde kullanıldı. İşkodra önlerinde büyük faydalar sağlandı.

Roketlerin geçen yüzyılın ikinci yarısında yaygın şekilde kullanıldığını sanır birçoğumuz. Oysa dünyada ilk roketleri yaptıran Fatih Sultan Mehmet’tir. Bu günküne çok yakın bir çalışma mantığına sahiptir. 1478’de bugünkü Arnavutulk, o günkü adıyla İşkodra kuşutmasında ilk kez yangın Roketini denedi Osmanlı ordusu.

Fatihin gözetiminde yapılan bu ilk roket, beli bir mekanik düzenek içinde hareket eden, zeytinyağı, kükürt, bal mumu ve bilinmeyen başka maddelerin birbiriyle karıştırılmasında ortaya çıkmış olağanüstü bir silahtı.

Venedik arşivlerinde bulunan belgelere göre bu müthiş ateşli silah, geceleri kuyruklu yıldız gibi yol alıyor, ince bir ses çıkarıyordu. Üstüne düştüğü her şeyi yakıyordu. Hatta kuyuların suyunu bile kurutuyordu.

İlk roketten iki yıl sonra, 1480’de Rodos kuşatmasında ilkinden sonra etkili bir başka roketi denedi. Osmanlı birlikleri patlayıcı, Tahrip roketleriydi bu. Rodos halkı, Türk roketlerinden korunmak için kalelerin ve kiliselerin mahzenlerine saklanıyordu.

TOPLARIN BALİSTİKLERİ DE FATİHTEN

Batılı kaynakların ısrarla İstanbul surlarını yıkan topların mucidinin Macar Usta Urban olduğunu söyleseler de, burada Fatih’in rolünü unutmamak gerek,
Urban, uzun yıllar Bizans imparatorunun emrinde çalışmıştı. “paramı vermiyorlar” diye kaçıp Fatih’in kapısına gelmişti. Tam savaş öncesinde böyle büyük bir ustanın sırf para için elden kaçırılması mantıklı değil. Çalışmaya başladığında balistik ve dayanıklılık hesaplarından anlamadığı ortaya çıktı. Barut ölçümünü de iyi bilmiyordu. Kalıp ve döküm konusunda mahirdi. Osmanlı top tekniğinde asıl kahraman Saruca Paşa ve Mimar Muslihiddindir.

HER ZORLUK BİLİM VE TEKNOLOJİ İLE AŞILDI

Fatih İstanbul’un fethini gerçekleştirmek için karşısına çıkan her zorluğu, bilim ve teknolojik buluşlarla aşmıştır. Boğaz’ı yardım gemilerine Rumeli Hisarı ile kapatmış, Bizans’ın haliç zincirini, gemileri karadan yürüterek geçmiş, Surları toplarla yıkmış, sur içindeki Bizans askerinin düzenini havan topu ile yıkmış, surun altından kazdığı tünellerle şehir içine ulaşmaya çalışmış, yaptırdığı yürüyen kulelerle sur savaşında insiyatifi eline geçirmiştir.

Sanat ve teknoloji alanlarında bizzat kendisi çalışmalar yapmış ve yapanları da desteklemiştir. Özellikle top ve gemi üretiminde yeni buluşlara zemin hazırlamıştır.
Yabancı dil, astronomi, felsefe, matematik, coğrafya gibi bilimlerle özellikle ilgilenmiş bu alanda çalışan bilim adamlarına kapılarını sonuna kadar açmıştır. Şiir, edebiyat, resim başta olmak üzere çağındaki tüm sanatlara düşkündü. Meşhur kanunnameyi yazdırarak Osmanlı’da yazılı ilk anayasayı yaptı.

(İsmail Zelvi, www.8sutun.com, Mayıs 2010)

Vatikan’dan altatan eşe af

Katolik Kilisesi, evlilikte aldatma olayına tartışma yaratan bir bakış açısı getirdi: “Aldatıldıysanız, affedin. Karşı tarafın yeni heyecanlar vaat eden fırsatları artık her yerde mevcut”

Cenova Kardinali Bagnasco, aldatılmış eşleri daha sabırlı olmaya davet ederek affetmenin önemini vurguladı. Katolik dünyası ve basında geniş yer bulan açıklama şimdi “Günaha davet mi” yoksa “Sevgiye dönüş mü” tartışması başlattı.

Katolik Kilisesi modern çağa uyum sağlama pahasına, evlilikte aldatma olayına yeni bir bakış açısı getirdi. Cenova şehrinin kardinali ve İtalyan Piskoposlar Konferansı Başkanı Angelo Bagnasco, Noel öncesi yayımladığı bildiride “Eğer aldatıldıysanız, affedin” dedi. Kardinal Bagnasco, Katolik din mensuplarına yönelik mektubunda, aldatılmış eşlerin daha sabırlı olmaya davet ederek, affetmenin önemine dikkat çekti. Cenova Kardinali, “Karşı tarafın yeni heyecanlar vaat eden fırsatları artık her yerde mevcut. Her şeyi bir ayrılıkla çözmeden önce, hoşgörüyü de denemek lazım” dedi. Aile birliğinin pamuk ipliğine bağlı olduğu modern dünyada Kardinal Bagnasco “sabır ve hoşgörü” meziyetlerinin ön plana çıkarılmasını öneriyor. Yeni heyecanlar karşısında yolunu şaşıran eşleri affetmek konusunda Cenova Kardinali’nin sarfettiği sözleri bir psikolog, evlilik uzmanından duymak ne kadar normalse bunu kilisenin üst düzey bir kardinalinden duymak da aynı oranda skandal yarattı. Avantgard eğilimleri ile tanınan Cenova Kilisesi’nin eski piskoposu ve hali hazırda Vatikan Başbakanı olan Kardinal Tarcisio Bertone de bir süre önce “Affetmenin” gerekliliği üzerinde durarak, ” İncil’de yazdığı gibi 77 kere olmasa da affedin” demişti.

(Yasemin TAaşkın, Sabah, 12-2008)

Eşcinsellik kiliseyi ikiye böldü

Anglikan Kilisesi’nin geleneksel kanadı, ABD ve Kanada’da yeni bir kilise oluşturmaya hazırlanıyor. Gözlemciler, Anglikan Kilisesi’nin Kuzey Amerika’da ikiye bölüneceği tartışmasının artık somut biçimde gerçekleştiğini söylüyorlar.

Resmi açıklamanın yapılmasının ardından ABD ve Kanada’da Anglikan toplumla asıl bağları kendisinin temsil ettiğini söyleyen iki ayrı kilise birbirine rakip olacak. Tartışmanın odağında, kilisenin eşcinsellere yaklaşımı konusundaki anlaşmazlık yatıyor.

Anglikan Kilisesi’nin eşcinsellere yönelik liberal yaklaşımı, gelenekçi kanadın protestolarına ve bazılarının kiliseyle yollarını ayırmasına yol açtı. Anglikan Kilisesi’nin Afrika’daki temsilcileri de eşcinsellere aşırı hoşgörü gösterildiğini düşünüyor. Kuzey Amerika’daki gelenekçi kanat ile Afrikalı Anglikanlar arasında bu sebepten dolayı yeni ittifaklar kuruluyor.

Eşcinsellerin açıkça rahipliğe atanabilmesi gibi uygulamalara öfkeli olan Anglikanlar, Kuzey Amerika Kilisesi adı altında yeni bir kilisenin temellerini çarşamba günü atmaya hazırlanıyor. Illinois eyaletinde düzenlenmesi beklenen törende, yeni kilisenin prensipleri duyurulacak.

Ancak dünya genelinde Anglikan toplumun yeni kiliseyi bir parçası olarak tanıyıp tanımayacağı tartışma konusu.

Anglikan Kilisesi Genel Sekreteri Canon Kenneth, BBC’ye verdiği mülakatta, bilinmeyen sulara girildiğini vurgulayarak, yeni kilisenin liderlerinden varolan kurallara göre hareket etmelerinin beklendiğini belirtti.

Fakat yeni kurulan Kuzey Amerika Kilisesi’nin taraftarları, Anglikan Kilisesi’nin birlik ve bütünlüğü devam ettirecek yapısal donanıma sahip olmadığını söyleyerek, çoğunluğu Afrika ülkelerinden yeni bir lider kadrosuna umut bağladıklarını kaydediyorlar.

Şimdilik ne yeni kilise, ne de liberal Anglikanlar tamamen farklı bir oluşum olarak Anglikan Kilisesi’nden ayrılmayı planlıyor. Fakat aynı çatı altında daha ne kadar barınabilecekleri giderek daha çok şüphe uyandıran bir konu.

(BBC, 2008)

Nazlı Ilıcak’a hıristiyan damat

“Nazlı Ilıcak’ı biliyorsunuz, sözde yeni İslamcılarımızdan. Gerçi yaşamında İslami kurallar pek yer tutmaz, ama siyasal bağlamda o eksendedir. Nazlı hanım bugün siyasal İslam’ın en keskin avukatlarından biridir.

İşte bu Nazlı Ilıcak’ın Hıristiyan bir damadı olacak. Malum Nazlı hanımın Kemal Ilıcak ile olan evliliğinden Mehmet Ali ve Aslı diye iki çocuğu olmuştu. Mehmet Ali, Meyra isimli bir okuyucu, pardon sanatçı ile evlenmişti. Aslı da Ali Yemeniciler adlı bir işadamıyla evlenmiş ve çoluk çocuğa karışmıştı. Öyle ki Aslı bir ara çocuğunun eğitimi için ABD’ye bile yerleşmişti. Derken Aslı kocası ile geçinemedi ve bir celsede boşandı, şimdi ikinci evliliğine hazırlanıyor.

Peki ikinci koca adayı kim mi? Alen Sarrafgil. O kim mi? Ölen gazeteci Ufuk Güldemir’in eşi Gaya Sarrafgil’in kardeşi… Sarrafgiller Hatay kökenli Hıristiyan bir aile. Sakın beni din fanatiği olarak görmeyin, benim o tür bir saplantım hiç mi hiç yok. Tersine ilk kez yazıyorum, ben Türkiye ve TGRT’de Ankara Temsilcisi iken Müslüman olmayan bir gazeteciyi işe almış ve cemaatin hışmına uğramıştım. Bugün bunu yazmaktaki maksadım, Ilıcak’ın İslamcı duruşu ile kıyaslanması içindir.”

(2008-10, http://www.habervaktim.com)

Nazlı Ilıcak kimdir?

Ayşe Nazlı Ilıcak (1944, Ankara) Türk gazeteci. Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Lozan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde eğitim gördü. 1969da Tercüman Gazetesi sahibi Kemal Ilıcakla evlendi ve eşinin gazetesinde başyazar oldu. 1988e kadar Tercüman grubunun ikinci gazetesi olan Bulvar gazetesinin imtiyaz sahipliğini üstlendi. 2007 yılında Sabah gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.

21. ve 22. Hükümetlerde bakanlık yapmış Muammer Çavuşoğlunun kızıdır. 1999 Seçimlerinde Fazilet Partisinden İstanbul milletvekili seçildi. 22 Haziran 2001de, Anayasa Mahkemesinin Fazilet Partisini kapatılmasına karar verdiği dava sonucunda milletvekilliği düşürüldü ve 5 yıl siyaset yasağı getirildi. 2007 Genel Seçimleri öncesinde Adalet ve Kalkınma Partisine yaptığı milletvekilliği adaylığı başvurusu reddedildi.

Yeni Şafak, Tercüman, Bugün, Takvim gazetelerinde yazarlık yapmış, halen Sabah gazetesinde yazmaktadır. İlk eşi Kemal Ilıcakı 1993te kaybeden Ilıcak, işadamı ve siyasetçi Emin Şirinle kısa süren bir evlilik yaptı. İki çocuk annesidir.

Nazlı Ilıcak ve ilk eşi gazete patronu Kemal Ilıcak

Salamanca, Iglesia de la Clerecia

Yanlış tasvir

Ermenistan Astvatsatsin kilisesinde Hz. Adem ve Hz. Havva’nın yasak elmaya yaklaşması tasvir ediliyor.

Hıristiyanlığı kurtarma büyüsü