Pers mitolojisinde efsanevi bir kuştur butimar. Sıvı ihtiyacını deniz suyu ile karşılar. Denizi o kadar çok sever ki, deniz kıyısına konar, kanatlarını açar ve tek başına oturur denizi seyreder. Denizin bir gün kuruyacağından korkar ve bu korku yüzünden hiç su içmez. En sonunda da susuzluktan ölür…
Muzik calici calismiyor
HİKAYELER
Marifet nerede?
Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey’ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey’e dönerek: “Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerde olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım… Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?”
Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş: “Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesen!”
Rüya alemindeyiz
Zamanın birinde iki kardeş varmış. Büyük olanı koskocaman bir çiftliğin sahibi ve köyün ağsıymış. O kadar zenginmiş ki zenginliği başka memleketlerde dahi dillerde dolaşırmış. Kardeş ise abisinin çiftliğinde karın tokluğuna kar kış, sıcak soğuk demeden çalışırmış. Ortalığın sıcaktan cayır cayır yandığı bir yaz günü küçük kardeş yorgunluktan bitap düşmüş ve bir ağacın gölgesinde uyuya kalmış.
Çok geçmemiş ki abisi kardeşini, ayağındaki koca ayakkabılarıyla sert biçimde dürterek “Kalk iş zamanı uyunur mu? Çalışmayana bedava ekmek yok.” diyerek uyandırmış. Kardeşi ise ne olduğunu anlamadan şaşkın gözlerle önünde duran abisinin o heybetli cüssesiyle karşılaşmış ve “Abi neden uyandırdın beni? Çok güzel bir rüya görüyordum. Rüyamda büyük bir çiftliğim, yüzlerce atlarım, sayısız hayvanlarım, ucu bucağı gözükmeyen tarlalarım, benim için çalışan yüzlerce işçim, aletlerim ve daha sayamayacağım bir sürü mala sahiptim. O kadar güzel bir rüyaydı ki, keşke uyandırmasaydın da biraz daha tadını çıkartsaydım.” demiş.
Abisi ise alaylı bir ifade ile “Sen” demiş, “Bu saydıklarını ancak rüyanda görürsün. Oysa bak ben bütün bu saydıklarına sahibim, bunların içinde yüzüyorum…” diye cevap vermiş.
Kardeşi ise bilgece bir ifade ile abisine bakmış ve söylediği sözlere pişman edercesine şu sözler dökülmüş kurumuş dudaklarından: “Abi biliyor musun aslında ikimiz de rüya görüyoruz? tek fark, benim rüyam gözlerimi açınca bitiyor, senin rüyan ise gözlerini kapatınca bitecek…”
Evlatlık edinmek
Okulda birinci sınıf öğrencileri, bir aile resmi hakkında tartışıyorlardı. Resimdeki küçük erkek çocuğunun saç rengi ailenin diğer aile üyelerinin saç renklerinden farklıydı. Öğrencilerden biri o küçük erkek çocuğunun evlat edinilmiş olduğunu ileri sürdü ve bunun üzerine Jocelynn Jay adındaki bir kız öğrenci şunları söyledi: “Ben evlat edinme konusunda her şeyi bilirim, çünkü ben de evlatlığım.”
Bir başka çocuk, “Evlat edinilmek ne demektir ?” diye sordu.
Jocelynn söyle yanıtladı onu: “Annenin karnında değil, yüreğinde büyümen demektir.”
Ahmağın sevgisi
Bir ejderha bir ayıyı yakalamak üzere sıkıştırmıştı. Bu sırada oradan geçen bir er ayının feryatlarını duydu. Ayının yardımına koştu. Aklını ve gücünü kullanarak ejderhayı yendi, ayıyı kurtardı. Ayı gördüğü bu iyilik karşısında o babayiğidin peşini bırakmadı. Tıpkı sadık bir köpek gibi, onu takip etmeye başladı. Bir gün yiğit hastalanıp yatağa düştü. Ayı da başında beklemeye başladı. Oradan geçen biri yiğidin halini sordu. Sonra da:
“Bu ayının senin yanında ne işi var?” diye sordu. Yiğit ejderha hikâyesini anlattı.
Adam: “Ahmağın dostluğu düşmanlıktan beterdir. Sen bu ayıya güvenme. Ne yapacağı belli olmaz” dedi.
Yiğit: “Bunu kıskançlığından söylüyorsun. Baksana zavallı hayvanın sevgisine” dedi.
Adam: “Ahmağın sevgisi aldatıcı bir sevgidir, buna inanma!” dediyse de dinletemedi.
Yiğit ayıdan vazgeçmedi. Bir müddet sonra yiğit uyudu. Bir sinek gelip yiğidin yüzüne kondu. Ayı onu kovaladı. Ayı kovaladı, sinek geldi. Buna sinirlenen ayı koca bir kaya parçasını aldı, uyuyan yiğidin yüzüne konan sineği öldürmek için kayayı fırlattı. Kaya adamın yüzünü parçalayıp beynini dağıttı. Böylece ayı iyilik yapayım derken yiğidi öldürdü.
Ahmağın sevgisi, ayının sevgisidir; kini sevgidir, sevgisi kin…
Cahillik
Cahil adamın biri bir merkebe konuşma öğretiyormuş. Bu iş için bir ömür sarf etmiş. Bir akıllı zat ona şöyle demiş: “Ey cahil adam, ne diye boşuna uğraşıp duruyorsun? Hayvanlar senden konuşma öğrenemezler, bari sen onlardan susmayı öğren.”
Uyanıklık

Kasabanın bir budalası varmış. Onunla herkes ilgilenirmiş. Bu adamın özelliği, önüne bir yüz binlik, bir elli binlik, bir on binlik konulduğu zaman yüz binliği bırakıp, on binliği almasıymış. Bir gün kasabanın budalasını tek başına görünce, “Niye yüz bini bırakıp on bini alıyorsun?” diye sormuş bir yakını. Etrafına bakınmış, kimsenin olmadığını anlayınca, “Çok basit” demiş. “Yüz bini alsam ondan sonra aynı tecrübeyi tekrarlamazlar ki…”
