JİTEM’ci emekli Albay Abdülkerim Kırca’nın şüpheli intiharı, akıllara 3 Şubat 1994 yılında intihar eden Tunceli Jandarma Komutanı Albay Kazım Çillioğlu’nu getirdi.
Çillioğlu’nun oğlu Tayfun Çillioğlu, Vakit’e şok açıklamalarda bulunarak, “Babamın ölümünün intihar olduğuna inanmıyoruz. Babam birilerinin çıkarlarına ters düştüğü için öldürüldü” iddiasında bulundu.

Albay Kazım Çillioğlu
İsmi Güneydoğu’da işlenen faili meçhul cinayetlerle gündeme gelen JİTEM Diyarbakır eski Bölge Komutanı Albay Abdülkerim Kırca’nın, Ankara Güvercinlik Askeri Lojmanları’ndaki şüpheli intiharı, akıllara 3 Şubat 1994 yılında Tunceli Jandarma Komutanı Albay Kazım Çillioğlu’nun intiharını getirdi.
ÇELİŞKİLER VE DERİN ŞÜPHELER
O gün makamında ölü bulunduğu açıklanan Çillioğlu’nun, ölüm raporunda evinde intihar ettiği belirtilmişti. Ölümünden sonra sadece dış otopsi yapılarak ‘intihar etti’ raporu verilen ve dosyası kapatılan Çillioğlu’nun şüpheli ölümü hakkında 8. Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığı da kovuşturmaya gerek olmadığı yönünde karar vermişti. Öldüğünde ise, Albay Çillioğlu’nun yanında, “Bu, Türklüğün var olma mücadelesidir. Bir an önce geniş kapsamlı düşünmeliyiz” yazılı bir not bulunması, akıllara etnik yapılara gizlenerek örgütlendiği tespit edilen Ergenekon’u getiriyor.
“BU CİNAYETLERİN ARKASINDA DA ERGENEKON MU VAR?”
Ergenekon iddianamesinde yer alan çok sayıda eylem, “Etnik ayrımcılığa teşvik” olarak yer almıştı. ETÖ üyelerinin etnik ayrımcılığı körükleyerek, kaos meydana getirmeye yönelik fiili çalışmalarda bulunduğu iddianamede belirtilirken, Çillioğlu’nun yanında bulunan notta Türklük vurgusu yapılması, “Bu cinayetlerin arkasında da Ergenekon mu var?” sorusunu gündeme getirdi.
İKİ SUİKASTTAN KIL PAYI KURTULDU
Ölümünden sonra sadece dış otopsi yapılarak ‘intihar etti’ raporu verilen ve dosyası kapatılan Çillioğlu da, Kırca gibi JİTEM’in kurucuları arasında gösteriliyor. Merhum Eşref Bitlis’in düşen uçağında olması gerekirken son anda binmeyerek ölümden kurtulan Kırca, aynı yıl Tunceli Jandarma Genel Komutanlığı’na ait helikopterde olması gerekirken, son anda başka bir açıklanmayan görevinden dolayı helikoptere binmeyerek yine hayatta kalmayı başarmıştı. Çünkü o helikopter de düşmüş ve biri Kırca’nın mesai arkadaşı olmak üzere toplam 3 subay şehit olmuştu.
Çillioğlu’nun oğlu Tayfun’un Vakit’e anlattıkları ise dehşet verecek cinsten.
“KENDİ İÇLERİNDE BÖLÜNME VARDI”
Olayın intihar olduğuna asla inanmadığını belirten Tayfun Çillioğlu, “Biz aile olarak intihar olmadığına inanıyoruz. Kendisi hayat dolu bir insandı ve ordunun yetiştirebileceği önemli isimlerden biriydi. Çantalar dolusu ‘takdir belgesi’ var. Aklımıza gelen, birilerinin çıkarlarına ters düşerek öldürüldüğü yönünde. Kendi içlerinde Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in şehit edilmesinin ardından bölünme olduğunu da duyduk. Bu bölünme, bir konuda anlaşmazlık meydana getirmiş olabilir. İçeride ve dışarıdaki durumdan rahatsız olduğu kesindir. Acaba babam içeriye sızan bazı hainleri gördü, onların işlerine canlı şahitlik etti ve bu yüzden onları deşifre etmesi mi engellendi? Babamı birileri etkisiz hale mi getirdi?” diye sordu.
“BABAM ENGELLENİYORDU”
Babasının terör örgütü PKK’ya karşı etkin mücadele veren biri olduğunu vurgulayan Çillioğlu, operasyonlarda zaman zaman babasının arkadaşları ile fikir ayrılıkları yaşadığını söyledi. Çillioğlu, “Operasyonlarda babamın yapmak istediği hamlelerin içeriden birileri tarafından engellendiği ve zaman zaman farklı düşüncelerden dolayı aralarında tartıştıklarını biliyoruz. Babam koltuğunda oturmadı, hep çalıştı. Mesai kavramı hiç olmadı ve terörle mücadele kapsamında en üst seviyede görev aldı. Onunla birlikte görev yapan arkadaşları onun ruh ve manevi özelliklerini çok iyi biliyorlar. Onlar da anılarını anlatmalı” diye konuştu.
ŞOK İFŞAAT
Şüpheli intihardaki en önemli ayrıntıyı ise Çillioğlu, şu sözleri ile anlattı: “Olayı aydınlatacağına inandığım ve sır olarak kalan en önemli durum; sanki babamın orada ‘ölü’ olarak bulunabileceği hissiyle hareket edilmesidir. Babama arkadaşları gün içerisinde ulaşamadıklarını, yetkili mercilere iletince, Bölge Komutanlığı tarafından bir heyet oluşturulmuş. Heyet, babamın evine gelince direkt kapıyı kırarak içeri girmiş. Heyette ise otopsi raporu verecek yetkililerin bile olması ‘sanki özel bir hazırlık yapıldığı’ görüntüsü veriyor. Sanki babamın ölümü bekleniyordu. Muhtemel bir sonuca varılmış ve heyet ona göre yönlendirilmiş. Bunun bir dayanağı olmasa, ölü bulma ihtimaline karşı hazırlık yapılarak gidilir mi? Bu konu hakkında o dönem yetkililerle konuşmalarımız oldu, ancak sonuç alamadık.”
“BABAM DA ÇOK SEVDİĞİ EŞREF PAŞASIYLA ŞEHİT OLACAKTI”
Merhum Eşref Bitlis Paşa ile babasının ilişkisinin en üst seviyede olduğunu belirten Çillioğlu, “Eşref Paşa, bölgede yaşanan olayları istişare etmek üzere babamı Ankara’ya davet etmişti. Babam gitmiş ve görüşmenin ardından, Eşref Paşa, babama kalmasını, beraber Diyarbakır’a aynı uçakla geçmeyi teklif etmiş. Babam, çok sevdiği ve saydığı Paşasına, ‘İznim yetersiz komutanım. Benim dönmem gerek’ diyerek ayrı bir uçakla Diyarbakır’a döner. Eşref Bitlis Paşa’yı Diyarbakır’a götürecek uçak düşerken, o uçakta olması beklenen babam ise işi gereği binmemişti. Ve çok sevdiği Paşası o uçağın düşmesi sonucunda şehit olmuştu. Babamın Tunceli ve Diyarbakır’da görev yaptığı yerlerde yaşadığı çok sayıda sıkıntı var. Bu sıkıntılar içeriden ve dışarıdandı” diye konuştu.
(ASLAN DEĞİRMENCİ, 1-2009)
***
Albay Kazım Çillioğlu’nu Ergenekon mu öldürdü?
Güneydoğu’da 90’lı yılların başında çok sayıda üst düzey silahlı kuvvetler mensubunun hayatını kaybetmesi Ergenekon dosyasına girdi. Birçok üst düzey askeri görevlimiz bu dönemde şaibeli şekilde ya intihar etti, ya da ölü bulundu.Bu ölümlerden birisini sizlere anlatmak istiyorum.
1999 senesinde Eşref Bitlis’in ölümünün 6. yılı münasebetiyle kapsamlı bir yazı dizisi hazırlamıştım. Birkaç kanaldan gelen belgelerle de, Eşref Bitlis’in öldürülmesi olayını raporlarla yazı dizisi haline getirmiştim.
Yazı dizisi devam ederken, o dönemlerde hayatını kaybeden Tunceli Eski Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu’nun yakın bir akrabasından olayla ilgili çok kapsamlı bir dosya almıştım posta yoluyla.
Bugüne ışık tutacağını düşündüğüm olayın birçok ilginç noktası var.
ÇELİŞKİLERLE DOLU ÖLÜM
3 Şubat 1994’te Kazım Çillioğlu, Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı yaparken, lojmanında ölü bulundu. Ölüm sebebi raporlara göre intihar olarak geçti.
Ama ailesi intihar olduğuna asla inanmadı.
Çillioğlu’nun intihar edeceğine ailesi hiç ihtimal vermiyordu. Hatta merhum albay o gün oruçluydu.
Ölümünden sonra hemen otopsi yapıldı.
Ama dış otopsi yapıldı. Sadece parmaklardaki barut izine ve sağ şakağındaki mermi deliğine göre Çillioğlu’nun intihar ettiği raporu tutuldu ve dosya kapatıldı.
Çillioğlu, öldüğü gün yanında el yazısıyla, “Bu Türklüğün varolma mücadelesidir. Biran önce geniş kapsamlı düşünmeliyiz” yazan bir not bulundu. Notu yazanın Çillioğlu mu, yoksa başkası mı olduğu anlaşılamadı.
Çillioğlu’nun en ilginç yönü, merhum Eşref Bitlis paşayla olan yakınlığıydı.
Eşref Bitlis’in uçağı 17 Şubat 1993’te Diyarbakır’a giderken düşmüştü. Eşref Paşa, Kazım Çillioğlu’na “Diyarbakır’a aynı uçakla gidelim” demiş, ama Çillioğlu 15 Şubat’ta Diyarbakır’da olması gerektiğini söyleyip, uçakla değil kendi imkanlarıyla Diyarbakır’a gitmişti.
Ölümden dönmesinin ardından Çillioğlu’nun başına ikinci bir olay daha gelecekti. Helikopterle bir göreve gidecek olan Çillioğlu, göreve gitmekten son anda vazgeçip yerine yardımcısını gönderecekti. Ama son anda binmediği helikopter de düşmüş ve yardımcısı şehit olmuştu.
Bir süre sonra Çillioğlu’nun tayini Tunceli’ye çıktı. 3 Şubat 1994’te ise acı haber geldi.
Ölümle ilgili bugün hala karanlıkta kalan bazı noktaları kısa kısa paylaşmak istiyorum.
- Çillioğlu’nun ilk öldüğü yer, makam odası olarak açıklandı. Ama daha sonra raporlara ‘evinde intihar etti’ olarak geçti. Bu çelişkinin nedeni anlaşılamadı.
- Kazım Çillioğlu’nun ölümüne neden olan silah kayboldu ve bulunamadı. Mermi çekirdeğinin ve kovanının balistik incelemesi hiç yapılmadı.
- Otopsi aynı gün saat 21:00’de yapıldı. Ama ölüm saati 17:00-18:00 olarak yazıldı. Mesai saati olan o saatlerde neden Çillioğlu’nun makamında değil de evinde olduğu hiç araştırılmadı.
- Otopsi raporuna göre intihar ettiği iddia edildi. Ancak, lojmanlardaki kimse silah sesi duymadı. Bir iddiaya göre ise, albayın beylik tabancasındaki şarjöründe mermi eksik değildi.
İZMİR’DEN DİYARBAKIR’A İLGİNÇ TAYİN
Kutlu Aktaş’ın İzmir Valiliği yaptığı dönemde 13 Nisan 2002’de yayınladığı gizli ibareli bir yazıda o dönemin İzmir Alay Komutanı Kazım Çillioğlu’nun takip edildiği ve öldürülme tehlikesi altında olduğu da yazıldığı iddia ediliyordu. Sürekli hedef olan Çillioğlu’nun tayini tam bu dönemde Diyarbakır’a çıkması da ilginç bir nokta olarak kaldı.
Bu olay o gün kapatıldı bir daha açılmamak üzere. Ama ailesinin acısı hiç dinmedi. En son hatırladığım merhum albayın ailesi 1999 senesinde Bolu’nun Kaynaşlı Beldesinde yaşıyordu. Şu an neredeler bilmiyorum. Ama anlatacakları çok şey olduğuna eminim.
(Burak Orhan, 12-2008)