Muzik calici calismiyor


EĞİTİM

Türkiye’de Öğretmene Saygısızlık Hat Safhada

2008-2009 yılı değerlendirmesine göre, okullarda en çok yaşanan disiplin olayları sıralamasında “Öğretmene saygısızlık ve hakaret” ilk sırada yer alıyor. İl Öğrenci Disiplin Kurulu, yeni eğitim öğretim yılı öncesi, geçen yıl eğitim ve öğretimde başarısızlığa yol açan disiplinsizlik nedenleri ve alınabilecek önlemler ile ilgili değerlendirmede bulundu. Bu değerlendirmeye göre, okullarda en çok yaşanan disiplin olayları arasında “öğretmene saygısızlık ve hakaret” ilk sırada yer alırken, bunu okul eşyalarına zarar verme, iletişim araçlarının amaç dışında kullanılması ve öğrenci arasında kavga ve çekişmeler gibi konular takip ediyor.

Öğrenci velileri ilgisiz

Bazı öğrenci velilerinin, çocuklarıyla yeterince ilgilenmediği vurgulanan değerlendirmede, bu durumun öğrencilerin disiplin uyumunda problemler oluşturduğu kaydediliyor. Okul-aile ve çevre iş birliği sağlanarak bu uyumsuzluğun önüne geçilmesi gerektiği ifade edilen değerlendirmede, velilerin öğrencileri ve okulu sahiplenmelerinin sağlanması gerektiği kaydedildi. İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Rağip Üye, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, öğrencilerin bu tür davranışlarının temelinde, aile ve öğretmenlerden gördükleri sevgi eksikliği olduğunun altını çizdi.

Ailelerle diyalog eksikliği var

Ailenin çocuğunu takip etmesi, okulla diyaloğunu koparmaması gerektiğini belirten Üye, geçen yıl velilerle okul arasındaki bağları sıkılaşt ırmak adına gönüllü velileri evlerinde ziyaret ettiklerini hatırlattı. Üye, yaşanan disiplinsizlik olayının diyalog eksikliğinden kaynaklandığını ifade ederek, şöyle konuştu: “Aile ile okul arasındaki ilişkiyi sıkılaştırabilirsek bu sorunları çözebiliriz. Okul öğrenciyi iyi tanımalı, ailesini bilmeli. Öğretmen çocuk ve ailesiyle sıkı ilişki kurmalı. O zaman bu tür olaylar olmaz. Suçu tek bir tarafa atmak olmaz. Bunun nedenleri iyi araştırılmalı. Sadece öğrenci suçlanamaz. Aile ve öğretmenin de eksikliği vardır.”

(Timeturk, 09-2009)

***

KALK LAN YERİMDEN!

Sınıfta Öğretmen Döverek İnternette Yayınlayan Bir Öğrenci!

Türkiye`nin en köklü eğitim kurumlarından tarihi Haydarpaşa Lisesi`nde bir eğitim skandalı yaşandı. 2005-2006 öğretim yılının 11- D sınıfı mezunları, Konya Selçuk Üniversitesi İngilizce bölümü mezunu, dokuz yıllık hoca Vedat Varol’u, bazen sınıfa sokmadı, bazen ders sırasında öğretmen koltuğuna yanaşıp ‘Kalk lan yerimden‘ diyerek azarladı, bazen de üzerine yürüyüp tartakladı, ellerine vurdu. Bütün bunları güruh halinde ve gülerek yapan öğrenciler olanları cep telefonuyla kaydetti. Öğrenciler mezuniyetlerinin ardından yeni eğitim yılı başlar başlamaz hocayı kendiifadeleriyle `madara` ettikleri görüntüleri klip halinde `youtube.com` adresindeki internet sitesinde yayınlamaya başladı.

(Sabah, 10-2006)

Gülen Eğitim Yok

Kütüphanesiz Türkiye

Dünyanın en büyük, en zengin, en kıymetli kütüphanesi Washington’daki Kongre (Meclis) Kütüphanesi’dir. Burada 132 milyon kitap ve benzeri bilgi malzemesi (haritalar, belgeler, resimler, kartlar, plaklar, elyazmaları, CD’ler vs.) bulunmaktadır. Kitap raflarının uzunluğu, peşpeşe dizildiği takdirde 850 kilometre tutuyor. Kütüphanenin sonsuz malî kaynakları vardır ve günde 10 bin yeni kitap ve diğer malzeme girmekte, kayıtlanmaktadır.

Rusya’daki Devlet Kütüphanesi’nde 42 milyon kitap vs. bulunuyor. Yine Rusya’da Petersburg Kütüphanesi’nde 33 milyon. Pekin Kütüphanesi’nde 22 milyon. Paris’teki Millî Kütüphane’de 13 milyon. Rusya’daki Novossibirsk Kütüphanesi’nde 13 milyon. Meşhur Harvard Üniversitesi’nin kütüphanesinde 13 milyon. New York Şehir Kütüphanesi’nde 11 milyon. Londra’daki British Library’de 12 milyon. Londra’daki “London School of Economics” yüksek okulunun kütüphanesinde sosyal ilimler ağırlıklı 4 milyon kitap vardır.

(Bu rakamlar aşağı yukarıdır. Çünkü bazı Avrupa ve bilhassa doğu ülkelerinde periyodiklerin her sayısı ayrı kaydedilmektedir.)

Gelelim bize: Ankara’daki Millî Kütüphane’deki kitap ve broşür sayısı bir milyonun altındadır.

İstanbul’un en büyük resmî genel kütüphanesi olan Beyazıt DevletKütüphanesi’nde, kitap ve diğer malzeme sayısı 450 bin civarındadır.

İstanbul 2010 yılı dünya kültür merkezi hazırlıkları içindeyiz. Metropol nüfusu 10 milyon, varoş ve periferi nüfusu 10 milyon, yekûn 20 milyon nüfusa sahip, iki cihan imparatorluğuna başkentlik yapmış bu şehirde, içinde en az, evet en az 10 milyon cilt kitabı olan dev bir kütüphane bulunması gerekmez mi?

Türkiye hızla ilerliyormuş. Kitapsız, kültürsüz, sanatsız, medeniyetsiz ilerleme olur mu?

Mısırlılar bile İskenderiye’ye dev bir kütüphane yaptılar. Binası bir harika. Açılışına krallar, cumhurbaşkanları geldi.

Bugün ülkemizde, tarih boyunca yabancı dillerde yayınlanmış, Türkiye ile ilgili kitapların bile tam bir koleksiyonu yoktur.

Kim teşebbüs edecekse etsin ve vakit geçirmeden İstanbul’a en az 10 milyon kitabı olacak ciddî bir kütüphane kurulsun.

Öyle uyduruk kitaplar değil.

Halka müracaat edilecek, herkes kitab bağışı yapsın denilecek. Herkes de işe yaramaz ıvır zıvır kitapları verecek. Bunlar kayda geçirilecek. Saçma sapan romanlar, saçma sapan cep kitapları, saçma sapan broşürler. Bu suretle bir yekun oluşacak.Böyle bir kütüphane kurulacaksa bari ismine “Büyük Ivır ZıvırKütüphanesi” konulsun.

Hem 10 milyon kitap olacak, hem de bunlar ciddî, kıymetli, seçme, Türkiye ile Osmanlı ile bizimle ilgili kitaplar olacak.

Topkapı Sarayı’nın ana kapısının üzerinde büyük boy bir Kelime-i Tevhid levhası bulunuyor. On gün kadar önce bunun önüne salaş bir sahne yapıldı, etrafa hoparlörler yerleştirildi ve o mevkiye yakışmayan müzik çalındı, ırlandı. Bu esnada dinlemeye gelenler kupa kupa içki içtiler. Bir yanda kutsal Kelime-i Tevhid, öbür yanda alkollü içkiler. Aman ne kültür ne kültür. Uygarlığın böylesi bizde olur.

Lütfen bu anti-kültür etkinliklerini bırakalım da İstanbul’a en az 10 milyonluk ciddî, zengin, kıymetli bir kütüphane kazandıralım.

(M. Şevket Eygi, Milli Gazete, 2009-08-26)

Mesleki Eğitim Daha Fazla Yontulmadan

Türkler Kaç Yılda Bir Kitap Okuyor?

Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7 kitap okuyor. Peki tahmin edin bakallım bir Türk ne kadar kitap okuyor?

Bağımsız Eğitimciler Sendikası (BES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, Türkiye’de kitap okunmamasının yapısal nedenleri olduğunu belirterek, okul öncesi dönemden üniversite eğitiminin sonrasına kadar kitap okumanın stratejik bir konu olarak ele alınmadığını söyledi.

2009 yılı itibariyle Türkiye’de toplam 45 çocuk kütüphanesi, 14 yazma eser kütüphanesi ve 55 gezici kütüphane olmak üzere toplam 1152 kütüphane olmasına karşılık Almanya’da 10.531, İngiltere’de 4.620, İspanya’da 5.209 kütüphane bulunduğunu söyleyen Avcı, yaptıkları araştırmanın sonuçlarını şöyle açıkladı:

“Ülkemizdeki kütüphanelerin 52’si çeşitli nedenlerle kapalı bulunmaktadır. Türkiye’deki kütüphanelerde 13 milyon kitap olmasına karşılık, Bulgaristan’da 46 milyon, Rusya’da 739 milyon, Almanya’daki kütüphanelerde 104 milyon kitap mevcut. Türkiye’de kütüphanelere kayıtlı üye sayısı 493 bin 500 iken, İran’da 7 milyon, Fransa’da 16 milyon, İngiltere’de 35 milyon kütüphane üyesi bulunuyor.

Almanya’da 7 bin 500 kişiye 1 kütüphane düşerken Türkiye’de 68 bin 500 kişiye 1 halk kütüphanesi düşmektedir. Almanya’da halk kütüphanelerinde çalışan kütüphaneci sayısı 8 bin 337, Fransa’da 7 bin 88, İngiltere’de 6 bin 978, İspanya’da 3 bin 794, Türkiye’de sadece 333 kişidir.

Türkiye kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda. Japonya’da toplumun yüzde 14’ü, Amerika’da yüzde 12’si, İngiltere ve Fransa’da yüzde 21’i düzenli kitap okurken, Türkiye’de yalnızca binde 1 kişi kitap okuyor. Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor. (ANKA, Temmuz 2009)



Şimdi sıra kesintisiz eğitimde

YÖK’ün katsayı uygulamasını kaldırması toplum kesimlerince çok olumlu bir karar olarak değerlendirilirken, Mesleki ve Teknik Eğitim Derneği (METED) Başkanı Sami Nogay, 298 ülkeden Türkiye ile birlikte sadece 20 Afrika ülkesinde uygulanan ilkel kesintisiz eğitim uygulamasının da bir an önce kaldırılması gerektiğini söyledi. Nogay, din eğitimini engellemek için 28 Şubat aktörlerinin baskılarıyla uygulamaya konulan kesintisiz eğitim modelinin, mesleki ve teknik eğitimin önündeki en büyük engel olduğunu vurguladı. Erken yaşlarda başlaması gereken mesleğe yönlendirme ve çıraklık eğitiminin 15 yaşına sarkması nedeniyle, meslek lisesi eğitimi ve çıraklık eğitiminin çökertildiğini kaydetti. Nogay, katsayı uygulamasının ardından kesintisiz eğitim modelinin de kesintili hale getirilerek, bitme noktasına gelmiş meslek eğitiminin yeniden canlandırılması gereğine işaret etti.

KESİNTİSİZ EĞİTİM SADECE AFRİKA ÜLKELERİNDE VAR

Vakit’e konuşan METED Başkanı Sami Nogay, 1998 yılında uygulamaya konulan kesintisiz eğitim modelinin, dünyanın 298 ülkesinden sadece 20 tanesinde uygulandığını belirtti. Kesintisiz eğitimi uygulayan 20 ülkenin, 3. dünya ülkesi olarak tabir edilen Afrika ülkeleri olduğuna dikkat çeken Nogay, “1998 yılında 8 yıllık kesintisiz eğitim modeline geçen Türkiye, maalesef bu Afrika ülkeleri kategorisine girmeyi tercih etmiştir. AB ülkelerinin ve gelişmiş diğer ülkelerin hiç birisinde kesintisiz eğitim modeli uygulanmamaktadır” diye konuştu.

Nogay, kesintisiz 8 yıllık eğitim uygulamasıyla birlikte mesleğe yönlendirme yaşının 15′e yükseldiğini belirterek, “Meslek eğitimi 10 yaşından itibaren başlamalıdır. 15 yaşına gelmiş bir çocuğa çıraklık yaptırmak, meslek öğretmek mümkün olmuyor. Türkiye’nin, sadece Afrika ülkelerinde uygulanan kesintisiz modeline geçmesi, meslek eğitimine yapılan en büyük darbe olmuştur” dedi. Kesintisiz uygulamasıyla birlikte çıraklık eğitiminin tamamen bitme noktasına geldiğini de vurgulayan Nogay, “Uygulamanın başlamasından bu tarafa 11 yıllık süreçte çıraklık eğitimine giden öğrenci sayısı yarıdan fazla azalmıştır. Çıraklık okullarının sayısı da her geçen gün azalıyor.” şeklinde konuştu.

Meslek liselerinde de öğrenci sayısının azalmasının tek nedeninin katsayı adaletsizliği olmadığını vurgulayan Nogay, “Katsayının kaldırılmasıyla büyük bir adaletsizlik ortadan kaldırılmıştır ama meslek liselerinin geliştirilmesi için bu tek başına yetmez. Meslek liselerini bitme noktasına getiren ilkel kesintisiz eğitim modelinden de derhal vazgeçilmesi gerekiyor” diye konuştu. Nogay, AB ülkelerinde ve gelişmiş dünya ülkelerinde meslek eğitimine başlama yaşının 10-11 aralığında olduğunu belirterek, “Gelişmiş ülkelerin okullaşma oranlarında meslek liseleri daha ağırlıktadır. Fransa, İtalya gibi meslek eğitiminin yüksek olduğu ülkelerde kesintili eğitim modeli uygulanmakta ve mesleğe yönlendirilecek çocuklar küçük yaştan itibaren eğitimlerine başlamaktadırlar” şeklinde konuştu.

İHL’LERİ BİTİRME UĞRUNA MESLEK EĞİTİMİNİ MAHVETTİLER

Nogay, kesintisiz eğitim modelinin sırf İHL’lerin orta kısımlarının kapatılması uğruna uygulamaya geçirildiğini belirterek, “İHL’leri bitirme uğruna meslek eğitiminin canına okudular. 15 yaşına gelmiş bir çocuğa siz nasıl meslek eğitimi veya din eğitimi vereceksiniz” diye konuştu. Nogay, 28 Şubat sürecinin en büyük zararlarından birinin eğitim alanında yaşandığına değinerek, “Birilerinin ideolojik takıntıları yüzünden eğitim konusunda Afrika ülkeleri kategorisine sokulduk. Dünyada meslek eğitimi oranı artarken bizde tam tersi uygulamalar hayata geçirildi. Bu çarpık anlayışın etkilerini ve zararlarını ileriki yıllarda daha çok hissedeceğiz” şeklinde konuştu.

METED Başkanı Sami Nogay, ileri Avrupa ülkelerinin tamamında temel eğitim kesintili olarak verildiğini belirtirken, “Ülkemizde 1998′den bu yana mesleki eğitimi çökerten 8 yıllık kesintisiz temel eğitim uygulanmaktadır. Hiç kimse temel eğitim 8 yıl olmasın demiyor, hatta 11 yıl olsun. Ama ileri Batı ülkeleri nasıl uyguluyorsa biz de öyle yapalım” diye konuştu. Nogay, “Ülkemizde 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim uygulamasından sonra gençlerimizin mesleğe yönlendirilmesi 15 yaşından sonraya kaldığı için çıraklık eğitimine yeterli öğrenci bulunamamakta ve sanayide çalışacak eleman açığı her yıl artmaktadır” dedi.

KESİNTİSİZİN UYGULANDIĞI ÜLKELER

8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim 298 ülke içinde sadece 20 ülkede uygulanıyor. UNESCO verilerine göre kesintisiz temel eğitim uygulayan bazı ülkeler: “EI Salvador, Seysel Adaları, Ruanda, Kenya, Bolize, Şili, Bolivya, Afganistan, Yemen, Arnavutluk, Polonya, Bulgaristan, Virjin Adaları, Dominik Cumhuriyeti, Solomon Adaları, Portoriko.”

( İsmail UĞUR, VAKİT, Temmuz 2009)

Öğretmek ve Öğrenmek