Rusların Matruşka bebeklerini bilirsiniz. Hepsi de iç içe geçmiştir. Birini kaldırsanız, altından bir bebek daha çıkar. Onu kaldırsanız, altından bir bebek daha! Yani, bebek içinde bebekler vardır. Sizin, bir tane gördüğünüz bebek, aslında birkaç tanedir. Hani, nar ile ilgili bilmecede de; çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane deriz ya, bu da böyle bir şey. Eğer çok yönlü düşünülürse, Baykal’ın seks kaseti olayının da tek boyutlu olmadığı görülecektir! Tıpkı, Matruşka bebekler gibi, olay içinde olay vardır. Asıl mesele şu: Bu olaya bir tek yönüyle mi bakacağız, yoksa bütün boyutlarıyla mı? Eğer tek bir pencereden bakarsak, olayın bir yönünü belki aydınlatabiliriz ama diğer yönleri karanlıkta kalır. O halde, olaya bütün yönleriyle bakmak zorundayız. Hem yatak odası görüntülerine, hem de bu görüntülerin yayınlanmasının ardından gelen istifaya!

Deniz Baykal ve Nesrin Baytok
BAYKAL, KOMPLO DEDİ, GİTTİ!
Malûm, Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gecenin ilk dakikalarında bir kaset yayınlandı internet sitelerinde. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile CHP Milletvekili Nesrin Baytok’un yatak odası görüntülerinin yer aldığı kasetten 4 gün sonra, yani dün öğle saatlerinde kameraların karşısına geçen Deniz Baykal, CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa ettiğini açıkladı. İstifa kararını açıklarken de; Bu, bir kaset olayı değildir deyip ekledi:
Bu, bir komplodur!
Baykal, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında şunları da söyledi:
- Önümüzdeki komployu gerçekleştirenler, bunu sapık oldukları için ya da ticari kazanç sağlamak için veya şantaj yapmak için düzenlememişler, siyaset yapmak için düzenlemişlerdir.
- Benim CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmem, hiçbir şekilde bu komploya teslim olmak ya da kaçmak anlamına gelmez. Tam tersine bu bir meydan okumadır. Bu anlayışla bugün CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa ediyorum.
- Benim istifa kararım, hem Türkiye siyasetini, hem CHP’yi yeniden tanzim etmek isteyenlere bir imkân tanıyacak, hem de CHP’ye bu komplo ile hesaplaşma fırsatı verecektir.
- Meskene tecavüz ve ileri teknoloji kullanımı yoluyla tezgahlanan, bu komplonun iktidar gücü ve olanakları seferber edilmeden, bir muhalefet partisi genel başkanına karşı bu kadar fütursuzca icra edilebilmesi mümkün değildir.
- Bu komplo bugünkü siyasi konjonktürün eseridir, yıllardır bekletilen bir kaset yoktur! Bir kaset ele geçirilmiş değildir, bir komplo imal edilmiştir, taze, iki haftalık bir komplo vardır.
- Bu komplonun hedefi bir kişi değildir, onun çok ötesinde CHP’nin neredeyse tek başına yürüttüğü, Cumhuriyet’e, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne sahip çıkan sivil darbeye, sivil dikta rejimlerine karşı vermekte olduğu mücadelesidir.
- Umarım bütün bu yaşananlar ve benim istifam Türkiye’de yeni bir uyanışın başlangıcı olur. Yalansız, dürüst, cesur bir duruş sergilemek sadece benim işim olmamalıdır.
İSTİFA ETMEYİP DE NE YAPACAKTI?
Bunları aktardım ki, tarihe not düşülsün ve bu sözler; hem hafızalardaki, hem de arşivlerdeki yerini alsın!
Baykal’ın sözlerini aktardığıma göre, şimdi de istifanın yankılarını aktarayım.
Baykal, istifa kararını açıkladıktan sonra, partililerin alkışları ve gözyaşları arasında otomobiline bindi ve böylece 37 yıllık siyasi hayatını da noktalamış oldu! Gider gitmez de demeç furyası başladı.
Kimi CHP’li, kimi de başka partilerden olan siyasiler, şöyle demeye başladılar:
Sayın Baykal, istifa ederek onurlu bir politikacı olduğunu gösterdi! Bu çirkin olayın gündeme getiriliş zamanlaması çok dikkat çekici! Bu zamanlama masum değildir! Baykal’a yapılan haksızlık, herkesin vicdanını rahatsız etmiştir! Siyaset sahnesinden 40 yıllık bir yıldız kaymıştır! Sayın Baykal gibi bir kimliğin, bir komplo sonucu Türk siyasetinden tasfiye ediliyormuş gibi bir duruma düşmesini içimize sindiremiyoruz!
Görüyorsunuz ya;
Bay Baykal, çok değerli bir siyasetçidir, bir yıldızdır ama, komploya kurban gitmiştir!
Hep böyle olur ya;
Kel ölür, sırma saçlı olur!
Kör ölür, badem gözlü olur!
İyi, hoş da; komplo bunun neresinde?
Haydi, diyelim ki;
Gardıropun içine kamera koymak bir komplodur! Elde edilen yatak odası görüntülerini internet sitelerinde yayınlamak bir komplodur!
Peki ama, sormazlar mı adama;
Gayrimeşru ilişkinin, daha doğru ifadesiyle zinanın yaşandığı evi ayarlayan kimdir? O da mı komplodur?
Seni kolundan tutup, kafana silah dayayıp zorla mı götürdüler o eve? Pantolonunu zorla mı çıkarttılar?

Ya Nesrin Baytok?
Onu da mı zorla soktular koynuna?
Zorla mı zina yaptırdılar sana?
Öyle diyorsun ya;
Bu olayın eski olmadığını, ortada yıllardır bekletilen bir kaset bulunmadığını, taze ve hatta iki haftalık bir olay olduğunu söyleyip, görüntülerin doğru olduğunu ikrar ediyorsun ya, söyle o zaman;
Sen ki, evli bir adamsın! Bir erkek olarak, elbette cinsel ihtiyaçların olabilir! İhtiyacını niye kendi karınla değil de, elin karısıyla gidermeye kalkıyorsun?
Komploymuş, tuzakmış!
Harama uçkur çözen sen! Evli kadınla yatan sen! Soyunan sen, giyinen sen!
Bütün bunlar ayıp değil, günah değil ama, görüntüleyenlerin ve servis edenlerin yaptığı komplo, öyle mi?
Her şeyi yapan sen,
Bütün bunlar mizansen!
Hani, bir Nasreddin Hoca fıkrası vardır:
Evine giren hırsızdan dolayı; Niye kapını kilitlemedin? Niye pencereyi açık bıraktın? Niye derin uykuya daldın? diye, herkes Hoca’yı suçlayınca, merhum şöyle demiş ya;
Tamam, bütün bunlardan dolayı suçluyum! Peki, hırsızın hiç mi suçu yok?
Tamam, herkes suçludur, herkes Baykal’a komplo kurmuş ve onu tuzağa düşürmüştür! Yani Baykal’ı o zina evine başkaları götürmüş, Nesrin Baytok’u oraya başkaları getirmiş, soyunmalarını isteyip, aynı yatağa sokmuşlar!
Yani herkes komplo kurmuş, suç işlemiş!
Peki ama;
Baykal’ın hiç mi suçu yok?
Her zaman söylerim;
Bir insan ki, bir misyon adamlığına soyunmuşsa, bir liderlik ve önderlik iddiası varsa, ilk yapması gereken şey, uçkuruna sahip çıkmaktır! Uçkuruna sahip çıkamayan bir adam, hiçbir şeye sahip çıkamaz, hiçbir şeyi savunamaz!
Şimdi kalkmış; istifa kararı vermesinin dürüstlük ve cesaret olduğunu söylüyor!
İstifa etmeyip de, ne yapacaktın ki?
Bu ayıpla, bu günahla, bu çirkinlikle o koltukta oturmaya devam mı edecektin?
İstifada geç bile kaldın!
BARİ, BİR ÖZÜR DİLESEYDİ!
İsterdim ki; istifa kararını açıklarken, erkekçe, mertçe ve yiğitçi konuşsan, her şeyden önemlisi, aldattığın karından, evet Olcay Hanım’dan özür dilesen, sonra da millete seslenip; Şeytana uydum! Nefsime yenik düştüm! Pişmanım desen, bu millet belki de affederdi seni!
Ama sen ne yaptın?
Çekilirken bile vuruşarak çekilmeyi tercih ettin ve Hükümeti suçladın!
Hükümeti suçlarken, bu olayın mağdurlarını hiç düşünmedin! Olcay Hanım’ı düşünmedin, evlâtlarını ve torunlarını hiç düşünmedin!
Ya Nesrin Baytok’un kocası? O adam, şimdi insan içine nasıl çıkacak? Aldatılan koca olmanın ezikliğine nasıl tahammül edecek? Ya Baytok çiftinin çocukları! O çocuklar annelerinin yüzüne nasıl bakacak, babalarının yüzüne nasıl bakacak? Çevrelerine ne diyecekler?
Ömür boyu utanç içinde olacaklar!
Beraber olduğun kadın, bir sokak kadını olsaydı, belki bir izahı olabilirdi! Ama sen, evli bir kadınla ilişkiye girdin! Üstelik o kadını, Adnan Keskin gibilerin uyarılarına rağmen, milletvekili yaptın!
Bunun, hiçbir izahı yok!
Ama sen, bu iğrençliği Hükümetle izah etmeye yelteniyorsun!
HÜKÜMET NİYE KOMPLO KURSUN Kİ?
Ne yani, meskene tecavüz eden Hükümet mi? İleri teknolojiyi kullanıp, zina odasına kamera yerleştiren Hükümet mi? İktidar gücü ve olanakları seferber edilmeden böyle bir komplonun kurulması mümkün değil diyorsun!
Allah’tan kork be adam!
Herkes suçlu, herkes komplocu. Bir tek sen sütten çıkmış ak kaşıksın, öyle mi?
Sen gel, külahıma anlat onu!
İktidar sana niye komplo kursun ki?
Merhum Necip Fazıl Kısakürek’in;
Ey düşmanım! Sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lâzımsın dediği gibi, bu iktidarın da Baykal’a ihtiyacı var! Baykal gibi, dişine uygun bir muhalefet lideri varken, ona komplo kurup da, CHP’nin başından gitmesini niye istesin ki?
İktidar; değil Baykal’a komplo kurmayı, onu başının tacı yapsa yeridir! Zaten, bunu Tayyip Erdoğan da sık sık söylüyor ya. Meselâ, 16 Mart 2003’teki Kırklareli Mitinginde şöyle demişti ya;
Aman Baykal yapma, bu kadar gergin olma! Sen bize lazımsın. Sen ana muhalefette oldukça, AK Parti daha güçlü olarak yoluna devam edecek.
Bunu söyleyen bir Erdoğan, Baykal’ın gitmesini hiç ister mi? Elbette istemez.
Zaten Erdoğan da buna sinirleniyor ya!
Baykal’ın suçlamaları üzerine, dün demiş ya;
- Ana Muhalefet Lideri’nin yaptığı açıklamalar en az yaşananlar kadar düzeysiz ve çirkindir! Siyasal karalamaya dönüktür. Bütün bu yaşananların sorumluluğunu siyasi iktidara yüklemek, ahlâksız bir iftiradır, büyük bir hezeyandır.
Gerçek de bu değil mi?
O Erdoğan ki; görüntülerin yayınlandığından haberi olur olmaz; Ne yapın, edin; kaldırtın o görüntüleri diyen adamdır.
O Erdoğan ki; AK Parti kurmaylarını uyarıp, Tek bir kelime bile söylemeyin diye talimat veren adamdır!
O Erdoğan ki; MİT’e çağrı yapıp; Bulun bu işi yapanları diyen adamdır!
Böyle bir adam, şimdi komplo kurmakla suçlanıyor, iyi mi?
Kendine güldürme Baykal!
Zaten battın, batacağın kadar,
Bari komik olma!

BÖYLE BİTMESİNE ÜZÜLDÜM!
Son olarak şunu söyleyeyim:
Bay Baykal’ın, diskurdan dolayı değil de, uçkurdan dolayı gitmiş olmasına gerçekten de üzüldüm!
Düşünebiliyor musunuz;
37 yıl boyunca siyaset yapacaksın, ülkenin gidişatına öyle veya böyle yön veren bir konumda bulunacaksın, yıllar yılı zirvede kalacaksın ama siyasi hayatın, beklenmedik bir sonla noktalanacak!
Keşke yatak odasında değil de, Kurultay salonunda bitseydi bu iş! Keşke, rezaletle değil de, siyasi hezimetle noktalansaydı! Keşke bir kadın tarafından değil, siyasi rakipleri tarafından düşürülseydi!
Ayıpla değil, kayıpla gitseydi!
Ama, her zaman deriz ya;
Bir insanın kendi kendine yaptığını, bütün dünya bir araya gelse, yapamaz!
Sonuç itibariyle;
Baykal kendi etmiş, kendi bulmuştur!
Gerisi, hikâyeden martavallar!

Baykal geri döner mi?
Dünün özeti: Baykal istifa etti. 22-23 Mayıs’taki Kurultay’a kadar Genel Başkanvekilliği’ni Cevdet Selvi yürütecek! Kemal Kılıçdaroğlu, Kurultay’da aday olmayacağını açıkladı.
Bu gelişmeler; Baykal’ın istifa etmekle siyasi manevra yaptığı yorumlarını da beraberinde getirdi. Acaba, gerçekten de geri dön çağrılarına direnemeyen Baykal, geri döner mi? Demirel 7 defa gitti, 8 defa döndü ya, o da dönebilir! Bu manevraları çok gördük!
Zaten, CHP Sözcüsü Mustafa Özyürek’in dünkü açıklaması da, döneceğini gösteriyor! Baykal’ın istifasını onurlu bir çıkış olarak değerlendiren Özyürek, onun bir anlamda suçlu ayağa kalk dediğini, Başbakan Erdoğan’ın da Baykal’ın iftiralarına cevap vermesini, suçlu olduğunun delili olarak göstermiş!
Şu hâle bakın; hâlâ suçlu arıyorlar! Baykal’a toz kondurmadıklarına göre, demek oluyor ki, Baykal geri dönecek!
Ama hangi yüzle döner, işte onu bilemem!
(Hasan Karakaya, Vakit, 2010-05-11)
