Muzik calici calismiyor


DÜNYA TARİHİ

Amerikayı keşfeden müslümanlar

Çin belgelerine göre, bir gurup Müslüman denizci daha 1200′lü yıllarda Amerika kıtasına bir sefer düzenler. Bir kaynakta okuduğum kadarıyla, Bu filonun Müslüman komutanı, Çin deniz gücünün de komutanıdır. 1310 yılında Mali’nin Müslüman Emirinin Abu Bakari (Ebu Bekir?) isimli bir şehzadesi, Meksika Körfezi’ne bir sefer düzenler. Bu seferin amacı yüzyıllar sonra Batılıların “keşif” adı altında gerçekleştirdikleri talan, soygun, işgal ve soykırım değil, sadece seyahattir.

1500′lü yılların başında çizilmiş olan Piri Reis’in dünya haritasına Amerika kıtasını da gerçeğine çok yakın bir biçimde eklediğini biliyoruz. Bu olağanüstü haritanın, daha önce Amerika da dahil, dünya seferine çıkan Müslüman denizcilerin ve coğrafyacılarının hazırladığı bir kaynağa referansla hazırlanmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Colombus’un seferi bilindiği gibi İspanya Krallığının müzaheretiyle yapılmış bir sefer idi. Tam da bu yıllar, 800 yıllık Endülüs İslam devletinin mirasının yağmalandığı, insan ve bilgi kaynaklarının “sömürüldüğü” yıllardır. 1492′de son kalenin de düşmesiyle noktalanan 8 asırlık Endülüs İslam Medeniyetinden geriye kalan her şey, daha sonraki yüzyıllık zaman diliminde hem hoyratça kullanıldı, hem de yok edildi. İşte Colombus’un Amerika’yı keşfi (!) tam da Endülüs mirasının yağmalandığı döneme denk gelir. Rivayetlere göre Colombus, Amerika seferinde Müslüman denizcileri kullanıştır. Hatta sık sık gemide isyan çıkar. O isyancıları, her seferinde Müslüman kılavuzları kastederek “Bu adamlar ne yaptıklarını iyi biliyorlar; göreceksiniz verdikleri bilgiler doğru çıkacak” diye teskin eder.

Yine, 1500′lerin başında Fas’tan gelen Müslüman seyyahlar kıtayı baştan başa geçerler.

Kıtaya ilk çıkan İspanyol sömürgeciler, yerlileri köleleştiremezler. Kıta yerlileri olan Kızılderili kabileler, beyaz adama köleliğe razı olmaz. Kanaatim o ki, Kızılderililere uygulanan soykırımın esas sebebi köleliğe razı olmamalarıdır. Eğer köleliğe razı olsalardı, muhtemelen soykırıma uğramayacaklardı.

(Sami HOCAOĞLU)

Amerika’ya köle ihracı

Amerika keşfedildikten sonra iş gücü için köleler gerekiyordu. Afrika kabileleri birbirleriyle savaşıyor, bu savaş sırasında ele geçirdikleri düşman esirlerini köle ederek Amerika’yı işgal eden sömürgeci korsanlara satıyorlardı. İlk postada Amerika’ya taşınan köle sayısı 10 milyonun üzerindedir. Müteakip 300 yıl içinde köle taşıma devam edecektir. Sırf aşıma esnasında yolda telef olan insan sayısı 19 milyondur. Amerikan kaynakları farklı telaffuz etse de, benim anladığım o ki, bu kölelerin çoğu, kahir ekseriyeti Müslüman olan Afrika’nın Fulani adı verilen kabilelerine mensuptu. Bu arada Uzak Doğu’dan özellikle Kore’den getirilen insanlar da köleleştirilir.

Modern kölelik

imperiaflex_0_0_0.jpg

Fransızlar, kendi ülkelerinde köleliğin kaldırılışının 158. yıldönümünde köle ticaretinin kurbanlarını ilk kez anarken, uluslararası örgütlere göre, ‘modern kölelik’ küreselleşmenin etkisiyle Avrupa’da da gittikçe yayılıyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) tarafından geçen yıl hazırlanan rapora göre, dünyada 12,3 milyon kişi ”kürek mahkumu” gibi çalıştırılıyor. İLO uzmanlarından Patrick Belser, bu durumu değerlendirirken, ”Bizce bu modern kölelikten başka bir şey değil…” dedi ve ”modern kölelerin”kendilerini çalıştıranlara yılda 32 milyar dolar kazandırdığını söyledi.

Belser’e göre, bu musibet özellikle Asya’da çok yaygın. Asya ülkelerinde 9,5 milyon ”köle” var. Bu sayı, Latin Amerika’da 1,3 milyon, Sahra-altı Afrikasında 660 bin, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da ise 260 bin. Sanayileşmiş ülkelerde 360 bin ”köle” çalıştırıldığını söyleyen İLO uzmanına göre, kalkınma yolundaki ekonomilerde 210 bin ”köle” çalıştırılıyor.

Belser, ”kölelerin” yaklaşık yüzde 55′ini kadınların, yüzde 40 ila 50′sini de 18 yaşından küçüklerin oluşturduğunu belirtti.

Fransa’da kölelik 1848′de kaldırılmıştı. Uluslararası alandaysa kölelik 1926′da uluslararası sözleşmeyle yasaklanmıştı.

(ATLAS DERGİSİ)

Bozkurt

Efsanelere göre, Mete Han’ın atası bir dişi Bozkurt ile evlenmiş ve bu evlilikten Hun hükümdarı Mete Han’ın (Oguz Kagan) ataları doğmuştur (Bozkurt Destanı). Hunlar’dan Osmanlılar’a dek gelen bütün Türk hanedanları Mete Sülalesi’nden, dolayısıyla Bozkurt kanındandır. Bu sülaleye Bozkurt Sülalesi, Aşınaoğulları gibi adlar verilir. Bozkurt, Türkler’de kutsal sayılmış ve Türklüğün milli simgesi olmuştur. Eski Türk devletlerinde bozkurt başı, bayrak ve tuğların ucuna alem olarak konulurdu; sonraları hilal (ayça) alem olmuş ve bir zaman sonra hilale yıldız eklenmiştir (hilal, Göktürkler’den daha önceki zamanlardan kalmış bir simge olup yıldız daha yenidir).

Mete Hanedanı’na Aşınaoğulları yani Bozkurtoğulları denilmiştir. Bozkurtoğulları’nın rengi al’dır; Osmanoğulları da hanedan rengi olarak aynı rengi kabul etmişler, Türk bayrağının rengini oluşturmuşlardır.

Bozkurt, Mete Kagan’a, Türkler’i birleştirdiği Kuzey Asya fetihlerinde kılavuz olduğu gibi, Ergenekon’dan da Türkler’i çıkarıp yol göstermiştir. Ergenekon Destanı’nda bu olay açıkça ve vurgulanarak ifade edilmiştir.

Bozkurt’a olan sevgi Atatürk çağında da devam etmiş; bu dönemde paraların, pulların, resmi binaların üzerine Bozkurt tasvirleri işlenmiş ama bu milli hareket, İnönü zamanında bırakılmıştır.

Pantolon

Pantolon ismi bir Hıristiyan azizi olan Pantaleone’den gelir. Ruhani kişiliği ile tanınan Aziz Pantaleone üçüncü yüzyılın sonlarında yaşamış ve 303 yılında Roma imparatoru Diocletion tarafından başı kesilerek öldürülmüş bir din adamı, fizikçi ve saray hekimidir. Hekimlerin pirlerinden biri sayılır. Öldükten sonra da Venedik’in baş azizi olarak kabul edilmiştir.

Pantaleone belki de ismi bir giysiye verilerek şereflendirilen yegane azizdir. İsmi ‘tamamıyla aslan’ anlamına gelir (pan = tamamıyla, leon = aslan). Aziz Pantaleone’nin ismi zaman içinde, İtalyan halk hikayelerinde, izahı güç bir şekilde, aziz karakterine tamamen zıt, komik bir soytarının ismi olarak yerleşip kalmıştır.

Pantolon isminin asıl yaygınlaşmasına sebep olan, İtalyan komedi sanatında 16. yüzyılda ortaya çıkmış olan bu komik kişiliktir. Bu kişi dar paçalı bir pantolon ve sürekli terlik giyen, paranın kölesi olmuş, hizmetçilerini aç bırakan, çevresi tarafından alaya alınan, kadınlarla flört etmeye çalışan, esmer, zayıf, asık suratlı ve keçi sakallı, bunak bir ihtiyardır.

Bu komedi karakteri gezici tiyatrolar tarafından Fransa ve İngiltere’ye taşındı. Her zaman abartılmış pantolonlar giyen biri olarak Fransa’da ‘pantolon’, İngiltere’de ‘pantaloon’ adı ile tanındı. Shakespeare’in ona eserlerinde yer vermesi popülaritesini arttırdı.

Pantolon 18. yüzyılda, o zamana kadar giyilen, diz boyuna uzanan giysilerin stilize edilmiş bir biçimi olarak Amerika kıyılarına ulaştı. İsmi de kısaltılarak ‘pants’ oldu.

Diz kapaklara kadar müslüman kanı

1096 yılında Haçlıların Kudüs’e girerek 40. 000 Müslümanı kılıçtan geçirdikten sonra Gödofroi dö Buygom’ un Papa II Urban’ a yazdığı mektupta:”Kudüs’te bulunan bütün Müslümanları katlettik, malumunuz olsun ki, Süleyman Mabedi’nde atlarımızın diz kapaklarına kadar Müslüman kanına batmış olarak yürüyoruz.” diyor.

900 yıl yaşayan peygamber nasıl oluyor?

Güneş bize zamanı belirler, dünyamızın onun çevresindeki bir turu bize bir günü yani 24 saati verir, diğer ölçü gök objemiz ise Ay´dır, tam bir hesaba kalkışırsak, 29 gün, 12 saat, 44 dakika ve 2.8 saniyede bir aylık bir zaman ortaya çıkar. İlk insan toplulukları, Güneş´in değişiminden çok Ay´ı daha kolay izliyorlar ve biraz da karanlığı aydınlattığı için, zamanı Ay´la belirliyorlardı. Hatta ilkel toplumlar, zamanı mevsimlere göre ölçüyorlardı. Örneğin, yağmur mevsimi yılın başı olarak kabul edilirdi yani İlkbahar ve Sonbahar yağmurları birer yıl olarak alındıklarında, bize göre bir yılı iki yıl olarak yaşamış sayılırlardı. O zaman çok uzun bir ömür ölçüsü ortaya çıkıyordu.

Tevrat´da adı geçen çok uzun ömürlü peygamberlerin farklı bir zaman ölçüsüyle değerlendirildikleri düşünülmelidir. Bazı Peygamberlerin 900 yıl yaşadığı yazılmıştır ama bu süreyi, günümüz takvimi ile değerlendirecek olursak, 79 yıl yaşadığını anlarız. Yıl ölçüsü, bugün için 12 aydır, buna bir yıl deriz. Ama Ay takvimi ile farklı bir yıl buluruz yani Müslüman zaman ölçüsü Hicri takvimde olduğu gibi. Hicri takvimde de, 12 ay vardır, aylar 29 veya 30´ar gün çekerler ama Ay günlerine göre, bir ay 29.53 gündür ve 12 ayın toplamı bu hesapla 354.36 gün olarak ortaya çıkar.