RSS

AKP Projesi Türkiye’yi Bölecek mi?

Tarih: Dec 17 2014

Cem Özer’in +1 TV’deki programına konuk olan Merkez Parti Genel Başkanı Abdurrahim Karslı, gündeme bomba gibi düşecek açıklamalarda bulundu. Karslı, evine gelen bir grup gazeteciyle yemek yedikten sonra partisinin Medya ve Tanıtımdan sorumlu olan ismi Şeyda Açıkkol’un “AK Parti ile ilgili düşünceniz nedir? Biz yeni bir parti kurduk, bu parti ile ilgili yaklaşımınız nasıl?” sorusunu misafirlere sorduğunu iletti. Karslı’nın iddiasına göre, bu soruya konuklarından AKP’ye yakınlığıyla bilinen Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak çok çarpıcı bir cevap verdi. Karslı’nın iddiasına göre Abdurrahman Dilipak “AKP’nin bir proje partisi” olduğunu ve ABD, İngiltere ve İsrail’in desteğiyle kurulduğunu söyledi.

Abdurrahim Karslı, ABD, İngiltere ve İsrail’in isteklerini ise yine Abdurrahman Dilipak’ın şöyle anlattığını iddia etti: İsrail’in güvenliğini arttıracaksınız önündeki engelleri kaldıracaksınız. Büyük Ortadoğu projesi yani sınırların değişmesi. İslam’ın yeniden yorumlanmasında bize yardımcı olacaksınız. Karslı, sosyal demokratların da bu işin içinde olduğunun söylendiğini iddia ederek, o konuşmada Dilipak’ın şu ifadeleri kullandığını ileri sürdü: “Sosyal demokratlardan da bu projenin içinde olanlar vardı. O zaman CHP’nin başında olan Deniz Baykal, ona da Cumhurbaşkanlığını verecektik. Ama o sıra anlaşma gereği hiç çalışmadı, gitti sırt üstü yattı nasıl olduysa anlaştık diye. Proje bozuldu, Abdullah Bey‘e teklif ettik.”

Abdurrahim Karslı

Prof. Dr. Abdurrahim Karslı (1964, Erzurum): Merkez Parti’nin kurucu genel başkanı ve 2002 yılından beri İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni usul hukuku ve İcra-iflas hukuku ana bilim dalı başkanıdır. Karslı’nın yabana atılmaz iddialarını dikkatle dinlemenizi tavsiye ederiz: İşte Programın Tam Metni ve Videosu:

Cem Özer: Böyle kara kutuları var iktidarın. Onlardan biri, sizinde yukarda bahsettiğiniz evinize gelen o 5 konuktan biri. O sohbeti bir daha burada yineler misiniz? Sakınca yoksa ve sıkılmazsanız.

Abdurrahim Karslı: Yok yineleyeyim. Bir grup gazeteci arkadaş, bizim de kurucu arkadaşlarımız ile birlikte benim evimi ziyarete geldiler. Yemek yedik, sohbet ettik. Sohbet esnasında, bizim Medya Ve Tanıtımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Şeyda Açıkkol, bir soru sordu. Dedi ki gazeteci ve hazırda olan arkadaşlara; Ak Parti ile ilgili düşünceniz nedir bu gelinen noktada? Biz yeni bir parti kurduk Merkez Parti ile ilgili ne düşünüyorsunuz?” diye.

Orada muhtelif arkadaşlar vardı, demin yukarıda ismini söylediğim Ak Parti’ye çok hizmet eden, fikir babası, halen içinde olan, çok müdafaa eden gazeteci yazar, benimde eskiden beri tanıdığım, düşünce insanı olarak bildiğim Abdurrahman Dilipak da vardı. Hatta benden yaşça büyük olduğu için ben ona ağabey diye hitap ederim. O da orada vardı. Bu soruya mukabil işte insanlar fikrini söylerken o da fikrini söyledi. Dedi ki “Ak Parti bende bunu çokta yazdım” dedi, “saklamaya gerek yok her yerde de bu mevcut” dedi. “Ak Parti bir proje partisidir” dedi. “Ne projesi” dediler. “Bir tarihte, 90’lı yıllarının başından sonra küresel güçler, emperyalist güçler bunun içinde ABD İngiltere İsrail falan Türkiye’ye gidip gelmeye başladı. Bizlerle de görüşmeye başladı. ‘Niye gelip gidiyorlardı?’ dediler. Bundan sonra Türkiye’de siyasal İslamcılar ile birlikte çalışmak istiyoruz. Çünkü yükselen trend siyasal İslam. Çünkü, Erbakan hoca ve ekibi gittikçe yükselen trendde puan almaya başlamış. Biz sizinle çalışmak istiyoruz biz anlaşma yapalım” yani kendi anlattı.

Cem Özer: Neden Erbakan Hoca madem yükseliyor onunla anlaşma yapmıyorlar?

Abdurrahim Karslı: Erbakan hocaya teklif etmişler. Hatta bunu da söyledi. “O kabul etmedi” dedi. Yani nasıl bir anlaşma? Anlaşma şu:

  • Biz sizi iktidara taşıyalım.
  • Sizi iktidarda sorun çıkaracakları opere edelim
  • Size gerekli finansal destekleri getirelim.

Cem Özer: Yani o zaman kabul ediyor ameliyatı. Memleketi üzerinde kendine yana olursa ameliyatı kabul ediyor.

Abdurrahim Karslı: Tabi.

Cem Özer: Ben memleketin üzerinde ameliyat yaptırmam derken, o zaman yaptırıyor.

Abdurrahim Karslı: Demiyor tabi. Yani Erbakan hoca bunları kabul etmiyor. Ama Erbakan hocanın ekibi şimdi Ak Parti’yi kuranlar bunu kabul ediyor. Bunun içinde de Tayyip Bey ve Abdullah Bey var. “Bende vardım” dedi o müzakere ekibinin içinde. Hatta insanlar orada garip garip bakınca orada huzurda olan Ali Bulaç Bey de vardı gazeteci yazar. “Ali Bey’in de haberi var o da biliyor bu ekibi.” dedi. Sonra biz bunları yapalım sizden de istediğimiz şu:

  • İsrail’in güvenliğini arttıracaksınız önündeki engelleri kaldıracaksınız.
  • Büyük Ortadoğu projesi yani sınırların değişmesi.
  • İslam’ın yeniden yorumlanmasında bize yardımcı olacaksınız.

Hatta orada DSP’li bir Bakanımız vardı Aydın Tümen onunda ismini söyleyeyim kızmaz inşallah. Aydın Tümen dönüp bakınca ters ters dedi ki; “Kızmanıza gerek yok. Sosyal demokratlardan da bu projenin içinde olanlar vardı. O zaman CHP’nin başında olan Deniz Baykal, ona da  çünkü Cumhurbaşkanlığını verecektik” dedi. “Ama o sıra dedi anlaşma gereği hiç çalışmadı gitti sırt üstü yattı. ‘Nasıl olduysa anlaştık’ diye, proje bozuldu Abdullah Bey’e teklif ettik” dedi.

Cem Özer: Zaten Deniz Baykal, eğer evet demeseydi siyasi hayatımızda Recep Tayyip Erdoğan daha sonra olacaktı.

Abdurrahim Karslı: Tam olarak değil aslında. Daha değişiği, bu iktidar bir proje iktidarı olduğu için muhalefette bu proje gereği iktidarın destekçisi. Dediğiniz gibi meclise girmesi Tayyip Bey’in Deniz Bey sebeptir. Ama erken seçimi teklif eden de Devlet Bahçeli’dir.

Cem Özer: Yani bozalım iktidarı

Abdurrahim Karslı: Bozalım ve yani o ekonomik bunalımdan siyasi bir bunalım çıkardılar. Ak Parti iktidarı gerçekten projedir.

Cem Özer: Tam da çözülmüştü ekonomi.

Abdurrahim Karslı: Tam da çözülmüştü ekonomi.

Cem Özer: Kemal Derviş geldi, falan filan.

Abdurrahim Karslı: Birde işler tersine döndü. Bunu millet yaşadı. Yani bunu Abdurrahman Bey bunu ısrarla söyledi. “Ya ben bunu kaç defa yazdım. Zaten Türkiye bunu yaşadı.” Beni de göstererek dedi ki “O zaman ben bu arkadaşa gittim geldim bir hafta anlattım böyle böyle çalışalım diye bu kabul etmedi. Reddetti beni.” Doğru. Bana göre öyle bir teklif Türkiye’nin bölünmesi, İslam’ın tahrip edilmesiydi. Sırf Türkiye’nin değil, Büyük Ortadoğu projesi bütün Ortadoğu’daki ülkelerin sınırlarının değiştirilmesi, ekonomik imkanların küresel güçlere bağlanması demektir.

Cem Özer: Peki şöyle bir şey yapmıştır iktidar tamam bunlar bizim oyunumuza gelsin bunlar önümüzü açsınlar sonra biz bunları dediğini yapmayıveririz biter gider.

Abdurrahim Karslı: Belki öyle düşünmüş olabilirler. Ben ne düşündüklerini bilmiyorum ama şunu söyledi Abdurrahman Bey, dedi ki “Bu projeyi diğerleri kabul etmedi, biz ve bu projenin içinde ‘evet’ diyen Abdullah Bey’le Tayyip Bey ‘evet’ dedi. Bu bir projedir. Merkez Partinin başarı şansını şimdilik görmüyorum. Çünkü proje henüz tamamlanmadı” dedi.

Cem Özer: Peki bir şey söyleyeceğim. Ama şimdi İsrail’in güvenliğini önünü açmak diyorsunuz. İsrail’e en çok kafa tutan ekip. Takır takır kafa tutuyor.

Abdurrahim Karslı: Kafa tutuyor dediğiniz zahiren hal böyle. Ama Numan Kurtulmuş’un da anlattığı bir şey var. Bende hukukçuyum sizde hukukçusunuz. Biz İsrail’e kafa tuttuk. Ama bütün uluslararası kurum ve kuruluşlarda engelleri önlerinden kaldırdık. Bugün kaldırdık. Bir sürü kuruluşlarda mesela ortak olamayacağı birçok kuruluşlarda biz veto hakkımızı kullanmadık geldi ortak oldu. İsrail’deki yasak olan silahların üretimi var mıdır yok mudur filan diye biz tekini istemedik Türkiye olarak. Ondan da öte biz fiilen de İsrail önündeki engelleri kaldırdık.

Cem Özer: Nasıl kaldırdık

Abdurrahim Karslı: Hamas en büyük engeldi biz tahrik ettik ettik İsrail Hamas’ı dümdüz etti.

Cem Özer: Yani Hamas şimdi.

Abdurrahim Karslı: Efendim akıllı insan ne düşünür. Şimdi İsrail’e karşı iki tane kuvvet var. 1. Filistin Kurtuluş Örgütü 2. Hamas.

Filistin Kurtuluş Örgütü uluslararası camiada meşru organ kabul ediliyor. Bir de Hamas var. Bütün uluslararası camia da şunu terör olarak kabul ediyor. Biz bunu tahrik etmek yerine madem bizim sözümüzü dinliyor bizde kuvvetliyiz ağabeyiz, ne der insan siyaseten, siz kendinizi fes edin nasıl olsa uluslararası illegal bir örgüt olarak kabul ediyorsunuz, şu Filistin Kurtuluş Örgütünü iştirak edin. Zaten emn sonunda birleştiler. Dolayısıyla buna kuvvet verip bununla iştirak etse biz meşru bir organı müdafaa edecektik. Biz öyle yapmadık. Verdik gazı Hamas’a Gazze’ye gidiyoruz diye, gidebildik mi? 3 kişi öldürdüler diye binlerce kişiyi İsrail’e öldürttük. Bunu beraber yaşadık. Yani ağaç meyvesini verdi diyorum. Biz gidecektik oraya ambargoyu kaldıracaktık, Mavi Marmara Gemisi’ni gönderdik insanlar öldü. Ne oldu? Sonuca bakmamız lazım. One Munite demekle bu işler hallolmuyor. Numan Kurtulmuş’un da ifadesiyle, hukuken önlerini açtık bütün kurum ve kuruluşlarda. Önlerindeki engelleri kaldırdık.

Hamas’ı mahvettik. Mısır’ı darma duman ettik. En çok kafa tutan Suriye’yi yerle yeksan ettik. Bunu dışında da Ürdün Libya hepsi yok şu anda. Yani İsrail artık elini kolunu sallayarak geziyor. Güvenliğini arttırdık. Lütfen Ak Parti’nin getirdiği neticeyi dinleyin. İçerde PKK’yı makbul ve mübarek yaptı. Dışarıda da İsrail’in önünü açtı. İslam adına da bir sürü terör örgütü icat etti.

Büyük Patron

Gazeteci Mustafa Hoş’un BigBoss kitabında Erbakan’ın Erdoğan için söyledikleri yer alıyor. Erbakan’ın en çarpıcı tespiti ise 2007 yılında söylediği “Türk halkını büyük problemlere doğru sürüklüyor. Onda makam, mevki, mansıp, mal ve cumhurbaşkanlığı zaafı var” ifadeleri. Refah Partisi döneminde lakabı Küçük Erbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ı en iyi tanıyan isimlerden biriydi Necmettin Erbakan. AKP ile yollar ayrıldığında Erbakan, Tayyip Erdoğan’ı anlatmıştı. BigBoss kitabında Mustafa Hoş Erbakan’ın Penceresi’nden bu sözlere yer verdi. Erbakan, Erdoğan için “Eylemlerinden ve gittiği doğrultudan rahatsızım. Kendisinden şikâyetçiyiz çünkü Türk halkını büyük problemlere doğru sürüklüyor” ifadelerini kullanıyordu. Erbakan’ın en önemli öngörülerinden biri de Suriye’de olacaklar için söyledikleri. Kitaba göre 2003 yılında Erbakan şunları söylüyordu:

Gerçekten Türkiye bir felakete götürülüyor mu, götürülmüyor mu? Önce dış olaylara bir bakış yapalım. Son aktüel olaylar münasebetiyle dış mihraklar Arz-ı Mev’udu alıp İsrail’e bağlamak için başladıkları planları şimdi Suriye’yi hedef alıp yutmak üzere yeni adımlarla devam ettirme arzusu içindedirler. Biz yıllardan beri tüm bu planların arkasında dış mihrakların Arz-ı Mev’ud’un İsrail’e bağlamak gayelerinin olduğunu her zaman belirtmişizdir. Bu olayların hepsi uydurma bahanedir. Asıl maksat büyük İsrail’in kurulmasıdır. Bütün insanlığın köle yapılmasıdır. Asıl maksat ya öleceksiniz ya teslim olacaksınız kararının uygulanmasından ibarettir. Afganistan ve Irak’tan sonra Suriye ile sınırlı kalmayacak. Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye. Asıl hedef Türkiye’dir.

Bilinen Tek Doğru

Tarih: Dec 12 2014

IŞİD’in, Suriye’de kaçırılan Amerikalı gazeteci James Foley’nin başının kesildiğini gösteren videonun CIA’in stüdyolarında hazırlandığı iddia edildi. IŞİD, ilk duyulmaya başladığı andan itibaren Nereden çıktı bu adamlar? sorusunu akıllara getirdi. İnternette birkaç tıklamayla bu örgütün CIA-Mossad tarafından yaratılmış bir proje olduğuna ilişkin binlerce yazı okuyabilirsiniz. Komploculara göre kafa kesme videoları bile stüdyo işi. 2010 yılında Washington Post gazetesi komplocuları çok mutlu edecek bir haber yayınladı. Haber CIA’nın 2010’da El Kaide lideri Usame Bin Ladin’e benzer bir aktör ile çektiği sahte videoyu konu alıyordu.Videoda görülen sahte Ladin içki içiyor, erkeklerle fuhuş yapıyordu. CIA, bu videoyu Irak’ta dağıtarak El Kaide içinde bir çatlak oluşturma amacındaydı. Ancak son anda videonun yayınlanmasından vazgeçildi. Amerikan istihbaratının ‘amacına ulaşmak için’ sahte video ve fotoğraflar yarattığı hep ileri sürülen bir teoriydi ama bunun gerçek olduğunu ilk kez bu gazete haberi ortaya koydu.

Yalanmı

Şimdi ise benzer teoriler tüm dünyaya korku salan IŞİD için ortaya atılıyor. Bir anda yüzlerce Toyota arabayla ortaya çıkan bu siyah bayraklı adamlar nasıl oldu da kendi devletlerini kuracak kadar güçlü bir hale geldi? Örgüt üyelerine ayda 400 dolar verecek kadar büyük finansal güce nasıl ulaştılar? Tank gibi ağır silahları Esad ordusundan aldılar da bunları kullanmayı nasıl hemen öğrenebildiler? Nasıl dünya medyasıyla yarışır düzeyde ve HD kalitede videolara, dergilere imza atabiliyorlar? İşte bu sorular hep komplo teorisyenlerinin ekmeğine yağ sürdü. IŞİD’in aslında ABD’nin ve İsrail’in Orta Doğu hakimiyetini sağlamak için ortaya çıkarılmış bir yapay örgüt olduğu iddiası dillendirildi. IŞİD’in Musul’da bir cami önündeki meydanda infaz ettiği peşmerge askerinin videosunda da aynı teknolojinin kullanıldığı, görüntünün stüdyoda çekilip cami görüntüsünün önüne montajlandığı belirtiliyor.

ABD’den Avustralya’ya, Japonya’ya kadar birçok ülkede yaşayan komplo teorisyenlerinin bu konu hakkında yazacak bir şeyleri var. Japonlar yazmakla kalmayıp işi IŞİD’in (CIA’nın) Greenbox stüdyosunun illüstrasyonunu yapmaya kadar götürdü. IŞİD’in kafasını keserek geçen Ağustos’ta infaz ettiği ilk batılı rehine olan ABD’li gazeteci James Foley’in cesedini 1 milyon dolara satmak istediği iddia edildi. Militanlar, ailesine cesedin gerçekten Foley’e ait olduğunu kanıtlamak için DNA örneği verebileceklerini, üstelik bunu da Türkiye sınırından teslim edebileceklerini açıkladı.

Terör Komplosumu 3

Terör Komplosumu 4

Terör Komplosumu 24

Terör 1

Terör 2

Terör Komplosumu 29

Terör Komplosumu 19

Terör Komplosumu 23

Terör Komplosumu 31

Terör Komplosumu 1

Terör Komplosumu 10

Terör Komplosumu 5

Terör Komplosumu 22

Terör Komplosumu 11

Terör Komplosumu 28

Terör Komplosumu 12

Terör Komplosumu 17

Terör Komplosumu 15

Terör Komplosumu 26

Terör Komplosumu 27

Terör Komplosumu 25

Terör Komplosumu 14

Terör Komplosumu 8

Terör Komplosumu 9

Terör Komplosumu 30

Terör Komplosumu 7

Terör Komplosumu 16

Terör Komplosumu 20

Terör Komplosumu 21

Terör Komplosumu 13

Terör Komplosumu 2

Terör ve katliamlar gerçek mi sahte mi yoksa karışık mı? Belki de hiçbir zaman doğrusunu öğrenemeyeceğiz ama iyi bilinen bir gerçek var ki birileri müslümanlar üzerinde feci bir şekilde oyunlar oynuyor ve islam alemi körü körüne alet oluyor!

Kobane ve GAP

Tarih: Oct 24 2014

Adı; İsmail Hakkı Olcay Ünver. Tanır mısın? Adını duymuşluğun var mı? ODTÜ’den 1979’da inşaat mühendisi olarak mezun oldu. Ankara Belediyesi’nde kanalizasyon inşaatında çalışırken, ODTÜ’de master yaptı. NATO bursuyla ABD’ye gidip Teksas Üniversitesi’nde doktora yaptı. Su uzmanı oldu! Bir devlet kurumu olan Aşağı Colorado Nehri Kurumu’nda çalıştı. ABD’de faaliyet alanı sulama olan IRRISCO şirketine danışmanlık yaptı. Türkiye’ye dönünce Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) başına getirildi. GAP’ın başında 13 yıl kalarak rekor kırdı. Ayrıca: Dünya Su Konseyi’nde (DSK), Başkan Yardımcılığı yaptı. Uluslararası Su Kaynakları Birliği’nde (IWRA), Genel Sekreterlik yaptı. Uluslararası Hidrolik Enerjisi Birliği’nde (IHA), konsey üyeliği yaptı. Uzatmayayım; kimi Washington’da olmak üzere bazı vakıflarda görev yaptı. Ve Time dergisi tarafından 1999’da Avrupa Vizyoneri seçildi. Neden seçilmesin? İsrail ve ABD’lilerin dikkatini GAP’a çekmek için 13 yıl uğraştı; 28 heyet gezdirdi. Niye İsrail ve ABD demeyiniz. AB’nin, Türkiye’yi birliğe alma şartlarından biri neydi: Şayet birliğe katılırsan, Fırat ve Dicle havzasına giren bölgelerdeki suların idaresi yalnız senin elinde olmayacak; içinde AB ülkeleri ve İsrail’in bulunduğu konsorsiyuma verilecek! Hadi AB ülkelerini anladık da, AB üyesi bile olmayan İsrail ne işti? Evet, yavaş yavaş konuya geliyoruz; bu GAP’ta bir sır vardı.

GAP Türkiye’nin hayaliydi. GAP dünyanın ikinci, Türkiye’nin ise en büyük entegre projesiydi. GAP’ın elektrik üretiminden başka bir diğer önemli ayağı sulamaydı; yani tarımdı. Hedef, susuz Güneydoğu topraklarını suyla buluşturarak tarım üretimini geliştirmekti. Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Mardin’in yoksulluğunu işsizliğini bitirmekti. Öyle ya, tarım gelirleriyle kişi başına gelir yüzde 209 artacaktı! Böylece proje tamamlandığında bölgedeki feodal yapı kırılacaktı. Evet proje gerçekleştirildiğinde, Türkiye enerji ve tarımda çok önemli sorunlarını çözmüş ve dışa bağımlılıktan kurtulmuş olacaktı. GAP umuttu. Kollar sıvandı. 40 yılda 28 hükümet oluk oluk para akıttı. Örneğin; tarımsal ürünün gelişimini saat saat takip etmek için, 9 şehre 75 uydu izleme istasyonu bile kuruldu. Neler neler yapıldı. Sonra ne oldu? 1.8 milyon hektar sulanacaktı; sadece yüzde 15’i sulanabildi! Ve üstelik anlaşıldı ki, sulama tekniği de yanlıştı; dünyanın bıraktığı ilkel bir metotla, açık tarlada salma sulaması yaparak toprağın tuzlanmasına sebep olunmuştu! Keza. Drenaj kanallarının yapımı ihmal edilmişti! Tarlaların yanından geçen kanallar vardı ama tarlaya su vermiyordu. Toprak çoraklaşmıştı. Maddi zarar, 1 milyar 700 milyon dolar idi! Yanlış sulama kasıtlı mı yapıldı? Sulama projeleri neden ihmal edildi? Kobane diye bağıran kardeşim; Kobanenin iki adım yanındaki Suruç’un en kurak ovasına neden yıllardır su verilmediğini hiç merak ettin mi? Suruç Sulama Projesi neden yıllardır yapılmıyor? Suruç köylüsü kuraklığa, yoksulluğa, tarım işçiliğine neden mahkum ediliyor? Tepe üzerinden Kobaneyi seyreden Suruçlu gençlerin neden işsiz bırakıldığına hiç kafa yordun mu? Birileri zamanında yordu. GAP’tan sorumlu Devlet Bakanı Abdüllatif Şener, GAP’ın başındaki Olcay Ünver’i görevden alınca medya yazdı; Takunyalı Bakan, bir laik bürokratı görevden aldı Ünver hemen ABD’nin Ohio Kent State Üniversitesi’nde iş buldu. Oradan BM’ye transfer oldu. Artık, BM’nin Dünya Su Değerlendirme Programı (WWAP) Koordinatörü idi! GAP’ı susuz bırakan, yanlış sulama yaptıran bürokratın yükselişi ilginçti. Bakan Şener’in başına gelenleri biliyorsunuz.

Kobane diyen kardeşim gel sana birini daha tanıtayım. Adı, Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni bitirdi. Akademisyendi. Pamukkale Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanlığı yaparken MHP’den vekillik teklifi aldı. Milletvekili oldu ve ardından 57’nci koalisyon (DSP-MHP-ANAP) hükümetinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı (28 Mayıs 1999- 18 Kasım 2002) yaptı. Bakan koltuğuna oturunca ilk yaptığı, GAP Yüksek Kurulu’na neden tarım bakanlarının yer almadığını sorgulamak oldu. Türkiye’nin en büyük tarım projesi tarım bakanından habersiz yürütülüyordu! Bakan Gökalp, GAP’ta nelerin döndüğünü merak etti; araştırdı. Sonucu bakanlar kurulunda söyledi: GAP’ta sulama projeleri yıllardır İsrail, ABD ve AB ülkeleri tarafından engelleniyor. Bakan Gökalp bu oyunu bozmak istedi. Turgut Özal tarafından kapatılan; Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Toprak Su Genel Müdürlüğü, Gıda İşleri Genel Müdürlüğü, Zirai Mücadele ve Karantina Genel Müdürlüğü, Tarımsal Garanti ve Yönlendirme Kurulu’nun tekrar açılmasını istedi. Su Konseyi Kanunu ve Tarım Kanunu çıkarmak için büyük mücadeleler verdi. Fakat. Bakanlar Kurulu’nu aşamadı. Bakan Gökalp’e tek destek veren sadece Başbakan Bülent Ecevit’ti. Ama onun da sözü koalisyon hükümetinin bakanlar kuruluna geçmiyordu. Ve Prof. Dr. Gökalp, yapmak istediklerim İsrail’in, ABD’nin ve AB’nin işine gelmedi. Yapmak istediğim her şey bakanlar kurulunda engellendi diyerek MHP’den istifa etti. Ey Kobane diye bağıran kardeşim! (Soner Yalçın)

AKP’nin Perinçek Şifresi

Tarih: Oct 18 2014

TBMM İnsan Hakları Cezaevi Komisyonu üyeleri Silivri Cezaevi’nde Doğu Perinçek’i ziyaret etti. Ama bu görüşmeyi basit bir cezaevi ziyaretinden, bir komisyonun çalışmasından farklılaştıran şeyler var. Öncelikle şu bilgiyi verelim, TBMM İnsan Hakları Cezaevi Komisyonu’nun üç AKP’li üyesi var, bu üyelerden biri “Biatsa biat itaatse itaat” diyen Mehmet Metiner. Diğer iki AKP’li üye Ayşe Türmenoğlu ve Mehmet Kerim Yıldız. Yine BDP’li Murat Bozlak da komisyonun içinde. Bir de CHP’yi vekil var, Veli Ağbaba. Aslında bu görüşmenin basit bir ziyaret olmadığının bir diğer göstergesi, Perinçek’in dışındaki İşçi Partisi yöneticilerinin de görüşmeye katılması. İP eski genel sekreteri Mehmet Bedri Gültekin ile Erkan Önsel, Turan Özlü ve Oktay Yıldırım da katılmış. Yani AKP-BDP heyeti ile İP Heyeti arasında bir görüşme adeta. Perinçek’le görüşmeyi CHP’i Ağbaba Aydınlık gazetesine anlatmış. Bu görüşmede Perinçek’in dedikleri şunlar: Bugüne kadar tek kişilik hücrede kalıyordum, şimdi koğuşa alındım. Burada bize yönelik bir hukuksuzluk yok. Ben Gladyo operasyonu sonucu buradayım.

Bu açıklamalardan anladığımız şey şu, Perinçek ile AKP arasındaki ittifak başladığı için artık Perinçek’i daha geniş bir odaya yerleştirmişler. Apo’nun hücresinin genişletilmesi gibi bir süreç burada da işlemiş yani! Üstelik cezaevinde bir hukuksuzluk da yokmuş. Yani AKP cezaevlerine de ileri demokrasi getirmiş anlaşılan! Ve bomba: Perinçek’i içeri atan AKP’li hükümet değil, Gladyoymuş! Bir süredir AKP ve İşçi Partisi’nin ortak söylemi herkesin dikkatini çekmiştir: Ergenekon’u Cemaat yaptı, hükümetin haberi yoktu, oyuna gelmişlerdi. Nitekim Aydınlık gazetesinin son dönemlerde Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştirileri kestiğini ve esas saldırıyı Cemaat’e ve Abdullah Gül’e yönelttiğini de gözlemliyoruz. Buradaki oyun son derece net: Yeniden yargılama denilen süreç, Ergenekon ve diğer davalarda tutuklu bulunan, haksızlığa uğramış tutsakların serbest bırakılması değil, AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın aklanması.

Perinçek bir koalisyon öneriyor; Türkiye Cephesi kuralım diyor.  Türkiye Cephesi’nin bileşenleri ise şunlar: AKP, CHP, MHP ve BDP!  Politik dehayı görüyor musunuz siz, Türkiye’nin bütün partileri Türkiye Cephesi’nde. Yani hepsi vatan, millet için birleşmiş. TC’yi kaldıran AKP de Türkiyeci! Kürdistan’ı kuracağız diyen BDP de Türkiyeci! İyi de kim kaldı Türkiyeci olmayan? Cemaat ve Abdullah Gül! AKP’nin Türkiyeci Cephe’nin içine bizzat Perinçek tarafından yerleştirilmiş olması sürece son derece uyuyor. Artık karşımızda AKP’lilerin ifadesiyle dik duran, Amerika’ya İsrail’e posta koyan, Şangay Beşlisi’ne girmek isteyen antiemperyalist Tayyip Erdoğan var. Eh böylesi bir lideri elbette Perinçek de Türkiyeci görecektir. Sözün kısası: AKP heyetine Perinçek’in mesajı açık: Biz sizinle aynı cephedeyiz!

Bu kadar önemli bir dönemden geçerken iktidar tüm imkanlarını kullanarak süreci kendi lehine çevirmeye çalışacak ve 2023’e AKP ile girilmesinin yolu açılmış olacak. Buna hem kanunsuz uygulamaları dahil hem de siyasi kumpasları. Siyasi kumpaslar kısmında ise, Apo ile Tayyip Erdoğan arasında geçtiğimiz yıl başlayan görüşmelere yeni bir ittifak kuvvetinin daha katıldığını görüyoruz: Doğu Perinçek.  Kimileri bunu biraz şaşırtıcı bulabilir ama şaşıracak bir şey yok, Aydınlık gazetesini açın, künyesine bakın, bu gazetenin dağıtımını zaten Sabah Grubu’nun yaptığını göreceksiniz! AKP’nin Kürt Açılımı ve PKK ile görüşmesi AKP tabanından MHP’ye bir geri dönüşü başlatmıştır. Şu anda ilk defa hem CHP hem de MHP birbirlerinden değil AKP’den oy alacak noktada bulunmaktadır. İşte AKP’nin buna tahammülü yoktur. Bunu engellemek için hem CHP’yi hem de MHP’yi bölecek bir formülünün olması gerekmektedir. Bulunan o formül ise Doğu Perinçek’tir. (Gökçe Fırat)

Erdoğan ve Perinçek

Her dalda ajanlık yapan Doğu Perinçek ve AKP’nin

islamcı yazarı Abdurrahman Dilipak bir zamanlar sohbet ederken.

Eski Görüşme

Kazançlı Mikrop

Tarih: Oct 11 2014

Sağlık Mafyalığı

Ebola Çatışması 4

Ebola virüsü ilk kez 1976 yılında teşhis edildi. Eş zamanlı olarak Sudan ve Kongo’da gerçekleşen vakalar, sırayla 280 ve 156 kişinin ölümü ile sonuçlandı. Salgının bu birinci dalgasında Kongo’da ölüm oranı %88 iken, Sudan’da %53 olduğu belirtiliyor. Ebolaya sebep olan virüsün; virüs taşıyan hayvanlara temas yolu ile bulaştığı düşünülüyor. Virüsün ekolojisi ve bulaşma yolları kesin olarak bilinmemekle birlikte, yapılan çalışmalar sonucunda maymunlar ve yarasalar tarafından taşındığı biliniyor. Virüs kan yolu ile taşınıyor ve bir çok organa yerleşebiliyor. Ebola virüsünün kuluçka döneminin 2 ile 21 gün arasında olduğu belirtiliyor. Ateş, soğuk algınlığı, başağrısı, iştahsızlık ve kas ağrısı gibi semptomları ise aniden ortaya çıkıyor. Bir çok vakada, beş ve yedinci günler arasında iç kanama meydana geliyor ve 7 ile 16 gün arasında ölümle sonuçlanıyor. İnsanlar virüsün taşıyıcı olmamakla birlikte, hasta olan kişinin vücut sıvısı ile diğer kişilere bulaştığı biliniyor.

Ebola Çatışması 5

Ebola Çatışması 8

Ebola Çatışması 3

Ebola Çatışması 6 Ebola Çatışması 7  Ebola Çatışması 9

Ebola Çatışması 11

Sokak Ortasında Ebola Dramı ve Ölümleri

Ebola Çatışması 15

Evlerde Karantina Hapsi

Ebola Çatışması 12

Karantinadan Kaçış

Ebola Çatışması 10

Ebola Çatışmasında 1

Karantina uygulaması yapan güvenlik güçleri ve göstericiler arasında çıkan çatışmada yaralanan bir çocuğa, virüslü olma ihtimali nedeniyle zamanında müdahale edilmedi. Liberya’lı çocuk bir gün sonra hayatını kaybetti.

Ebola Çatışmasında 2

 Ebola Çatışması 13

Ülkenin Eboladan Kurtulması İçin Dua Eden Rahipler

Ebola Çatışması 14