Muzik calici calismiyor


BATIL İNANIŞLAR

Buda

buda-heykeli.jpg

Buda, Sanskrit dilinde “uyanmak,idrak etmek, bilinçlenmek” anlamına gelen “budh” fiilinin geçmiş zaman kipi olup, “uyanmış, idrak etmiş, bilinçlenmiş” anlamına gelir. Terim Asya dinleri terminolojisinde şu dört anlamda kullanılır:

- Nirvana’ya ermiş ve dünyada tekrar doğmasına gerek kalmamış, aydınlanmış insan. Bu unvan, Budizm’de tam ve aşılamaz aydınlanmaya ulaşmış, öfke, açgözlülük ve cahilliği kesin bir şekilde alt etmiş, dünyevi acılardan tamamıyla kurtulmuş insanı ifade eder.

- Siddharta ve Shakyamuni olarak da adlandırılan, Budizm’in kurucusu sayılan Gotama (Gautama) Buda (Buddha).

- Değişik bedenlerde doğan Buda’nın ruhu.

- Aşkın (Müteal) Realite.

Büyü malzemeleri marketi

afrika-buyucu-marketi.jpg

Smoked Mummy of Pumo

smoked-mummy-of-pumo.jpg

Smoked Mummy of Pumo, formerly chief of the village; the current chief of the Dani tribe stands behind it.

(Photographer: Karl Lehmann)

Darbe uzmanının basörtüsüne darbe girişimi

“Kadınların saçlarının görünmesi günah olacaksa Allah onları saçsız yaratırdı. Yapamazmıydı, yapardı. Ama yapmamış. Peki nereden çıkmış bu türban. İran´daki o ilk gelen Humeyni bunu soktu. Humeyni, 1979´dan sonra dehşetli para harcayarak bizim Türkiye´deki genç çocukları, kızları da bu yola sürükledi. İşte o halen devam ediyor. İran´a hasret duymuşuz sanki. İran´a benzemek istiyoruz, inşallah bundan kurtuluruz”

(7´inci Cumhurbaşkanı Kenan Evren)

Cehennemi tadacak başörtülü kadınlar

Saçlarını deve hörgücü gibi yapan kadınlar hadîsi konusunda size bir kaynak gösteriyorum; Sahih-i Buharî’den sonra en muteber ikinci hadîs külliyatı olan Sahih-i Müslim’in Cennet 53 bölümünde şöyle bir hadîs rivayet edilmektedir:

“Ateş (cehennem) ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim. (Birinci sınıf) Yanlarında sığır kuyruğu gibi bir şeyler taşıyıp onlarla insanlara vuran kimseler… (İkincisi) Giyinmiş çıplak kadınlar ki, bunlar Allah’a taatten (itaatten) dışarı çıkmışlardır. Bunlar (hem kendileri baştan çıkmıştır), hem de başkalarını baştan çıkartırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu gibi kadınlar, Cennet’e girmek şöyle dursun, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki Cennet’in kokusu şu şu kadar uzak mesafeden hissedilir.” (Hadîsin ravisi Ebu Hureyre hazretleridir.)

Gelelim saçları deve hörgücü gibi olan sözde tesettürlü kadın ve kızlara. Onları çok yumuşak, çok saygılı bir şekilde uyarmak istiyorum.

Önce geçen gün İstanbul’un tarihî bir semtinde gördüğüm genç bir tesettürlü hanımdan bahs edeyim. Başında çok cırtlak ve parlak renkli yemyeşil bir eşarp vardı. Ayaklarında dizlerine kadar uzanan püsküllü siyah rugan bir çizme… Dar bir pantolon… Omuzlarında atkı gibi siyah küçük bir örtü…

Başını örttü diye bu hanım kıza tesettürlü mü diyeceğiz?

Yukarıda mealini verdiğim hadîs-i şerifte “Giyinmiş çıplak kadınlar…” ibaresi yer alıyor. Evet, böyleleri tesettürlü çıplaklardır. Böyle çarpıcı, göze batıcı, tahrik edici kıyafet, çıplak kadınlarınkinden daha fazla dikkat çeker.

(M. Şevket Eygi)

Mevlana’nın kemiklerini sızlattılar

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 2007′yi ‘Mevlânâ Yılı’ ilan ederken ‘sema ayini’ni de “İnsanlığın Somut Olmayan Baş Eserleri Listesi”ne aldı. Bunun üzerine Türkiye, Mevlevilik hakkında bilgisi olmayan kişilerce yapılan ‘gösteri’lerin denetim altına alınacağını taahhüt etti. Ancak buna uyan yok. Otel, eğlence mekânları, açılışlar derken önceki akşam Star TV’de yayınlanan ‘Best Model of Turkey’ yarışmasında, büyük bir skandala imza atıldı. Semazenlere mayolu mankenlerin bulunduğu sahnede sema yaptırıldı.

Mevlânâ’nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi, zikrin belirli örf ve âdetlere bağlı olarak uygun mekânlarda yapılması gerektiğini belirterek, “Durum çok vahim. Mevlânâ, bu olanlara ne derdi?” diye konuştu.

(http://www.aktifhaber.com)

Moon Tarikatı

sun-myung-moon.jpg

ABD basın yayın organlarında, ‘Rahip Sun Myung Moon’un Birleştirme Kilisesi, ABD’de sarsıntı geçiriyor olsa da, özellikle başkent Washington ve çevresinde yayılan şirketleri ile giderek kuvvetleniyor’ yorumu yapıldı. Yapılan belirlemelere göre, Moon Hareketi, bu bölgede 300 milyon dolardan (58 trilyon lira) fazla ticari, politik ve kültürel faaliyeti kontrolü altında bulunduruyor.

Washington Times Gazetesi’nin de sahibi olan Moon hareketinin mal varlıkları bununla da kalmıyor. Japonya’da bilgisayar, Alaska’da deniz mahsulleri, Kore’de silah fabrikaları, ABD’nin Conneticut Eyaleti’nde bir üniversitesi, Manhattan’da bir kayıt stüdyosu ve turizm şirketi, Teksas’ta hara, Kaliforniya’da ise golf tesisleri var.

Washington Post Gazetesi’nde, Birleştirme Kilisesi ile ilgili yayınlanan dizi yazısının bir bölümünde de, şöyle deniliyor:

‘Moon, kendisine inananların Kilise’ye akıttığı paranın bir bölümünün, kültür, eğitim ve dini yatırımlara gittiğini söylüyor. Ancak bazı eski kilise mensuplarına göre Birleştirme Hareketi’nin kaynaklarının büyük bölümü politik etkinlik kazanmak amacıyla kullanılıyor.’

Moon, rüyasında gördüğü Hz. İsa’dan emir almış

6 Ocak 1920: Sun Myung Moon, Kuzeybatı Kore’de dünyaya geldi.

1935 Yortu Pazarı: 15 yaşındaki Moon, Kore’nin şimdi Kuzey Kore olan bölümünde bir dağda dua ederken, kendi iddiasına göre Hz.İsa’yı gördü. İsa, Moon’dan misyonunu tamamlamasını ve dünyada Tanrı’nın hükümranlığını sağlamasını istedi.

1945: 25 yaşına gelen Moon, Kore’deki Hıristiyan gruplara görüşlerini aktarmaya başladı ama büyük bir tepkiyle karşılaştı ve tutuklandı.

1945-1971: Moon’un Kore’deki yaşamı tutuklamalar, evlenmeler ve boşanmalarla geçti. Bu arada müritleri de arttı.

1971: Moon, ABD’ye gelerek yerleşti.

1975: Japonya’da Sekai Nippo Gazetesi’ni yayınlamaya başladı.

1976: Moon, bir yandan kilisesini ve müritlerini yaygınlaştırırken, bir yandan da Amerika’yı şeytanların işgal ettiği ve kendisinin ülkeyi kurtarmak üzere Tanrı tarafından gönderildiği propagandasını yaymaya başladı.

1982: Vergi kaçırmaktan 18 ay hapse mahkûm oldu.

1985: 13 ay hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı.

1985′ten beri: Moon, Kore’de, öteki ülkelerde ve ABD’de iş alanlarını giderek genişletirken, her yıl binlerce kişiyi evlendirme törenleri düzenliyor. Bu törenler sırasında ‘Dünya Barış Konferansı’ adı altında yabancı sanatçı, politikacı ve işadamlarını biraraya getiriyor.

Moon Tarikatı’nın Lideri Rahip Sun Myung Moon’un kıydığı toplu nikâhlar, ilginç görüntülere sahne oluyor. Tarikatın topluma ve Allah’a hizmet amaçlı, dünya barışını sağlamak için kıydığı toplu nikâhlar Seul Olimpiyat Stadı ya da New York’taki boks maçlarının yapıldığı Madison Square Garden gibi büyük spor sahalarında düzenleniyor. Evlenen çiftlerin sayısı 1000′in üzerinde olduğu için böyle büyük alanlara ihtiyaç duyuluyor.

Japon ve Koreliler’in çoğunluğu oluşturduğu çiftlerin çöpçatanlığını Rahip Moon yapıyor. Nikâh gününe ya da birkaç gün öncesine kadar birbirini tanımayan kadın ve erkekler evlendiriliyorlar. Birbirine ‘Allah adına’ güvendiklerini söyleyen çiftler, rahip tarafından üzerlerinde cinsiyet, tabiyet, kişisel tercihler, yaş, eğitim derecesi yazılan fotoğraflarına bakılarak eşleştiriliyor. Evlenmek için bir de doğum kağıdı ve sağlık belgesi gerekiyor. Bazı gelinler törene gelemeyen müstakbel kocalarının resimlerini ellerinde tutarak evleniyorlar.

Toplu nikâhlarda 100′den fazla ülkeden insan evlendiği için bazen aynı dili konuşmayan bir kadın ve erkek de eşleştirilebiliyor, onlar evliliklerinin ilk günlerinde tercümanla diyalog kurmaya çalışıyorlar. Nikâhı kıyan Rahip Moon’un ‘Evlenmeyi kabul ediyor musunuz?’ sorusuna 4 kez ‘evet’ diyen çiftler o andan itibaren evli sayılıyorlar.

Tarikatın geleneğine göre yeni evlilerin 40 gün cinsel ilişkiye girmeleri yasak. Bu 40 günde birbirlerini ruhsal açıdan tanıyan çiftler sonra fiziksel olarak ilişkiye giriyorlar. Tarikat üyeleri, bunun da tarikatın evlilik anlayışının günümüz evlilik anlayışlarından farklı, seksi çok önemsemeyen temeller üzerine kurulu olmasından kaynaklandığını söylüyorlar.

(Tercüman)