İslam tarihinde meydana gelen çok önemli bir olaydan söz edeceğiz bugün. Bu olayı, Alevi ve Sünni kaynaklar, ittifakla naklederler. Anlatacağımız, son derece önemli olan bu olay, İslam tarihinde Alevi-Sünni ayrılığının doğuşunun da temel sebepleri arasında yer almaktadır.
Hz. Peygamber vefat etti
Yüce Allah Kur’an’da “Her nefis ölümün tadını tadacaktır” diye buyurmuştur. O nedenle kişi peygamber de olsa, madem ki insandır, mutlaka ölümün tadını tadacak ve bu dünyadan bir gün göçecektir.
İşte bu ilahi fermana uyarak sevgili peygamberimiz de, hicretin 11. yılında Rebiülevvel’in 12′sinde pazartesi günü, miladi takvime göre 8 Haziran 632 tarihinde akşamüzeri vefat ettiler, ilahi emre uyarak temiz ruhu ile yüce rabbinin huzuruna uçtular.
Başta ehlibeyt olmak üzere bütün Müslümanlar sonsuz bir acıya boğuldular. Kafirler ile gizli kafir münafıklar ise büyük bir sevince kavuştular.
Bir süre ciddi bir heyecan ve panik havası oluştu, üzüntüden kim ne yapacağını bilmiyordu. Bir kısmı da Hz. Peygamber’in ölümüne bir türlü inanamıyordu. Hatta Ömer kılıcını çekerek “Kim Muhammed öldü derse başını vururum” diye haykırıyordu. Sonra sinirler yatıştı. Ebubekir, bir konuşma yaptı, “Her kim Muhammed’e tapıyorsa, bilsin ki Muhammed ölmüştür. Her kim Allah’a tapınıyorsa bilsin ki Allah ölümsüzdür ve ebedidir. Her nefis ölümün tadını tadacaktır. Muhammed de bir insan olarak ölmüştür. Bunu kabul edelim ve sakin olalım” anlamında bir konuşma yaptı. Böylece heyecanlar dindi, insanlar sakinleşti ve panik havası dağıldı.
Hz. Peygamber’in naaşı, vefat esnasında bulunduğu Aişe’nin odasındaydı. Üstüne bir örtü örttüler ve sakinleşen sahabeler ve ehlibeyt, cenazenin yıkanması ve defin işini düşünmeye başladılar. Tabii hanımlar yine ağlaşıyorlardı. Fakat erkekler ve bilhassa başta Hz. Ali olmak üzere ileri gelenler, cenazenin normal işlerini nasıl yapacaklarını planlıyorlardı.
İşte tam bu sırada bir haber geldi. Medineli Müslümanların yani Ensar’ın ileri gelenleri, Beni Saide gölgeliği denilen yerde toplanmışlar ve Hz. Peygamber’in yerine kimin halife seçileceğini tartışıyorlardı.
Bu haberi duyan sahabelerden Ebubekir, Ömer, Osman ve Haşimilerin yani peygamberimizin ehlibeyti ile diğer akrabalarının dışında herkes cenazeyi terk etti ve halifelik tartışmasının yapıldığı yere gittiler.
İkinci gün yani 9 Haziran 632 Salı günü cenazenin yıkanma ve defin işi ile uğraşıldı. Cenazeyi Hz. Ali yıkadı, Fadl bin Abbas, Usame bin Zeyd ve kölesi Şükran, yıkama işinde Hz. Ali’ye yardımcı oldular.
Cenaze namazı uzun sürdü, önce erkekler sonra kadınlar ve çocuklar gruplar halinde odaya girip imamsız olarak cenaze namazlarını kıldılar.
Vefat ettiği Aişe’nin odasında bir mezar kazıldı ve ancak bir gün sonra, çarşamba günü seher vakti defin yapılabildi.
Hz. Ali, ehlibeyt ve diğer Haşimiler, cenazenin yıkanması, namazının kılınması ve defin edilmesi hizmetleri ile meşgul olurlarken, diğer sahabeler halife seçimi için tartışıyorlardı. Bu durum; başta Hz. Ali olmak üzere, ehlibeyt mensuplarını, yani peygamberimizin akrabalarını derinden yaralamış ve fazlasıyla üzmüştü.
Beni Saide gölgeliğinde hilafet tartışması yapan Mekkeli ve Medineli sahabiler, uzun tartışma ve çekişmelerden sonra Ebubekir’i halife seçmişlerdi. Bu sırada Hz. Peygamber’in cenaze töreni sona ermişti. Ebubekir, mescide toplanan halka bir hitabede bulunarak, nasıl adaletle muamele yapacağına dair bilgiler vermişti.
Tabii, halife seçimi işine Hz. Ali ve Haşimiler katılamamıştı. O nedenle de Hz. Ali, seçilen Halife’ye biat etmediler, yani seçimi kabul ettiklerini, onun emrine girdiklerini açıklamadılar. Hz. Ali, ancak aradan 6 ay gibi bir zaman geçtikten sonra biat etmişlerdir.
(Zekeriya Beyaz, Sabah)



