Muzik calici calismiyor


ARKEOLOJİ

Canlı Gibi Duran Mumyalar

ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Kaliforniya Bilim Merkezi ilginç bir sergiye ev sahipliği yapıyor. 7 ülkeden 15 ayrı müzeden alınma toplam 45 mumya ve 95 eser bu merkezde sergileniyor.

Dünyanın en yaşlı mumyaları burada bir sergiyle bir araya getirildi.

Sergide en çok ilgi çeken mumya ise Peru’daki eski İnka uygarlığına ait. Sergilenen bebek mumya tam 6 bin 500 yaşında. Şu anda bile bakıldığında canlı gibi görünen bebek mumya henüz 10 aylıkken hayatını kaybetmiş. Kalp yetmezliği ve büyüme problemi nedeniyle yaşamını yitiren bebeğin bütün gövdesi mumyalanmış. “Detmold Child” olarak tanınan bebek mumyası şu anda Almanya’nın Detmold kentindeki Lippisches Landes Müzesi’nde sergileniyor. Bebek mumya adını da Detmold kentinden alıyor.

Bunun dışında 17. yüzyılda Güney Afrikalı kadın bir aristokrat tüberkülozdan ölünce mumyalanmış. Şili topraklarında Kolomb öncesine ait dönemde Atacama çölü’nda bulunan yetişkin bir erkek mumyası da bozulmadan günümüze kadar ulaştı.

1994 yılında Dominik kilise’nin alt katında tesadüfen bulunan mumyalar, çam yağı ile özel olarak korunmuş. Orlovitsa Johannes adındaki bu bebek 1 yaşında öldüğünde elbiseleriyle birlikte mumyalanıp saklanmış.Alman barones Schenk von Guyhirn, 17. yüzyılda mumyalanmış.Perulu kadın mumyası bunlar içinde en iyi korununlardan birisi olarak dikkat çekti.

Arjantin’de yapılan kazılarda insanlar dışında bazı hayvanların da mumyalandığı ortaya çıkarıldı.Köpek, kertenkele, balık, fareler, sırtlan, kediler, sincaplar ve atmaca özenle mumyalanmış.

(Temmuz 2010)

Preserved Foot

Şöhreti Müzede Kalan İnsanlar

Kahire Müzesi Mumyaları, Mısır.

4000 Yıllık Tohum Çimlendi

Kütahya Seyitömer Höyüğü’nde, Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünce yürütülen kazıda bulunan ve 4 bin yıl öncesine ait olduğu belirlenen 3 tohumdan biri, toprağa ekildikten sonra çimlendi.

Kazı Grubu Başkanlığını da yürüten DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nejat Bilgen, AA muhabirine, il merkezine yaklaşık 27 kilometre uzaklıktaki alanda geçen yıl yapılan kazıda, höyüğün güneydoğusunda bir yapının içerisindeki kapta bitki tohumları bulunduğunu bildirdi.

Prof. Dr. A. Nejat BİLGEN

Prof. Dr. A. Nejat BİLGEN

Orta Tunç Çağı dönemine ait olduğunu tespit ettikleri katmandaki tohumların yaklaşık 4 bin yıllık olduğunu belirten Prof. Dr. Bilgen, tohumların yapının içinde ve orijinal yerinde buldukları kaplar arasında birinin içinde olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Bilgen, höyükte çok sayıda tohum bulduklarını, ancak birçoğunun yandığını gördüklerini ifade ederek, şöyle konuştu:

‘Son bulduğumuz üç tohum, kabın bir kısmının dışına taşmıştı. Kap kırıldığı için bu şekilde bulduğumuzu düşünüyoruz. Tohumlardan bazılarını incelemeye almıştık. Yaklaşık iki yıldır bu çalışmayı yürütüyoruz. Geçen yıl yaptığımız çimlendirme denemesinden olumlu sonuç alamadık ve başarılı olamadık.

Bu yıl bu tohumlardan birini yeşertmeyi başardık. Bundan yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait toprak altından çıkmış bir tohum yeşerdi. Bu tohumdan çimlenen bitki, canlı halde bilim dünyasına sunulmak ve üzerinde çeşitli analizler yapılmak üzere inceleniyor.’

Tohumların bulunduğu kabın yer aldığı yapının depo olarak kullanıldığını tahmin ettiklerini belirten Prof. Dr. Bilgen, ‘Sözü edilen kabın yanı sıra mekanda çok sayıda kap ele geçmiştir. Tüm bu özellikleriyle mekanın depolama amaçlı kullanılmış olabileceği düşünülmektedir’ diye konuştu.

Çimlenme

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMEMİŞ MERCİMEK TOHUMU

DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nüket Bingöl, höyükte bulunan üç tohumdan birini geçen yıl toprağa ektiğini, ancak çimlendiği halde kuruduğunu, diğerinin ise yağ analizlerinin yapılması amacıyla İstanbul’a gönderildiğini anlattı. Yrd. Doç. Dr. Bingöl, üçüncü tohumu yaklaşık üç ay önce toprağa ektiğini, bunun da çimlendiğini belirtti. Bu tohumun yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Bingöl, şöyle devam etti:

‘Bilimsel olarak yolun başındayız. Öncelikle diğer tohumlarla beraber bunların yaş tayininin yapılması ve günümüzde yetişen mercimeklerle karşılaştırılması gerekiyor. Her ne kadar arkeolojik kazılarda buluntunun içinden çıktıysa da bunu bilimsel olarak kanıtlamalıyız. Bu tohumların dışarıdan gelip gelmediğini incelememiz gerekiyor. Henüz bir iki aylık çalışma sürecindeyiz, bahara doğru yavaş yavaş sonuçlarını almış olacağız.

Ancak çimlenmesi çok büyük bir gelişme. Günümüzde bilinen mercimek bitkileri gibi çok kuvvetli değil, oldukça cılız bir bitki. En kısa zamanda tek beklentimiz çiçeklenip tohum üretebilmesidir. Çiçeklenip tohum üretebilirse son zamanlarda çok güncel olan organik ve Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) özelliğini taşıyan bitkiler açısından bizim elimizde çok önemli bir veri olacak. Çok eski zamanlara ait, hiç genetiğiyle oynanmamış, herhangi bir değişikliğe uğramamış, organik olarak elde edilmiş tohumların ilki olacak.’

‘TOHUMU CANLI BULMAMIZ BİZİM İÇİN SÜRPRİZ OLDU’

Yrd. Doç. Dr. Bingöl, bu tohumun bir mercimeğe ait olduğunu belirlediklerine işaret ederek, mercimeğin çok fazla suya ve sıcaklığa ihtiyaç duymadan kurak ortamda yetişebildiğini kaydetti. Mercimeğin kazı yapılan alanda yetişebilecek bir bitki türü olduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Bingöl, şu bilgiyi verdi:

‘Arpa, mercimek, buğday, bunların hepsi Anadolu kökenli bitkilerdir ve orijini Anadolu’dur. O yüzden bizim için bu tohumları burada bulmamız çok sürpriz olmadı. Tohumu canlı bulmamız bizim için sürpriz oldu. Bu da tamamen höyüğün yapısından kaynaklanıyor. Höyükte yangın çıkıyor, çöküyor ve tohumlar içerisinde canlı kalabiliyor. Şans eseri bu tohumları bulduk ve değerlendirdik.

Şu an için bu tohumların mercimek olduğunu söyleyebiliyoruz, ancak yine de normal mercimekten morfolojik bazı farklılıkları var. Tamamen yaptığımız çalışmalar sonucunda belli olacak. Tohum vermesi halinde organik, hiçbir şekilde genetiğiyle oynanmamış, orijinal bitki olacak. Her zaman için orijinal tohumlar diğerlerine göre daha zayıftır. Belki ülke ekonomisine fazla bir katkı sağlamayacak, ancak bazı üniversitelerde başlatılmış eski tohumların toplanması yönündeki çalışmalara önayak olacağız.’

Yrd. Doç. Dr. Bingöl, yüzyıllar öncesinden bitki tohumlarının yeşerdiğine ilişkin daha önce yurt içi ve yurt dışında örnekler bulunduğunu hatırlatarak, Japonya’da manolya bitkisine ait tohumun günümüzdeki manolya bitkisinden farklı morfolojik özellikler taşıdığını bildiklerini sözlerine ekledi.

SEYİTÖMER HÖYÜĞÜ’NDEKİ KAZILAR

Seyitömer Höyüğü’ndeki kazı çalışmaları, altındaki 12 milyon ton kömürün ekonomiye kazandırılması amacıyla 1989 yılında Eskişehir Müze Müdürlüğünce başlatıldı.
Afyonkarahisar Müze Müdürlüğünün 1990-1995 yılları arasında yürüttüğü çalışmalar, 2006 yılından itibaren DPÜ Arkeoloji Bölümünce ele alındı.

TKİ Genel Müdürlüğü ve DPÜ Rektörlüğü arasında imzalanan protokol gereğince her yıl 6′şar aylık dönemler halinde yürütülen kazı çalışmalarının 2010′da tamamlanması ve höyüğün kaldırılmasının ardından yaklaşık 500 milyon lira değere sahip linyit kömürünün çıkarılmaya başlanması hedefleniyor.

Kazı ve buluntuların sınıflandırılması çalışmaları, DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nejat Bilgen ve öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Gökhan Coşkun gözetiminde sürdürülüyor.

(AA, 12-2009)

Toprak Yutmak ve Toprakta Boğulmak

Lost Tribes of the Green Sahara, 2008.

Sicilya mumyası

This 19th-century friar in Palermo kept his beard because low humidity in the crypt allowed the skin holding his whiskers to dry out quickly. Modern work on sewer lines now threatens mummies here. Water that used to drain away is infiltrating the catacomb, causing the plaster ceiling to crumble to.

(www.nationalgeographic.com)

Dünyayı yemek isterken, dünya onu yedi

On the outskirts of Guanajuato there is a museum of mummies. They have been exhumed over the years when it was discovered that this pauper’s cemetery was located in soil which preserved the remains – skin, hair, clothes – for several hundred years. Mexico, in general, has a more accepting, if not embracing, view of death. Thus, the museum, with its seventy or so mummified remains, is a popular venue for families.