Işık Aydınlığında

Tarih: Kas 01 2013

Işık Aydınlığında

Gamskitze

Tarih: Kas 01 2013

Gamskitze

Boş Salıncak

Tarih: Kas 01 2013

Boş Salıncak

Kıyısında Bekleyenler

Tarih: Kas 01 2013

Kıyısında Bekleyenler

Tepelerin Ardından Gelen

Tarih: Kas 01 2013

Tepelerin Ardından Gelen

Yeraltına Açılan Kapılar

Tarih: Kas 01 2013

Mağara Ormanları

Tongzi Mağarası 14

Tongzi Mağarası 15

Tongzi Mağarası 16

Tongzi Mağarası 0

Tongzi Mağarası 1

Tongzi Mağarası 2

Tongzi Mağarası 3

Tongzi Mağarası 4

Tongzi Mağarası 5

Tongzi Mağarası 6

Tongzi Mağarası 7

Tongzi Mağarası 8

Tongzi Mağarası 9

Tongzi Mağarası 10

Tongzi Mağarası 11

Tongzi Mağarası 12

Tongzi Mağarası 13

Yüzsüz Dinlemeler

Tarih: Eki 31 2013

Yine Dinlerler

Tüm Dünya Nasıl Dinlenir?

Tarih: Eki 31 2013

Dünyadaki bütün telefon, teleks, faks, telsiz, SMS, internetten yapılan downloadlar, uydu yayınları ve elektronik posta iletişimini dinleyen NSA bünyesinde dev elektronik kulaktır ECHELON.  İkinci Dünya Savaşı’nın ardından NSA ve İngiliz Devlet İletişim Karargâhı GCQH 1947 yılında UKUSA (İngiltere-ABD) anlaşmasını imzaladı.  Echelon böyle kuruldu.  Daha sonra İngiliz Uluslar Topluluğu üyesi Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın elektronik istihbarat birimleri de anlaşmaya katıldı.  Nihayet Batı Almanya, Danimarka, Norveç ve Türkiye de UKUSA kapsamına üçüncü ülkeler olarak eklendiler.

ECHELON’un kararlaştırılan asli misyonu ulusal güvenliğin korunmasıydı.  Projenin bugün de aynı gayeye hizmet ettiği biliniyor.  Lakin bunun yanında, endüstriyel casusluk, sivil oluşumların denetlenmesi (Amnesty International, Greenpeace, vs.) ve kişisel iletişimin kontrol altında tutulması gibi otoriter amaçlarla da kullanıldığı vaka.  Daha 1960’lı ve 70’li yıllarda ortaya çıkan yönlü telsiz haberleşme ve uydu teknolojisi NSA’nın işini daha da kolaylaştırdı.  Artık havaya çıkan hiçbir radyo sinyali, hiçbir telefon görüşmesi NSA’nın dünya yüzeyine dağılmış binlerce uzmanının eline düşmekten kurtulamıyordu.  NSA, kurulduktan hemen sonra, gizli bir iç yönetmelik çıkararak CIA ile işbölümü yaptı.  CIA de bir yıl sonra, kendi sınırlarını belirlemek amacıyla FBI ile pazarlığa oturdu.  CIA’ın, baş terörist Abdullah Öcalan‘ı örtülü bir operasyonla ele geçirip Türkiye’ye teslim etmesinde Echelon ciddi rol oynamıştı.  Türk hükümetine yapılan bu iyilik karşılığında ne alındığı ise halen net olarak bilinmemekte.

Sistem şöyle çalışıyor:  Dünya yörüngesindeki NSA’ya ait uydular, Echelon projesi için, ses, görüntü ve internet trafiğini tespit edip NSA’ya gönderiyor.  Uydularla çalışan dev sistemde; KH-11 ve LaCrosse RI uyduları yüksek çözünürlüklü casus fotoğraflama yapıyor.  Orion Vortex uyduları Telekom takibi, Trumpet uyduları cep telefon tabipleri, Parsae uyduları okyanus takibi, SDS uydusu veri aktarım işlemleri, DSP uyduları füze erken ikaz sistemi, DMSP uyduları ise nükleer hareketlilikleri takip ve izleme görevini yapıyorlar.  ABD nükleer denizaltıları, kıtalar arasında haberleşmeyi sağlayan okyanus diplerindeki kablolara gizlice alıcılar yerleştiriyordu.  Echelon sistemi için çalışan gemiler okyanuslarda sürekli seyir halindeler. Bu gemiler topladıkları bilgileri sistemli olarak NSA merkezine iletiyor.  2000’li yıllara kadar Boeing 707 gövdeleri üzerinde geliştirilen RG-135 tipi uçaklar, taşıdıkları süper bilgisayarlarla Echelon için çalışıyorlardı.  Ve Echelon’un yer istasyonları.  Bu istasyonlar genelde ABD’nin büyükelçiliklerinde konuşluydu ve ev sahibi ülkelerin denetimi olmaksızın görev yapıyordu.  Bunlar 2000’li yılların başında sızan bilgiler.  Bugünü düşünün.  Daha o yıllarda yüzlerce casus uydu, dünya çevresindeki bir yörüngede faaldi.  Bunlar hem askeri hedefleri izlemekte hem de dünyanın neresinde olursa olsun insanların yatak odalarının içlerini bile görüntüleyebilecek uluslararası telefon, teleks veya veri bağlantılarını sistematik olarak inceleyip ilginç bilgilerin bulunup bulunmadığını araştırabilecek özellikteydi.  Kıtalararası iletişim hatlarını dinlemek gibi çeşitli yöntemlerle, dünya üzerindeki iletişim sistemlerinden geçen veri paketleri Echelon tarafından toplanır.  ABD’nin okyanus tabanındaki telefon hatlarını kontrol altında tutabilmek için bu kablolara dinleme cihazı yerleştirdiği bilinmekteydi.  Bu cihazlardan biri 1982’de kabloların bakımını yapan bir Fransız sualtı ekibi tarafından bulunmuştur.

Wayne Madsen, ham bilgileri değerlendiren bir analist olarak ABD Donanması, Dışişleri Bakanlığı, FBI ve NSA’da yıllarca hizmet vermişti.  2001 yılında Madsen, NSA’nın tüm dünyadaki, telefon, faks, cep telefonu, e-mail, uydu telefonu konuşmalarını ve yazışmaları çözebilen SIGNET adında ileri teknoloji ürünü bir ağ kurduğunu belirtti.  Wayne Madsen’e göre SIGNET, Avrupa’nın tartıştığı Echelon’dan çok büyük ve çok kapsamlı.  Madsen, “Echelon’un sınırları var ama SIGNET, istenilen herkes ve her şeyi izliyor” diyordu.  1999 yılı itibariyle NSA Türkçe dahil 66 yabancı dili ve hatta aynı dilin farklı şivelerini bile rahatlıkla dinleyebiliyor, her gün 3 milyar iletişimi denetleyebiliyordu.  Ya bugün?


   İnsanlar yiyecek ekmek ve yatacak yer buldular mı, düşünmekten kaçınırlar.

Site Hakkında