Hicretten üç yıl önce, Mekke’de Kudüs’e doğru namaz kılınmaya başlandı. Medine’de bulunan ilk müslümanlar da namazlarını Kudüs’e doğru kılıyorlardı. Kudüs aynı zamanda hem yahudilerin hem de hıristiyanların kıblesiydi. Yahudiler Müslümanlara sürekli “Hem dinimizi beğenmezler hem de kıblemize dönerler” diyerek tazyikte bulunurlardı.
Rasûl-i Ekrem Kudüse karşı namaz kılarken, Kâbe’nin arkada kalmasından üzüntü duyardı. Hicretin ikinci yılı Receb ayı ortalarında, bir pazartesi günü idi: Rasûl-i Ekrem, “Seleme oğulları” yurduna gitmiş, oranın mescidinde öğle namazını Kudüs’e doğru kıldırıyordu. Namaz içinde kıblenin değişmesi hakkında ilâhî vahiy geldi. Birinci rek’at kılınmış, ikinci rek’atin sonuna gelinmişti. Kudüs’deki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Mescid-i Harâm’a doğru dönülmesi emrolundu: Rasûl-i Ekrem, namaz ortasında yüzünü Kudüs’den Kâ’be’ye doğru çevirdi. Cemaat de saflarıyle beraber döndüler.






