RSS

Şapkadan Çıkan Tavşan

Tarih: Ağu 31 2013

Tavşan Şapka

Can Dündar Villası

Tarih: Ağu 31 2013

Can Dündar Villası

Bir grup ODTÜ’lünün, ağaç kesileceği iddiasıyla Ankara Büyükşehir’in yol yapım çalışmasına karşı nöbet çadırı kurarak engellemek istediği alanda Gezi destekçisi Can Dündar ile Ergenekon mahkumu Mustafa Balbay’a ait villaların bulunduğu ortaya çıktı. Yeni duble yol Dündar’ın da villasının bulunduğu sitenin 100 metre kadar yakınından geçecek. Bölge böylelikle hareketlenecek, çok seslilik oluşacak. Bu durumun Dündar gibilerin keyiflerini kaçırdığı, dolayısıyla yol yapımına karşı çıktıkları ifade ediliyor.

Betonlaşma ve Rant

Tarih: Ağu 30 2013

Yakınlarda, Başbakan Bodrum ve civarındaki sahilleri denizden teftiş etti ve betonlaşma çılgınlığının ne korkunç boyutlara ulaşmış olduğu gözleriyle gördü. Türkiye’deki betonlaşma artık bir çılgınlık ve azgınlık halini almıştır. En fazla beş milyon nüfusu kaldırabilecek İstanbul ve çevresi şu anda yirmi beş milyona ulaşmış olup, uygulanmaya konulan çılgın projelerle birkaç sene içinde kırk milyona ulaşacaktır. Bu betonlaşmaların, nüfus yoğunlaşmasının çareleri var mıdır? Vardır. Halkın, siyasi iktidarların, belediyelerin, aydınların, medyanın beşeri irade ile bu kötülüğü durdurması, frenlemesi gerekir. Bu yapılmazsa devreye dikey irade girer, feci hadiseler olur.

İstanbul yaşanmaz hale geldi. Yakın zamanda Birinci Boğaz Köprüsü tamir edilecekmiş. Şehir o zaman büsbütün yaşanmaz bir hale gelecektir. Üçüncü Köprü dolayısıyla İstanbul’un kuzeyindeki ormanlar, yeşillikler tahrip ediliyor. Duyduğuma göre askeriyenin elindeki arazilere de göz koyulmuş, onlar da yapılaşmaya, betonlaşmaya açılacakmış. 18 Ağustos Pazar günü Kartal’a bir düğüne gitmiştim. Hangi semtteydi tam hatırlamıyorum, dev bir AVM’nin önünden geçtik, kapalıydı. Şu anda pıtrak gibi yeni AVM’ler yapılıyor, bunların en az yarısı kapanacaktır. Evime çok yakın olan Kumkapı’ya gidiyorum, alışveriş yaptıktan sonra geri dönerken çok zorlanıyorum. Şehir karınca yuvası gibi. Doğru dürüst gezmenin, tozmanın, hava almanın imkânı kalmadı. Son bayramda o kadar trafik sıkıntısı varmış ki, normal zamanlarda üç saatte gidilen yere on iki saatte gidilmiş. Kaldırabileceği nüfusun beş misli göç alan İstanbul’da gökdelenler, rezidanslar, alışveriş merkezleri, binalar, binalar, binalar gece gündüz yükseliyor. Yıllardan beri zelzele yaklaşıyor diye feryatlar duyuyoruz ama hiçbir hazırlık yok. Yaklaşan büyük İstanbul zelzelesi sadece yüz binlerce binayı yıkmakla, yüz binlerce insanın canını almakla kalmayacak, Türkiye’yi çökertecektir. İstanbul Türkiye’nin beynidir, İstanbul çökerse Türkiye çöker. Büyük zelzeleden sonra yardım etmek bahanesiyle dost bir devletin donanmasının Marmara’ya gelip bölgeyi işgal edeceği söyleniyor.

İslam dini zinayı kesin olarak yasak etmiştir. İslam dini ribayı kesin olarak yasak etmiştir. Peygamberimiz (Salât ve selam olsun ona) yüksek binaları beğenmez ve sevmezdi. Çağdaş Türkiye zinalar, ribalar ve binalar ülkesi olmuştur. Türkiye halkı varını yoğunu binalara yatırmıştır. Son birkaç on yıl boyunca korkunç bir orman, yeşillik, tabiat katliamı yapılmıştır. Bu yaz yine ülkemizin her yerinde rant eşkıyası arazi mafyası kasıtlı orman yangınları çıkartmıştır. Bendeniz korkusuz bir yazarım haber veriyorum, uyarıyorum: Bu gidişatın sonu iyi olmaz.

(Mehmet Şevket Eygi)

Asarız Keseriz Havası

Tarih: Ağu 30 2013

Medyaya baktığımızda şöyle bir yaklaşım gözüküyor: Bir tarafta Suriye var, karşısında ise ABD, İngiltere, Fransa, Türkiye gibi ülkeler. Yani bire karşı çok.  Halbuki, açık veya gizli, iki tane ittifaklar zinciri var ortada. Demek istediğim şu: Suriye tarafı tek bir aktörden oluşmuyor. Suriye dediğiniz zaman, hemen ardından, Rusya, İran ve Çin, diye devam etmeniz gerek.  Bitmedi. Suriye takımının bir de Hizbullah’ı var icabında oyuna sokacak.  Öbür tarafta ise bugün Suriye’ye bir gol attıktan sonra, yarın dönüp kendi kalesine iki gol birden atma ihtimali bulunan El Kaide uzantısı El Nusra bulunuyor!  İttifaklar zinciri deyince İsrail’i de unutmamak gerekiyor. Vurulan Suriye, büyük olasılıkla ABD’ye karşılık veremeyecektir. Onun yerine dolaylı olarak İsrail’i hedef alacaktır mesela.  Amiyane tabirle: Sen, rakip ittifakın suratına yumruk attığında, o da senin karaciğerinden çalışıyor karşılık olarak.  Bu durumu basitçe örneklendirelim ki işin ucunun nerelere vardığı ortaya çıksın.

Dün İstanbul Cevizlibağ metrobüs istasyonunda görülen şüpheli paket olayına geniş bir perspektiften, yani Türkiye’ye saldırı bağlamında baktığımızda ne görüyoruz?  Paketin varlığı fark edilince ne oldu? Sadece metrobüs seferleri durdurulmak zorunda kalmadı, E-5 dediğimiz (aslında D-100) yol da trafiğe kapatıldı.  Bu ne anlama geliyor biliyor musunuz? İstanbul’un üçte biri bir saat boyunca felç oldu.  Şimdi iki-üç günde bir şüpheli paketler görüldüğünü. Bunları koyan Suriye ajanlarının da yalancı çoban durumuna düşmemek için bazı paketlerin patlamasını sağladıklarını düşünün.  Sabah veya akşam saatinde kesilen yollar, İstanbul’da yaşayanların bu sıcakta burnundan solumasına yol açacaktır.  Bir başka basit örnek: Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz‘ın ağzından kaçan sözü hatırlıyor musunuz: Yunanistan ile papaz olduğumuz dönemde komşu ormanlarda yangın çıkarmışız. Suriye niye aynısını yapmasın?

Bu iki basit örnek, çok sayıdan insanı öldürmeden de, bir ülkeye zarar verilebileceğini, huzursuzluk çıkarılabileceğini bize gösteriyor. Şu anda aklımıza gelen ve gelmeyen daha nice hedef var dünyada.  ABD‘nin Suriye’yi bombalaması kolay iş. Füze ve dronlarını kullanarak, burnu dahi kanamadan yapar bunu. Peki, Türkiye gibi, İsrail gibi ABD’nin bölgedeki müttefikleri ne olacak?  Şunu demek istiyorum: “Zafer sözü veren Esad, dünyaya meydan okudu” diyor ve gülüyoruz. Halbuki olaya Esad değil de Suriye, Rusya, İran, Çin, Hizbullah ittifakı diye baktığımızda hiç de alay edecek bir durum olmadığı ortaya çıkıyor.  Bu şartlar altında, asarız, keseriz, Suriye’yi şöyle yaparız, böyle yaparız demek hiç de gerçekçi bir tavır olmuyor.  İşin esası, dayanışmanın büyük ağabeyi Rusya’yı ikna etmekten geçiyor. Geçen seneden beri söylüyorum: Yarın sabah Rusya ile anlaşarak Tartus üssünü garanti edin, Esad öğleden sonra gider.

(Emre Aköz)

Suriye’ye Girmek Kolay Çıkmaz Zor

Tarih: Ağu 30 2013

Madem Suriye’ye giriyoruz.
Biraz tanıyalım.
Kimdir Suriye?
Araplar (yüzde 73), Kürtler(yüzde 9),
Türkler (yüzde 8), Hristiyanlar (yüzde 5) ve Dürziler (yüzde 2-3)
Birlikte yaşayamıyorlar.
Yarın girdin Suriye’ye. Topladın beşini, dedin ki:
Tamam kardeşim, Suriye’yi 5’e böldük.
Herkes kendi yoluna.
Bitti mi?
Bitmedi.
Neden?
Çünkü Suriyeli Araplar kendi içlerinde ayrıca kavgalı.
Ne Sünniler (yüzde 75) Nusayrilerle (yüzde 14-18) ne de
Dürziler (yüzde 2) Şiilerle (yüzde 1) yaşamak istiyor.
Farz et onları da ikna ettin.
Bitti mi?
Bitmedi.
Neden?
Suriyeli Sünni Araplar kendi içinde ayrıca kavgalı.
Ne Müslüman Kardeşler yanlısı Sünni Araplar laik rejim yanlısı
Sünni Araplarla, ne de Halep kökenli Sünni Araplar Şam kökenli
Sünni Araplarla yaşamak istiyor.
Hadi onları da barıştırdın!
Bitti mi?
Yine bitmedi.
Neden?
Bunlara ek olarak 3’e bölünmüş
Suriyeli Şiiler, 14 partili Suriyeli Kürtler var.
Esad Yanlısı Nusayriler ve Esad Karşıtı Nusayriler
olmak üzere bıçakla kesilmişçesine ikiye bölünmüş Nusayriler var.
Bu Suriye’ye girilir mi? Girilir elbet. Ama nasıl çıkılır onu hiç bilemiyorum!

(Candaş Tolga Işık)