Sözün Özü
 Kaderi dost edin ki, kedere düşmeyesin.

Arşiv: Aralık, 2007



Beş Laleler

bes-lale.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 30 Aralık 2007

Lalezar

lalezar-bahcesi.jpg

lalezar.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 30 Aralık 2007

Lale Bahçesi

 lale-bahcesi-tulip-garden.jpg

Amsterdam’s Keukenhof Gardens

Tür: , Yayın tarihi: 30 Aralık 2007

Ters Lale

ters-lale.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 30 Aralık 2007

The Elephant Man

elephant-man.jpg

joseph-carey-merrick.jpg

Joseph Carey Merrick (August 5, 1862 – April 11, 1890), known as “The Elephant Man”, gained the sympathy of Victorian era Britain because of the extreme malformity of his body.

Tür: , Yayın tarihi: 29 Aralık 2007

Sıkı tutunmak

siki-tutunmak.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 29 Aralık 2007

Yalnız düşünmek

yalnizca-dusunmek.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 29 Aralık 2007

Fossa

fossa-animal.jpg

The Fossa (Cryptoprocta ferox) is a mammal endemic to Madagascar.

Tür: , Yayın tarihi: 29 Aralık 2007

Ayı dilekçesi

ayi-uyanikligi.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007

Bakışlar

bakislar.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007

Günbatımında kartal

gunbatiminda-kartal.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007

Kardeş ayılar

kardes-ayilar.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007

Yalnızlık

yalnizlik.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007

Tırtılcık

tirtilcik.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007

Ayıcıklar

ayiciklar.jpg

 yavru-ayiciklar.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007

Burnundan soluyan geyik

burnundan-soluyan-geyik.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007

Geyik yavrusu

geyik-yavrusu.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007

305 metrelik dev radyo teleskop

arecibo-observatory-radyo-teleskop.jpg

The Arecibo Observatory is a very sensitive radio telescope located approximately 9 miles (14 km) south-southwest from the town of Arecibo in Puerto Rico. It is operated by Cornell University under cooperative agreement with the National Science Foundation. The observatory’s 305 m radio telescope is the largest single-aperture telescope ever constructed.

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007

Laik ve batıcı Benazir Butto

laik-ve-batici-benazir-butto.jpg

Benazir Butto 21 Haziran 1953 tarihinde Karaçi’de doğdu. Babası eski Pakistan devlet başkanı ve başbakanı Zülfikar Ali Butto, İngiltere’nin Oxford Üniversitesi’nde hukuk eğitimini yeni tamamlamıştı. Annesi ise İran Kürtlerinden Begüm Nusret Butto’dur.

Benazir Butto Harvard ve Oxford üniversitelerinde eğitim gördü. 1973 yılında Harvard Üniversitesi’nde lisans eğitimini tamamladı. 1977 yılında ise Oxford Üniversitesi’de Uluslararası Hukuk ve Diplomasi dallarında üst lisans eğitimi gördü.

Butto Oxford Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Pakistan’a geri döndü. Babasının tutuklanıp idam edilmesinden sonra bir süre ev hapsinde kaldı. 1984 yılında yurt dışına çıkmasına izin verilmesiyle, Büyük Britanya’ya taşındı ve orada sürgünde babasının muhalefet partisinin liderliğini yaptı. 1987 yılında çimento fabrikatörü Asif Ali Zardari ile evlendi. Çiftin Bilaval, Bahtiyar ve Asife adlarında 3 çocukları oldu.

Askeri cuntanın şefi Ziya ül Hak’ın 1988′de ölümünden sonra Pakistan’da 1977 yılından beri ilk kez serbest seçimler yapıldı. 19 Kasım 1988 tarihindeki bu seçimleri kazanan Butto, ilk kez bir müslüman ülkenin kadın başbakanı oldu. 2 Aralık’ta başbakan olarak göreve başladı. Yoğun yolsuzluk suçlamaları altında kalan hükümet 20 ay kadar sonra, askeri güçlerin desteğindeki devlet başkanı Gulam İshak Han tarafından, yeni seçimlere gidileceği gerekçesiyle devrildi. Ancak Butto aleyhindeki suçlamalar yargıya yansımadı. Yeni hükümeti Navaz Şerif kurdu. 1993 yılında Butto yeniden seçildiyse de, 3 yıl sonra hükümet yine yolsuzluk suçlamaları altında, devlet başkanı Faruk Leghari tarafından düşürüldü. Yüksek mahkeme de devlet başkanının kararını onayladı. Ancak Butto ve eşi Zardari hakkındaki suçlamaların doğruluğu kesinleşmedi.

Butto’ya yönelik eleştirilerin başlıca kaynağı Butto’nun ulusal reformları sonucu politik güçlerini yitirmeye başlayan Pencab bölgesindeki zengin toprak sahipleri ve bu bölgenin seçkinleriydi. Butto eski feodal yapıya karşı mücadele etti ve bu yapıyı Pakistan’ın stabilizasyonu önündeki engel olarak niteledi.

1999 yılında, Pervez Müşerref’in liderliğinde gerçekleşen askeri darbe sonrasında Pakistan’ı terk etmek zorunda kaldı. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentine yerleşti. 2002 yılında Pervez Müşerref pratikte Benazir Butto’nun tekrar başbakan seçilmesini önlemek amacıyla başbakanların en fazla iki dönem görev yapabilecekleri yolunda bir anayasa değişikliği yaptı.

2007 yılında Pervez Müşerref, Benazir Butto’yla Pakistan’a geri dönmesine zemin hazırlamak üzere müzakerelere başladı. Böylece Butto’nun Ocak 2008′de yapılacak olan başbakanlık seçimlerine muhalefet lideri olarak katılma olasılığı doğdu. Butto hakkında açılan davaların o zamana kadar sonuçlanması bekleniyordu.

Seçim çalışmalarına katılmak üzere Pakistan’a dönüş kararı alan Butto’ya karşı, El Kaide örgütünün saldırı tehdidinde bulunması üzerine, Müşerref, Butto’nun dönüşünü ertelemesini ve yüksek mahkemenin kendisiyle ilgili af istemine ilişkin kararını beklemesini istedi. Bu isteğe uymayan Benazir Butto, 18 Ekim 2007 gecesi, 8 yıllık sürgünden sonra Pakistan’a geri döndü. Ancak yandaşlarının sevgi gösterileriyle karşılanan Butto aynı gün bombalı bir suikast girişimine hedef oldu. Karaçi kenti yakınlarında gerçekleşen ve Benazir Butto’nun yara almadan kurtulduğu bu saldırıda 138 kişi yaşamını yitirdi, 248 kişi de yaralandı.

Butto, 27 Aralık 2007 tarihinde Ravalpindi’de düzenlediği seçim mitinginin ardından gerçekleştirilen intihar saldırısında hayatını kaybetti.

Bir intihar saldırganı, miting meydanından ayrılmak üzere olan Butto’nun aracına yaklaşarak, kendisine ateş açtı. Ardından da üzerindeki bombaları patlattı. Ensesinin arkasından ve göğsünden kurşun yarası alarak ağır yaralanan Benazir Butto hastaneye kaldırılarak ameliyata alındı. Ancak Butto’nun yerel saatle 18.16, Türkiye saati ile de 15.16′da öldüğü açıklandı.[2][3] Saldırıda en az 20 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.[2] Butto´nun ölümünden sonra, Müşerref tüm ülkede üç günlük yas ilan etti. Ülkedeki 2008 seçim arefesinde gerçekleşen bu olay sonrası, burada bir iç karışıklıktan korkulmaktadır.

(Wikipedia)

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007

İsyan deryasına yelken açmak

“Sedd-i zerâî”, fenalıklara ve günahlara götüren yolları tıkama, harama sebep olabilecek fiillerden kaçınma demektir. Mesela, zina büyük bir günahtır. Harama nazar bu günaha götüren bir sebep olduğu için o da günahtır ve yasaklanmıştır. Bunun için, Kur’an-ı Kerim, “Zina etmeyin”, “Yetim malı yemeyin” emrini ifade ederken “Zinaya yaklaşmayın”, “Yetim malına yaklaşmayın” şeklinde seslenmekte ve neticede günaha götürebilecek atmosferden uzak durmayı emretmektedir.

Evet, göz görür, kulak dinler, dil telaffuz eder; görülen, duyulan ve söylenen şeyler zihinde kurgulanır; tahayyül tasavvura dönüşür, o da gidip taakkulle belli bir kalıba dökülür, bir kılıfa girer.. ve sonra bu vetire insanın iradî davranışlarına tesir eder; el tutar, ayak gider. Dolayısıyla, daha tahayyül durağında iken günahın önü kesilmeli; onun tasavvura ve sonrasına ulaşmasına mani olunmalıdır. Mesela; harama nazar önü alınabilecek ve iradeyle kaçınılabilecek bir tehlikedir. Biraz gayret etseniz bakmamaya katlanabilirsiniz. Gözünüze ilişen çirkin bir manzaradan sıyrılma, iradenizin belini bükebilecek kadar büyük bir yük değildir; gözünüzü kapamaya irade gücünüz yeter. Fakat, nazarlarınızı haramdan çevirmez, kendinizi o işe salar ve bir “bakma tiryakisi” olursanız artık geriye dönme ihtimaliniz azalır. Hele bir de gözünüzden zihninize akan manzaraları tasavvurla, taakkulle besler ve büyütürseniz sahilden ayrılmış sayılırsınız. Ondan sonra geriye dönmek çok daha büyük cehd ü gayret ister. Şair bir arkadaşımın, “İsyan deryasına yelken açmışım, kenara çıkmaya koymuyor beni” dediği gibi, Allah muhafaza, o günah deryası, dalgaları arasında sizi evirir çevirir ve kıyıya çıkmanıza izin vermez.

Tam günah eşiğinde ve uçurumun kenarında iken geri dönebilen ve büyük bir felaketten kurtulan yiğitler de yok değildir. Mahşerin dehşet verici tehlikelerinden Allah’ın gölgesine sığınarak korunacak olan yedi grup insan anlatılırken, böyle bir iffet kahramanına da işaret edilmektedir. Zira namus ve haysiyetini muhafazada fevkalâde hassas ve şehevânî isteklerine karşı alabildiğine kararlı o babayiğit, güzellik ve servet sahibi bir kadının günaha davetini “Ben Allah’tan korkarım” çığlığıyla reddedebilmiş ve irade ile aşılamaz gibi görünen bir akabeyi aşabilmiştir. Evet, iffetli bir insanın ortaya koyduğu böyle bir kahramanlık herkese müyesser olmaz. Bu haller, çok istisnaî olan irade zaferleridir. O türlü durumlarda devrilmeme her insanın ulaşabileceği bir başarı değildir. Pek çokları o kaygan zeminlerde ayakta kalamaz ve yıkılır. Dolayısıyla, daha o noktaya kadar götürmeden meselenin önünü almak gerekir.

(Fethullah Gülen)

Tür: , Yayın tarihi: 28 Aralık 2007


Diğer sayfalara üyeler geçebilir...