Arşiv: Eylül, 2006
Çocukların veya büyüklerin üzerlerine takılan muska, cevşen, iğde dalı, üzerlik otu, çörek otu, veya arabalara, evlere vs. takılan nazar boncuğu, at nalı, öküz kafası, kurşun dökme veya asma gibi cahiliyye adeti ve inanışı olan ve bilgisizlikle devam edegelen bu işlerin, İslamdan önceye dayandığını ve Rasulullah’ın bu tür çarelerden hak olarak bahsetmediğini bilmek gerekir.
Tür: BATIL İNANIŞLAR , Yayın tarihi: 30 Eylül 2006

Mustafa Kemal Paşa, Diyarbakır’da himayesine aldığı Abdurrahim Tuncak ile birlikte. 1916
Tür: M. KEMAL ATATÜRK , Yayın tarihi: 30 Eylül 2006
Bediüzzaman, hicri 1327′de Şam’daki Emevi Camii’nde on bin kişilik bir cemaate verdiği Şam hutbesinde de yine, 1371′den sonraki İslam aleminin geleceğine yönelik izahlar yapmıştır:
“Evet şimdi olmasa da 30-40 SENE SONRA fen ve hakiki marifet (hüner, sanat , ilim ve fenlerle öğrenilen bilgi) ve medeniyetin mehasini (iyi ve faydalı yönlerini) o üç kuvveti tam teçhiz edip (o üç kuvvetle donatıp), cihazatını verip (gerekli ihtiyacını karşılayıp) o dokuz manileri mağlup edip (o dokuz engelleri yenip) dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını (gerçekleri araştırma eğilimi) ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi (insan sevgisini) o dokuz düşman taifesinin (sınıfının) cephesine göndermiş, inşallah YARIM ASIR SONRA onları darmadağın edecek.”
Bediüzzaman’ın vermiş olduğu bu tarih ile, bu hutbenin okunduğu tarihten 30-40 yıl sonrası, yani hicri 1401-1411 yılları kastedilmiştir. Miladi olarak ise bu tarihler “1981-1991 tarihlerine” denk gelmektedir.
Tür: B. SAİD NURSİ , Yayın tarihi: 30 Eylül 2006
Cezayir, Fransa için oldukça değerli bir topraktı. 19. yüzyıla kadar Osmanlı hakimiyetinde kalan Cezayir toprakları 1830 yılında Fransa topraklarına katıldı ve 132 yıl boyunca Fransa’nın sömürgesi olarak kaldı.
1954 yılından 1962 yılına kadar devam eden bağımsızlık mücadelesi esnasında, Cezayir ayaklanmasını bastırmak için 1.5 milyon insanı katleden Fransız yönetimi bu uygulaması sırasında yalnız değildi. Dünyadaki her türlü İslami hareketi kendisine yönelik bir tehdit sayan İsrail yönetimi, Cezayir ayaklanmasını bastırması için Fransızlara büyük destek vermişti.
Dönemin La Croix dergisi muhabirlerinden Jacques Duquesne işgenceler hakkında bakın ne yazıyor: “İşkence ve insanların kaybolması sorunları zihinleri devamlı bir şekilde meşgul etmekteydi. Erkekler, bazen de kadınlar tutuklanıyor ve daha sonra kendilerinden hiç haber alınamıyordu. Cesetlerinin taş bağlanarak denize atıldığı biliniyordu. Sayılarının genellikle 3 bini bulduğu ileri sürülüyordu ama Cezayir belediye başkanı Jacques Chevallier, 5 bin gibi bir rakamdan söz açmıştı. Fransız askerlerin baskı ve sindirme yöntemlerine ırza saldırı ve köyleri ortadan kaldırma uygulamalar da dahildi. Bir askerin anlattığına göre hastabakıcı olarak görev yaptığı birliğinde hemen hemen her sabah gece boyunca işkence gören kişileri tedavi ediyordu. Hemen hemen her yerde en çok uygulanan işkence şekli ise bazen kadınların cinsel organları da dahil olmak üzere vücudun her yerine elektrotlar yerleştirilerek cereyan vermekti. Diğer işkence yöntemleri ise insanı yok etme amacını taşıyordu. Kurbanın ya hortumla ağzının içine su sıkılıyor, ya tırnakları sökülüyor, ya başı su dolu küvete daldırılıyor yada ayakları zorlukla yere değecek şekilde saatlerce bileklerinden asılı tutulması sağlanıyordu. Ve daha başka yöntemler. Bütün bunları yazmak kolay değil. Ben bildiklerimin sadece çok az kısmını söyledim.”
Tür: DÜNYA HABERLERİ , Yayın tarihi: 30 Eylül 2006
Tür: KONUŞAN GÖRÜNTÜ , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006
Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) 9. Genel Kurulu’nda Genel Sekreter Yardımcısı Ersan Barkın Atatürk’ün kendi tekellerinde olduğunu iddia ederken, bir üye ise ‘Anıtkabir’in Mekke’den daha kutsal’ olduğunu öne sürmüş. Kongrede dile getirilen bu görüşler kamuoyundan büyük tepki aldı. Atatürkçü kimliğiyle tanınan isimler de yapılan konuşmalara tepki gösterdi.
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, ADD Genel Kurulu’nda söylenen sözleri saçma sapan olarak nitelendirdi. Beyaz, şunları söyledi: “Bu sözler Atatürkçülüğe ve Atatürk’e suikasttır. Eskiden de yapmışlardı. ‘Kâbe Arab’ın olsun Çankaya bize yeter’ demişlerdi. Halkın inancı ile Atatürkçülüğü çatıştırma gayretleri bunlar. Bunlar Atatürkçülük ile dini, Müslümanlığı, halkı çatıştırmak istiyor…
(27.06.2006 - Zaman)
Tür: TÜRK SİYASETİ , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006
1577 Osmanlı döneminde Van Gölündeki iskeleden Erciş, Ahlat ve Adilcevaz’a gemiler işlemekteydi. Kanuni Sultan Süleyman’ın İkinci İran Seferinde, Lütfi Paşanın delaletiyle Van Gölü’nde yapılacak gemilerin inşası Mimar Sinan’a havale olunarak üç kadırga yapılmıştır.
Devlete ait bu gemilerin çoğunluğu odun naklinde kullanılmakta olup 1582′de gemi sayısının 7′ye çıkarılmasına çalışılmıştır. Hatta odun naklinde devlete ait gemiler kifayet etmediğinden halkın bu maksat için gemi yapmasına müsaade edilmiştir.
Tür: OSMANLI TARİHİ , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006

John Forbes Nash Jr. (d. 13 Haziran 1928), Oyun teorisi alanında çalışan, Nash Dengesi’nin yaratıcısı, 1994 yılı Nobel Ekonomi ödülü sahibi Amerikalı matematikçidir. Yıllardır şizofreni hastasıdır. 21 yaşında hazırladığı doktora tezi, oyun teorisi, ona uzun yıllar sonra, 1994′te Nobel ödülü kazandırdı. Genç deha, John von Neumann’ın icadı olan oyun teorisindeki sorunları çözüp kullanılır hale getirdi. 30 yaşına kadar parlak fikirleri ve göze çarpan kişiliği sayesinde hızla yükselip matematik camiasının önde gelen isimlerinden oldu. MIT’de profesörlük yapmaya başladığında karısı Alicia Larde ile tanıştı. Larde o zamanlar daha bir fizik öğrencisiydi. Nash’in sorunları başlamadan kısa süre önce çiftin bir oğlu oldu.
Hastalığının ilk belirtileri 1958 yılında görülmeye başladı. Nash zaman zaman kendinin bir Japon samuray olduğuna, zaman zaman Antarktika’nın imparatoru olduğuna, bazen de uzaylılardan sadece kendisinin anlayabileceği metinler geldiğine inandı. Hatta bir keresinde yeni mezunlardan birine galaksilerarası ehliyet verip, gelip kendi devletinde yaşamasını teklif eder. Sık sık hastaneye girip çıkan Nash’i seven Alicia sonunda yedi yıllık evliliklerini bitirir. Ancak hiçbir zaman ilişkileri tamamen kesilmez. Aradan otuz yıl geçtikten sonra Nash aniden uykusundan uyandı. Hayatı bir kitabın bir de filmin konusu oldu. Alicia’yla yeniden evlendi. Yeniden öğretmenliğe başlayan Nash, artık kaçırdığı zamanı yakalamaya çalışıyor. A BEUTIFUL MIND filme konu olmuşdur.
Tür: BİYOGRAFİ , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006
Tıp dilinde anemi denilen kansızlık, kandaki kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli nedeni yeteri kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur kanamaları, aybaşı kanamalarının haddinden fazla olması, doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve kanserde de görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle özetlenebilir. Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, ve ayak bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır. İştahsızlık ishal ve bazen de kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir.
Tür: SAĞLIK , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006
600 tane bitki cinsi et yiyendir. (Camiraous)
Arılar, sivrisinekler ve diğer ses çıkaran böcekler bu sesi, kanatlarıyla çıkarırlar.
Dünyada en çok kullanılan isim, Muhammed ‘dir.
İnsan vücudunda 600 ‘ü aşkın adale (kas) vardır.
İnsan beyninin %85 ‘i sudur.
İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır.
Sıcak su soğuk sudan daha ağırdır.
İnsan vücudu bir saniyede iki milyon kırmızı kan hücresi üretir.
Aynı parmak izi gibi, her insanın dil izi de farklıdır.
Vücudumuzdaki kemiklerin dörtte biri ayaklarımızda bulunur.
Ampulü icat eden Thomas Edison, karanlıktan korkardı.
Salatalık bir sebze değil, meyvedir.
Eskimolar, yiyeceklerin donmaması için buzdolabı kullanırlar.
Gülmek için 17 adaleye ihtiyaç vardır. Surat asmak için ise 43 adaleye ihtiyaç vardır.
İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar; ama yetişkinde sayı 206 ‘ya düşüyor.
Tür: İLGİNÇ , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006
Sonsuz(¥), sadece matematikçilerin değil, düşünen herkesin ilgisini ve merakını çekmiştir. ¥’u sayı olarak düşünürsek; aklımızı zorlayıp “en büyük sayı”ya ulaştığımızı kabul edelim. O sayının mutlaka 1 fazlası olacağından yeni sayılar elde ederiz. Meselâ sayı doğrusunda 0 ile 1 arasında sonsuz adet reel sayı vardır. 0 ile 10 arasında da sonsuz adet sayı olduğuna göre bu iki sonsuz da birbirine eşit olamaz. Bu yüzden matematikte “¥/¥” ifadesi tanımsızdır. Aynı şekilde 1¥ ifadesi de henüz tanımlanamamıştır. Hâlbuki 1′in tüm üsleri 1′ eşit olmalıdır.
Tür: MATEMATİK , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006
Küçük bir havlu veya kumaş mendili masanın üzerine koyarız. Ortasına da bir kibrit çöpü. Mendili katlayıp kibriti mendilin içinde kırarız. Yalnız kırılma sesini herkes duysun. Mendili açtığımızda kibrit çöpü sapasağlamdır. Tabi ki bir kibrit çöpü kırıyoruz ama bu kırılan, mendilin ortasına koyduğumuz çöp değil. Peki hangisi? Elbette ki mendilin kenarında bulunan katlı yerin içine önceden koyduğumuz diğer çöp.
Tür: İLGİNÇ , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006
İlüzyonistlerin klasik numarası olan patlamayan balon, aslında çok basit bir numara. Balonun şiş geçirilecek yerlerine birer şeffaf bant yapıştırılırsa tabi ki patlamaz. Yalnız hava kaçırmaya başlayan balonu hemen numara biter bitmez patlatıp sırrımızı gizlememiz lâzım.
Tür: İLGİNÇ , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006

Şekilde birbirine yapışık, ortak merkezli iki tekerlek görülüyor. Kabul edelim ki büyük tekerleğin çevresi 10 cm, küçük tekerleğin çevresi de 5 cm olsun. Tekerlekler kendi etrafında sağ tarafa doğru bir tur döndüklerinde B (b) noktasına geliyorlar. Nasıl oluyor da büyük tekerlek 10 cm gittiğinde, küçük tekerlek te 10 cm gitmiş oluyor? Halbuki o da bir tur döndü ve çevresi 5 cm?
Tür: MATEMATİK , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006

İkinci şekil, birinci şekildeki parçaların yer değiştirmesi sonucu oluştuğuna göre neden 1 karelik fark oluştu?
Tür: MATEMATİK , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006
Alaaddin’in sihirli lambasından çıkan cin diyor ki: “Dile benden ne dilersen. Unutma ki sadece ‘bir’ dilek hakkın var ve mutlaka yerine gelecek.”
Alaaddin öyle bir istekte bulunuyor ki cin ne yapacağını şaşırıyor: “Benim tüm dileklerimi yerine getir!”
Tür: NÜKTE , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006
Epimenides bir Giritli idi ve şöyle diyordu:”Tüm Giritliler yalancıdır.”
Peki giritliler yalancıysa Epimenides’de yalancı oluyor. Öyleyse giritliler doğrucu mu?
Peki giritliler doğrucuysa neden Epimenides yalan söylüyor?
Tür: DÜŞÜNDÜREN YAZI , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006

Ortadaki Çizgiler eşit

Sipiral şekilleri aslında daire

Toplar altta mı üstte mi?
Tür: İLGİNÇ , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006

Sağdaki şekil büyük görünse de iki şekil birbirine eşit.
Tür: İLGİNÇ , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006
- Ünlü besteci Beethoven’in son bestesini, sağır olarak yaptığını.
- Paris’teki Versailles Sarayı’nın 1300 odası olduğunu ve hiç tuvaletinin olmadığını.
- Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksa idi, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplayacağını…
- Eyfel kulesinin yapımında toplam 6400 ton ağırlığında 18.100 adet demir parçası kullanıldığını…
- 17 Ağustos 1999 gecesi büyük bir deprem yaşadık. Kur’an-ı Kerim’in 7. (A’raf) suresinin 4. ayetinde sanki bu depremin anlatıldığını…”Biz nice memleketler halkını helâk ettik ki onlara azabımız, gece yatarlarken, yahut göndüz istirahat ederlerken gelmişti”
- Süleymaniye camiinin 4 minaresi olmasının sebebinin, Kanuni’nin İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah; bu dört minaredeki on şerefenin de Osmanlının onuncu padişahı olduğunun bir işareti anlamına geldiğini…
- Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km. ve dünya ile güneş arasındaki mesafenin de 150 milyon km. olduğunu…
- Osmanlı sultanlarının ve bazı alimlerin başlarındaki kavukların, kefenlerinden oluştuğunu, sık sık ölümü hatırlayıp ona göre karar verdiklerini, ayrıca öldükleri zaman hemen başlarındaki kefenle defnedildiklerini…
- Bir futbolcunun topa her kafa vuruşunda, beyninden bin hücrenin öldüğünü…
- Ortalama bir insanda 30.000-100.000 adet saç olduğunu, hergün yaklaşık 100 tanesinin döküldüğünü…
- İnsan vücudunun her 7 yılda -ölen hücrelerin yerine yenisi gelerek tamamen yenilendiğini…
- Amerikan halkının %60′ının ülkelerini, dünya haritasında bulamadıklarını…
- Sıfır’ı müslümanların bulduğunu…
- Dünyaya her yıl düşen yağış miktarının eşit olduğunu…
- Beşiktaş kulübünün kuruluşundaki Kırmızı-Beyaz renklerinin, Başkan savaşındaki malubiyetten sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirildiğini…
- Fenerbahçe Kulübünün ilk adının ‘Siyah Çoraplılar’ olduğunu…
- İbni Sina’nın göz ameliyatı yaptığını…
Tür: İLGİNÇ , Yayın tarihi: 29 Eylül 2006
Diğer sayfalara üyeler geçebilir...