Sözün Özü
 Sanat ne kadar uzun, hayat ne kadar kısa. (GOETHE)

Arşiv: Haziran, 2006



Komik ve üzücü bir kaza

uzun11697rt.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Taşpazarı

ofis122jd1.gif

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Av köpeği dediğin akıllı olmalı

normalresimler2200605291580319.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Windowsmatik

format20c6jg.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Yangına beyhude müdahele

e3210td.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

İnsan ayağından geleni yapmalı!

Clipboard012.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Yas tutan kasap kedileri

c405ru.gif

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Hırsızlıkta çare tükenmez!

30102005237gr.jpg

Demokraside ise hortumcuya çare tükenmiyor!

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Oturan boğa

200405233bf.gif

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Lütfen hep tavuk yiyin!

214670fl.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Piyanist köpek

84um.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Erkek cesareti

00023q9h0au7cf.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Dingil

00017xk.gif

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Fatih’i doktorları mı öldürdü?

Fatih Sultan Mehmed’in tabipleri
Fatih’in dördü İranlı, biri Türk, biri Arap, biri de yahudi asıllı olmak üzere yedi tabibi vardı. Aşağıda kendisinden söz edeceğimiz yahudi asıllı tabip Müslüman olduğunu söylüyordu. Bu kişinin asıl adı Maestro Lacopo idi. Ancak ihtida ettiğini söyledikten sonra Yakub adını aldı. Bu şahıs muhtelif yollarla ilerleyerek padişaha yanaşmayı başardı ve paşa unvanı aldı. Bu sebeple Tabip Yakub Paşa olarak anılırdı. Yahudi asıllı tabip Yakub ile İranlı tabip Lârî arasında aynı zamanda ciddi rekabet vardı. Tarihçi Hammer’in dediğine göre yahudi asıllı tabibin Fatih’e yanaşmasını da bu rekabet geciktirmiştir. Yoksa belki o çok daha erken padişahın yakınına yerleşecekti.

Tekfur Çayırı’ndaki Müdahaleler
Fatih’in Mısır seferine giderken Tekfur Çayırı’nda rahatsızlığının ilerlemesi üzerine önce İranlı tabip Lârî çağrıldı ve müdahale etmesi istendi. Fatih döneminde yaşamış olan ünlü tarihçi Âşık Paşazade’nin verdiği bilgiye göre İranlı tabip Lârî, Fatih’in ağrısının azalması için önce ayağından kan aldı. Ancak ağrı azalmayıp arttı. Bunun üzerine yahudi asıllı tabip Yakub Paşa çağrıldı. O da şerâb-ı fariğ denilen ilaç içirdi. İşte bu ilacı içmesi üzerine Sultan Fatih birkaç saat içinde hayatını kaybetti.

Tartışılan Konu
Hadisenin buraya kadarki kısmında tarihî kaynaklarda herhangi bir ihtilaf ve tartışma yok. Burada özet olarak verdiğimiz bilgiler başta yukarıda da adını zikrettiğimiz Âşık Paşazade olmak üzere, Fatih’in ölümünden söz eden tarihçilerin geneli tarafından tafsilatlı veya özet bir şekilde nakledilir. Peki, tartışılan husus nedir?

Burada tartışılan iki husus var: Birincisi: Muhtelif kaynaklarda belirtildiğine göre o zaman şerâb-ı fariğ olarak adlandırılan ilacın tehlikeli bir ilaç olduğu biliniyordu. Bu yüzden de çok zorunlu bir sebep ortaya çıkmadan kullanılmıyordu. Böyle olmasına rağmen Tabip Yakup Paşa bu ilacı Fatih’in ayağındaki ağrının azaltılması için neden içirdi? İkincisi: İçirilen şey gerçekten ilaç mıydı yoksa zehir miydi?

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Alkarısı veya albastı

Alkarısı veya Albastı özellikle lohusa dönemini yaşayan annelerin korkulu rüyası olan, çeşitli varyantları bütün Asya’ya ve bu arada Türk kültürünün çeşitli boylarına yayılmış bir inanıştır. Türk boylarında, alkarısı, albastı, al albıs, albıs, almış gibi isimlerle anılır. Efsanenin temeli Türklerin İslamiyet’ten önceki inanç sistemleri olan Şamanizm’e dayandırılabilir. Yakut larda, Kırgız larda, Kazaklarda, Özbeklerde, Kazan Tatarları nda, Gökoğuzlar da ve Anadolu Türklerinde lohusayı al karısından korumak için değişik çarelere baş vurulur.

Kırgız-Kazak inanışına göre iki türlü albastı vardır. Bunlardan Kara Albastı ciddi ve ağırbaşlı bir ruhtur. Sarı Albastı ise doğum yapan kadının ve çocuğunun ciğerini söküp suya atar. Hoca’nın veya Baksı’nın (Şaman’ın) okumasıyla giderler. Dış görünümü sarışın bir kadın suretindedir. Bazen keçi veya tilki suretlerine de girer. Baksı veya Ocaklı adamlar albastıyı yakaladıkları zaman, “Ey albastı, zalim! Koy ciğerini yerine! Zavallının canını iade et! Sözümü tutmazsan, bana hürmet etmezsen, gözlerini çıkarırım” şeklindeki efsun u söylerler.

Alkarısı lohusalara ve atlara musallat olan korkunç bir yaratıktır. Dış görünümü genelde albastı gibi cezbedici değildir. Uzun boylu, uzun parmaklı ve uzun tırnaklıdır. Çok çirkin ve iğrenç bir suratı vardır. Bedeni yağlı, uzun ve siyah saçlıdır. Saçları, aynı zamanda darmadağınıktır ve kocaman bir başa sahiptir. Dişleri at dişi gibi iri ve seyrek, ayakları ise terstir. Lohusaların ve yeni doğan çocukların ciğerlerini yiyerek beslenirler. Daha çok kırmızı elbise giyerler; su başında ve ağaçlık yerlerde yaşarlar.

Alkarısının varlığına inanılan her yerde, korunmak için de değişik çarelere başvurulmuştur. Kars’ta, özellikle geceleri, lohusa hanımı yalnız bırakmazlar, geceleri ışığı sürekli yakarlar, hasta yalnız kaldığı zamanlarda ise, ağzına sakız vererek onun uyumasına engel olurlar. Elazığ’da lohusanın başucuna su, süpürge ve Kuran konur, yakasına iğne türü bir şey takılır ve yanında sürekli bir erkek (eşi veya yakın akrabalarından bir erkek) bekler. Elazığ’ın bazı bölgelerinde ise kadının başına soğan, demir çubuk ve Kuran konur. Andolu’nun bir çok bölgesinde lohusanın başına beyaz yaşmak ve kırmızı tül bağlarlar. Kırmızı altın takarlar ve hastaya kırmızı şeker hediye ederler. Çünkü, alkarısının kırmızı rengi hiç savmediğine inanılır. Manisa’nın Karacaoğlanlı köyünde, kapının ağzına kazma kürek konulmaktadır. Bir şişin üzerine, elma, portakal, üzerlik, çörek otu ve mavi boncuk, kırmızı bir kordelayla bağlanıp, lohusanın başına bırakılır. Çukurova bölgesinde de benzer tedbirler alınır. Çocuğun veya lohusanın yastığının altına soğan, ayna, tarak, ekmek, bıçak, hamayli koyarlar, yüzünü kırmızı bir örtü ile kapatıp, yatağına da bir iğne takarlar. Ayrıcı lohusanın bulunduğu yerdeki bütün suların ağzını kapatırlar. Çünkü, al karısı, bazen de kuş şeklinde gelip, suya boncuk atar ve o esnada çocuk ölür.

Tür: , Yayın tarihi: 26 Haziran 2006

Nasa’nın bulduğu bir uzaylı resmi

NasaS Ufo Alien Body1.jpg

Hep bulunduğu iddia edilir ama hiç ortaya çıkmaz!

Tür: , Yayın tarihi: 25 Haziran 2006

Venüs’ten bir görüntü

NASA Hubble - Surface of Venus.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 25 Haziran 2006

Uzaydan piramitlerin görüntüsü

NASA - Egypt Piramides [2104X2104].jpg

Tür: , Yayın tarihi: 25 Haziran 2006

Yürüyen ev

maison.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 25 Haziran 2006

Bir kuş yuvası

kuslar_0001.jpg

Tür: , Yayın tarihi: 25 Haziran 2006


Diğer sayfalara üyeler geçebilir...